1 Nisan 1974

MEVLÂNA’yım ben!

1 YUNUS’um ile geldim, sözü beraber verdim. Anıldığı gibi dedim. Yerden gelen; yerde gördüğünü bilendir, suyun aktığını görendir, YUNUS’tan elini alandır, ona gönlünü verendir. EYVALLAH dedik, sözü YUNUS’uma verdik:

2 “Söz bizde, sohbet sizde; yol bizde, gönül sizde. Darlığa düşmeyeyim dersen, varlığa söz etme. Yormayı düşünmediğin tay, vermeyi denemez. Yeşilden geçersen, düşünmediğin seni bulmaz. ‘Güzel olmayan?’ deme, kainat haram yemez. Çünkü YARATAN hataya düşmez. YAZAN’ın yazdığı, görene yol açar. Günün bittiği yerde, karanlık başlar. Karanlık odur ki; kul dışında kalsın, içinde olmasın. ‘Nasıl olur?’ derseniz; olanın oluşu, kaderin yazılışındandır. Dünyanın oluşu, kul ile doluşu; YAZAN’ın takdiri değil mi? YUNUS’um! Yoldan aldım, yolda gördüğümü bildim. Bildiğim, gördüğüm kadar; uyduğum, duyduğum kadar. Sen de duyduğuna uy. Gönlünden geçenden, görgünü açandan ayrı durma. ‘Nerden gelse?’ deme. Gelmeyi dileyen değil, yazılan gelir. Günden dönme. Gidene ayak uydurulur.” dedi selamladı.

3 Olmuş denen görülendir. Olacak denen beklenendir. Olmuşu geçtik. Bekleneni düşünmek, anın ötesine bakmaktır. Görebilirsen, doğru. Yamayı dileyen mi, yumağa düğümleyen mi gereklidir? Yamayı dilersen, YARDIMCI’n gelir elbet, yumağın düğümüne ne hacet? ‘Yumağım düğümlendi, çözmeye gayret’ dersin. Gayretten maksat nedir? Elbet sabır. Yorulmayan elde hüner görülmez. Karanlık yolda, fener yok ise, geleni göremezsin. Göreyim demek için, feneri sen yak. Fenerin yandığı yer, elbet karanlık olan yerdir. Karanlık, sadece dünya kulunadır. Giden; karanlıktan sıyrılandır, vardığı yerde hakikati bulandır. Bulandan olana ne mutlu, çevreyi görene ne mutlu. Gam, gönlünü fenersiz bırakanadır. Yemin denmesin. Sözün olduğu yerde, kulun varışı bilinmediğinden, yemine yer verildi. Yol dönüşünde yemin silindi.

4 “Kayguyu silelim, giden ile gelene niyaz edelim.” dedi YAHYA EFENDİ sözü aldı:

5 “Güneşin doğuşuna baktın mı, suyun akışını seyrettin mi? Ne güneş yirmi dört saat arayla aynı yerden doğar, ne su akışında geriye döner. EYVALLAH. e’ye. ‘Aynı yolda mı yürüsem?’ dersin. Ne yürümek, ne dönmek senin elinde değil. Senin elinde olan; sadece uymak, uyduğun halinde huzuru bulmak. Güzellik odur ki; çirkin ile beraber olmak, ne güzel uydu diyebilmek. Çirkin dediğim, aslında güzel olandır. Çünkü, YARATAN’ın çirkin yarattığı görülmemiştir. Çirkin görülen, kulun kendi hatasıdır. Yanlış yok! ‘Ölüm de güzel mi?’ derseniz. Ölümün doğuş olduğunu bilseniz; çirkin demezdiniz, gözyaşı akıtmazdınız. Unutulmasın, doğan bildiğine ağlar; ölen öldüğüne, ölürken gördüğüne güler. Doğanın güldüğü, ölenin ağladığı görülmemiştir. Her kulun kaderi, çirkin örülmemiştir.

MEVLÂNA’yım!

6 YAR dedik geldik, çiçek dedik, cümle gönüllere serdik. Gemiye gelenin, yolum olsun diyenin, kimliğini gördük. Yenmeyi dilersen, sevmeyi dile. Yenilmeyi dileyen elbet olmaz. Ne var ki, yenilmekten asla kaçınılmaz. Suyunu diledin mi, ‘ULU’m kimdir?’ dedin mi, andığına uydun mu? Mümin olan bilir. YUNUS’um der ki: “ Geç kalan yorulur. Neden? Yetişeyim der koşar. Oluşuna uydun mu, YARDIMCI’nı duydun mu? SARI SALTUK. m’nin ULU’su. Kumandan. Almayı düşünmeden, vermeğe bakma. Yerde olanı silme, serde olanı bölme, düşündüğünden kalma. Dörtte kalmaz, yediye varmaz, YARDIMCI’n seni bırakmaz. Geride kalma, ne olur deme. Dayandığın YÜCE olsun, kuluna ceket iliklenmesin. Verecek olan, sadece YÜCE’dir. EYVALLAH. Olan olacaktır, yazılan görülecektir. Ne var ki, ne benden ne benden, sadece YÜCE’nin yazdığından. Gerçek nedir? Olanın görüldüğü, olanın yazıldığıdır. Umut, gerçek olmayandır. Gerçek olanı bileyim derseniz, olana uymak ile. Aymayı bilirsen, geleni sorarsan, alacağın nedir? Selam alırsın, selam verirsin. ‘a’ya’

7 Açmayı dileyene soralım. ‘e’ye’ Gözden almazsan, gönüle verebilir misin? Sözden uymazsan, yönünü bulabilir misin? Savaş, düşmana karşı olur. Sen, düşman bilir misin? Düşman diyen, yolunu ters çevirendir. Sen yolundan döner misin?  Önünde sonsuz ufuklar görülür. Bulut olsa, şikayetçi olabilir misin? Ufkumu kararttı diyebilir misin? Bilirsin ki bulut geçecek, başka yollar seçecek. Senin ufkun, yeniden açılacak. Onun için; gelene söz edilmesin, geçenin derdine düşülmesin. ‘Gönülden olana söz edilmez’ dersen; yel ile gelen, sel ile gider derim. ‘Yanlış’ deme! Gönül HAKK’ın her kuluna açıktır. Ne var ki HAK, gönlün tek sahibidir. Cümlenize selam olsun. ‘Bana söz..’ diyene, gönlüm onunla bilsin. ‘r. hanım’  

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

(Resim verildi: SARI SALTUK)

8 Ekin dedi yürüdü, yastık diye uyudu. Gönlünü saldı, SARI SALTUK’u buldu. HAK ERENLER, BİR oldu. EYVALLAH. “El-elde olsun, gönül darda kalmasın.” dedi, hediyesini verdi.

(Karı-koca ilişkilerinde, kimin kime egemen olacağı tartışılırken.)

9  Er yoldaş olur, hatun haldaş. Yuvanın yoluna baş koydukta; her hal silinir, kader bölünür, ikiden birliğe varılır, sende-ben aranır. Bende-sen, sende-ben. İkiye varılırsa, O unutulur. ALLAH’ım gönüllere huzur versin, her kulda gölgeyi silsin.