13 Mayıs 1974

MEVLÂNA’yım ben!

1 Yenilmedik olmaz, el başta kalmaz, yel ile gelen, her olayda sel ile gitmez. Yanılmayın! Geçmez demedim.

2 Gemiye gelen her kulun sorumlusu, elbet kaptandır. ‘Olmuyor!’ dediğin HAK’tandır. Gene HAK’tan gelecek, yemyeşil ottan şifa alacak. ‘Ne demek?’ dendi, yemyeşil ot soruldu. Cumayı andık, yerini bildik, LOKMAN’dan danıştık: “Güneşten uzak kalmasın, ne var ki tenine almasın.” dendi. “Gemiye gelen sizler, kaptana veren bizler.” dedi, LOKMAN söze bağladı:

3 “Gedik açılmaz, alan geçilmez, nane dendikte, renkten sorulmaz. Baştan-ayağa açar, taze oldukta özünü seçer. Midenin özünden, LOKMAN’ın sözünden geçilmesin. Midenin özünden gelir. Suyu sarardıkta, başında bulur. Geçenden olacak. Her gün doğuşunda, ‘ALLAH’ım!’ de. ‘Başım, gövdem, ayağım, SEN’in emanetinde. Gönlüm SEN’de. İyi oldum. Yarına daha iyi olacağım.’ Kul dileğini bulur! Niyazın ilacına denktir, her kulun ömrü cenktir. Ne var ki, her kula, denk cengaver gelmez. Gönlünün varlığı, darlığı siler, her olayda kahrı böler. Güzellik odur ki, yerini bilene, kilimi serer.

4 Aynayı verenin yerini sorarsan, YARATAN’dandır. Dendiği gibi oldu, ‘Olmuyor!’ denen açıldı, onbir’in üçü seçildi, t’ye dileğinin müjdesi verildi. ‘Dünyayı bilenlerden, hizmeti görenlerden olsun!..’ dedi, diledi. Yeniyi bilenin, eskiyi diyenin hizmeti söylendi. İlimden dendi, yardımcı istendi, onun müjdesi verildi. Onbir’in her biri sözcü olmaz! Yolunda hizmeti, cümleye verme dileği ile seçilir.

5 Yeşil renginden geçmeden, suyundan kaynamadan içilir. Elbet tadına tat katılacak. Çay diye içilsin, ‘Geçmezse?..’ denmesin, şüphe silinsin. Darlık sana gelmez, kumunda taş olmaz. Gülenden olasın, GÜLÜ’nde bulasın, serinde yumuşaklık göresin. Cumayı dedik, yerini yoluna bağladık. Her kulun ‘Yerim.’ dediği, kendini bulduğu bir mekan vardır. t’nin eşine. ‘Duymazsam?..’ denmesin, gelenin yerini, dileyen hazırlasın. Sunduk verdik, ALLAH’ımdan şifa diledik. ‘Duru su içse, bulacak!’ dedik.” dedi LOKMAN yürüdü.

6 Nar ile NUR gönülde olur; biri yakar, biri kavurur. Yel eserse, dumanını savurur; ‘Dünyaya söz edeyim.’ diyen, sözünü kendi kulağında bulur. Karşımızda olana dedim. Sebep; ne sende, ne bende, ne kainatta. VEREN O, SEREN O. ‘EYVALLAH!..’ diyeceksen, ‘Gayret!..’ dersen,  hayrette kalırsın. Gayrete düşmeden de bulursun. Çuvalın dolmazsa, torbaya aktar! Elbet her dileğini ister. Genç olsa, yaşına artanı ister. Yaşlı oldukta, gençliği dürter. Ne var ki, her olay birbirini örter. Oyunda yer yoksa, gemiden ayrılmayı düşünme. Sana da yer olur. Her günde, gelen beklenir. ALLAH’ıma emanet olunuz, dilediniz bulunuz. 

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

7 Gecen-güne dönecek, günün NUR ile yıkanacak. YUNUS’um der ki: “ Çat oraya, pat buraya, geldim-girdim araya. Yol aldın, gönül verdin, tez elde muradına erdin. ‘Erdim de ne gördüm?’ dersen, Koruk idim oldum, üzüm idim erdim, şarap diye bardağa girdim. Bardak beni neylesin? Kulun teninde bulsun, kandan dönsün, CAN’dan bilsin. ‘Yaraşmaz!..’ dediğini, ter diye atsın, selamım bilsin, ‘EYVALLAH.’ desin.” dedi YUNUS’um yürüdü.

8 Geceler elde kaldı, gün oldu gönle doldu, gönüller hep BİR geldi. Oğula selam verdi. Elimiz seninle. Kaygun olmasın, gönlüne duman gelmesin, başın önde kalmasın. Yumuşak yol götürür, dilenen yolu buldurur. ALLAH’ıma emanet olasınız, umduğunuzu bulasınız. 

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH