4 Nisan 1974

(Kandil: PEYGAMBER EFENDİMİZ’in doğumu)

MEVLÂNA’yım ben! 

1 YUVA’mız gönüllere açık. Dileyen gelir, gelen dileğince alır. Verdimiz ne azalır, ne bölünür; verdikçe dallanır. Cümlenize selam olsun. Selam HAK’tan gelsin, HAK diyeni bulsun. Cümle, gönlünce GÜL’lensin, GÜL’ünce dallansın, her dalı çiçeklensin. Verenin vericisi, görenin dericisiyiz.

2 Geldik ADI ile, bulduk andı ile. Sardık-sarasıya, döndük bulasıya, sevdik doyasıya. Almayan, alandan olsun, gelen güne sözümüz verilsin. Sohbetimiz, yarın gelende de söylensin, yazıya gine de verilsin.

3 Gönülden açılan; yerinden olmaz, serinden kalmaz. Yerinden neden olmaz? Çünkü veren, doğrudan gönüle verir. Ne yerde arar, ne serden sorar. Saymayı dileyen, saygıyı ölçüye ne ile vurur? Saygıyı dolanmaya değil, düşünmeye veriniz. Her hale uyunuz. Uyuşta selamet görülür. Yerini bilenin, yorumu hatalı olmaz. Kul HAK ADI’na yürürse, saygıda kusur etmez. Saygı, diz büküp boyun kırmak değildir. Her kulun hakkına, kendi hakkını eşit bilmektir. Kendi hakkını çiğneyip başkasına bağışlamak, kendine olan saygıda kusur etmektir. ALLAH’ım, her kuluna, vergide kusur etmemiş. Kulu da, kendi dahil, kusurdan uzak kalması gerekir.

4 “Dayadım bastonu, serdiğim postumu; cümleye açtım, ortaya geçtim.” dedi YUNUS’um geldi:

5 “Gönüller eş olsun, güzeller düş olsun, gününüz baş olsun. GÜL’ünüz hoşnut kalsın. Suyunuz aktıkça, cümleniz toplaştıkça; gelenler artsın. Cümlenizi HAKK’ın RAHMETİ örtsün.” dedi, yumuşak yoldan yürüdü.

6 Güneşe uyanın, gölgeyi bilenin yardımcısı olur.

7 Yaya gidene uysa, yoluna gönül koysa; gideceği yer neresidir? Elbet HAKK’ın KAPISI’dır.

8 Vermeyi dileyenden, almayı dileyene selamıdır. Aynayı yüzüne vuralım dedik. Hamurunu yeniden karalım, yolunda hanlar kuralım, giden ile gelenden haber soralım. ŞEMS’ten verileni, YAHYA’dan bilelim. Yargıya, günde değil gelende düşelim dedik. Çünkü karara yargı gerekmez. Yazılanın kararı, kuluna düşmez. Devrine değil, devrana bak. Geçen ile değil, olan ile öğün. Gelen için, sakın dövüneyim deme. Çünkü geleni sen bilemezsin, güzeli göremezsin. ‘Boş olan bahçeme, dikeceğim nedir?’ dersen; önce toprağı belle, RAHMETİ ile sula. Ekeceğini sen değil, HAKK’ın seçer. HAKK’ın bahçene diktiğini, O’nun kulu biçer. Selamını alasın, gün senindir bilesin. 

9 “Selam ile geldim, cümleye verdim.” YUNUS ALEYHİSSELAM HAZRETLERİ, Selamı’nı getirdi. (HAZRETİ PEYGAMBER MUHAMMED EFENDİMİZ’den.) “GÜLÜ’nden yol açıldı, kainat öyle günde seçildi. Senden-benden-cümleden, gönül dolusu selam götürdü. Sayanın sayısı kadar, sevenin sevgisi kadar yakın oldu. Günde cümlenin günahı silindi, sevabına bölündü.” dedi, yerini söze verdi.

10 Seyrinden geçilmeyen, deryada seçilmeyen balık hangisidir? Yunus değil mi? Yolunu şaşıranın rehberi olmaz mı? Yolunda yolcu ile beraber yürümez mi? ALLAH’ım cümlenizden RAZI olsun, gönüller GÜL’le dolsun. Yolunda gidenlerin yardımcısı, yolunu şaşıranların yordamcısı olsun.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH