28 Ocak 1974

MEVLÂNA’yım ben!

1 YUNUS’umdan söz aldık, sözü gönülde bulduk. Hal ile hallendik, yolunda GÜL’lendik. YUVA’nın suyunda gönlümüz erdi dedik. Erenden maksat, aranmak. Cümlenize selam olsun, sohbeti dilimizde, ÖZ’ü gönlümüzde kalsın. CAN’dan gelsin, CANAN’da bulsun. Her dilek ersin, kulunu bulsun. Sudan geldik, suyumuz verdik. Sahib olan her kulun, gönlünü yuğduk. Sayanın saydığında, netice değişmez. Gören ile görmiyen, elbet bir olmaz. YUNUS’um der ki: “ Yoksul kulu, ‘ALLAH’ım.’ der, ateşini diler; zengin kulu, ‘ALLAH’ım.’ der ötesini diler. Yoksul isen, O’nun ile ısınırsın; zengin isen, O’nun için döşenirsin. O’nun ile ısınmak mı evladır, O’nun için döşenmek mi? O’nun için yapılan, ikilikte; O’nun ile BİR olan, TEKLİK’te. Yaprağı bol olan ağacın, gölgesi büyüktür. Yaprağı kıt olan ağacın, meyvesi bol olur. ‘Neymiş?..’ demeyin. Suyunu yolundan alan, selden masun kalandır. Sarmayı dilersen, kökünden düşün ki; alacağın, sana da ağaca da yol versin. Komşuda olanın, sana gelenin sözünü etme ki; yerini bulsun. Denenin yanlışı yok. Yumuşak yolun özüdür, maddenin sözüdür. Maddenin değeri gününde bilinir, geçende unutulur. Mana; her geçen gün, daha geniş yer alır. Onun için; mana ile hemhal olunuz, selameti orada bulunuz. Maddenin yazısı oradan, mananın sözü buradan. Ne dense, ne yol yürünse; olacak yazılıdır. Onun için maddeyi bırakın, YAZAN’ın yazdığı gibi olsun. Manayı dileyin ki gönlünüz paklansın. (Kulun kimliği, ezelde yazılmış mıdır? Şaki veya mümin gibi?) Elbet. ALLAH kuluna; kendini buldurmak, kimliğini bildirmek için gönderir. Tövbekar olan kulun hatası, affolur. Dersin ki, ‘Yazı değişir mi?’ Doğuşun değeri, odur. Tekamül denen, orda buluştur. RUH’u bölüş, kainata serpiş, arıtıp tekrar dönüş. Dönüş nereye? Kendine. Önce kendine, sonra arı gönülle HAKK’a. CAN’dan aranan nedir? Arılık. Her yaratılan gelir, dünyaya uyar. CAN’da bulamazsa, CANAN’da arar. Kendini, ne olursan ol buldurur. Yazı odur. Ezelde, RUHLAR yaratıldıkta, düzenin dışına çıkana ‘GEL!’ dendikte; gelişe uymayan asi RUHLAR’ın, dünyaya gelişte de asi olacağı, elbet yazılıdır. EZEL ALEMİ, her türlü cezadan masundur. Dünyaya gelişin hikmeti odur. ‘Düzene uymak, kendini bulmak yazılı ise, nasıl bulur?’ dersin. Gökyüzünde uçan kuşa yön verebilir misin? Uyarsa sürü olur gider, sürüden ayrılan helak olur. ALLAH’ım kulunu, beden kafesi ile dünyaya vermiş, kendine öyle yön buldurmuş. Kulunu helak olmasın diye korumuş. Yerini bilen, yolunu gören; yürür. Asi kulu, her adımda taş ile vurulur. Ceza mıdır? Asla. Taşa vuracak ki, doğru yolunda gitsin. Sözümüz açık. Dönüş O’nadır, kendini bulanadır. Bulmadan dönmez, ALLAH’ım izin vermez. EYVALLAH. Yanılmış olunmasın, asi kulu kalmaz. Ne var ki, her bulanın yeri bir olmaz. Her kul, ALLAH’ımı bildiğince bulur. Buluş, kendine oluştur. ALLAH’ımın takdiri; buluşta değil oluştadır, kulunu asilikten kurtarıştadır. VELİLERİ verir, PEYGAMBERLERİ ile gönderir, yolun aslını gösterir. ‘Su olayım, nereye  akarsam akayım.’ dersen; elbet yolun uzamış, ancak varışa uymuş olursun. ‘Akan suya uymak nasıl olsa, varış bana, nerden olursu olsun.’ deme. Oymayı duyan, övmeyi bilendir. Övmeyi bilen, yumuşak olandır. Yudum-yudum alalım, ne var ki dökmeyelim. ‘Yerimiz bol, yolumuz dar.’ demiyelim. Dar yol, gidişten sorumlu değildir. Sadece gidişe yer veren, görüşten mahrum olmasın. Armağan, layık olanın muradı olmalı. Her dileyen değil, layık olanın alacağı bilinmeli. Dost dendikte, CAN ile sarılmalı, ‘CANAN’dan gelir.’ demeli. ‘Donanma, cemiyetin kuralıdır.’ denilmeli. Sunduk söz diye, arıdan bal diye. Kul alsın, gönlünde bulsun, ne güzel hal diye.

2 Somun HAZRETİ İBRAHİM’den gelsin, gelişini cümleniz bilsin. Geldi, cümlenizi gördü, gönülleri yuğdu. “Cümlesi hal ile bulsun, GÜL ile BİR olsun. Sayıda çok, gönülde tek kasınlar.” dedi.

3 Dünya hali gelir-geçer, ne olsa ne bulsa, kul sonunda göçer. Taş bulan kaçar, güç bulan şaşar. Kaçsa da, şaşsa da; akıbet olacaktır, kul kapıyı bulacaktır. Elekten gecelim, kaçmaktan duralım, şaşmaktan kalalım, ‘İlle KAPIN, ALLAH’ım.’ diyelim. Yollu yolu ile, halli hali ile bulur. Seyrine dalalım, gönül ile bulalım, EYVALLAH diyelim, cümleyi selamlıyalım. CAN’dan geçtik, CAN’dan göçtük, CANAN’da buluştuk. Cümlenizi dileyelim, gelişte buluşalım. O’nun KAPISI, gönüldür tapusu. Ne kadar mamur eylersen, o kadar hamur bulursun. Fırında pişirirsen, olumlu gelirsin. Un beden, su iman. Vermezsen duman, gelişin yaman. EYVALLAH. Öyle ya, fırınsız gelirsen, hamursuz kalırsın.

ALLAH’ıma emanet olunuz. 

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH