23 Mart 1974
MEVLÂNA’yım ben!
1 Sunduk
gelince, gördük gülünce. Sözü-söze bağladık, yolumuza ekledik, her kulunu
bekledik. Gelenin-gelmeyenin, yolumuzu bilmeyenin yoluna sözümüz yok. Selam
olsun sizlere, NUR saçılsın yüzlere, aydın gelsin gözlere, kavuştursun
bizlere. Söyleyenle beraberiz, dinleyenle olalım, olandan dağılanı
bilelim. Yanılmayın! Olandan dağılan nedir? Ermiş meyvenin
çekirdeğidir. Her bir çekirdek, bin çekirdeğe özettir. Her gelen,
kulluğa namzettir. “Yapıya katılalım, katıkta noktayı bilelim. Bina benim
eserim demeyelim.” dedi, EBUBEKİR HAZRETLERİ söze nokta koydu.
2 Vergide sevgi vardır, alanda saygı. Seven verir,
alan erir. Yerini bulmayan kum, dökülür. Yerini almayan kum nedir? YARATAN’ın
elbet yarattığıdır. Ne var ki, binada yeri hazır değildir. Kum tanesi
denmesin, tane ufak görülmesin. Her kum birbirini buldukta, el-ele verdikte;
binanın temeline oturur. Danışılan, elbet aykırı değildir. Mimar
çizer, binayı çözer. Çalışan, O’ndan gününü izler. Danışma, o
yoldadır. Günün gecesi olmasa, yarını bilinmez. Vurduğun tokat,
değerini sende değil onda bulur. Vurduğun; kaybınadır, dökülen
kumunadır. Dünyayı, dünyayı dileyene bıraksan; seni siler, arayı böler. Ne sen
yürü, ne onu bırak. Gayretin; beraber yürümek olsun ki, çekirdek beden bulsun. MEYDAN verildi, MEYDAN geçildi,
‘YUYAN.’ dendi seçildi. Seçilen getirdi. Kimi? Elini her vereni, elbet geleni.
Gelmem diyen gelir mi, varlığında erir mi? Vurmayı değil, sarmayı
bildik, ‘YAR, SENDEN!’ dedik, verdik. ‘Var mıdır?’ diyene, var dedik. ‘YAR mıdır?’ diyene,
sor dedik. Sardığında, bulduğun nedir? Söz ile MEVLÂNA dersiniz, ÖZ ile HAKK’ı
sararsınız. ADI’nı dilde, ZATI’nı gönülde bulursunuz.
MEVLÂNA’yım!
3 Sofrayı açandan olduk, aşını seçenden sorduk.
Varsın nasibini görsün, kulu yeter ki O’nu bilsin dendi. Cümle, cümle ile
BİR oldu. Birbirimizi sevelim, hatalarımız ile. Birbirimizi sevelim, cümle
günahlarımız ile. ‘Gördük!..’ dediğimiz yerde, ağzımıza yama koyalım.
‘Bildik!..’ dediğimiz yere, nokta vuralım. Nokta koymayanda, sonsuza varır.
Kula sonsuzluk, asla yoktur. Her olay noktalanır. Sadece kainat noktasızdır.
Duman uzakta olsa da; RAHMETİ’nden diyelim, darlığa düşmeyelim.
4 Cümlenize sorgu vereyim, deryanın tuzunu arayım.
Tuzunu nerden alır, rahmeti neden katıksızdır? (Soru üzerine muhtelif fikirler atıldı. Cevabı, MEVLÂNA
HAZRETLERİNE bırakıldı.) Tuz, deryanın madde halidir. Nasıl ki kul,
sadece RUH’u ile döner, dönüşte her hali siler. Deryanın tuzu; ne
kabındandır, ne tadından. Tuzunun arıttığınca, suyu hafifler. Neden?
Dumana yer vermediğinden. (Deryanın
dumanı olur mu?) Elbet olur. Kaynağın bittiği yerde,
buharlaşma başlar. ALLAH’a emanet olunuz. Sözün yorumunda; yoldan
değil, halden örnek alırız.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH