|
25 Haziran 1974 MEVLÂNA’yım ben! 1 Konuk olup
gelen ile, yolu bilip soran ile beraberiz. Halden geldik vakıa dedik,
dönüşte olandan-olmayandan, ALLAH’ım RAZI olsun. 2 Yelde durmaz,
selde akmaz, gönülden asla çıkmaz. ‘Kaçana uyma, geleni duyma’ derlerse de ki;
‘Görmek alasıya, sevmek veresiye. Çağıranın sözüne uyarım, ne denirse-densin
duyarım, alacağımı gönlüm ile ölçerim. Çünkü her verilenin zıddında,
alacağım-almayacağım vardır’ YAZAN’ın YAZISI, görenin bilgisine, 3 Yerden değil serden bilen, konuk diye yoldan
gelen. Okuduğun- yazdığın, resim diye çizdiğin her konuda; kaderin
ölçüsünü arama, 4 Yuyanın nerde? Ne dedi, hangi derde? Ne
gördü, ne sordu? Ne verdi, hangi serde? Yuyanına veren kim? Yolunun yolcusu ol,
kulunun halinden bil. Almadığın senin değil, alamadım deme. ‘Yemeniyi
giysem mi? Yoluna katılsam mı?’ diyenin sorusuna cevabım. Yanımızda olana. 5 Nimetinin verilişinde, ‘VEREN’in
HİKMETİ’nden’ dersiniz. Her verdiği HİKMETİ’nden
değil mi? Kuşun ötüşünde, arının katışında, ne görülür? Suyun
akışında, ne duyulur? Akan suyun rengi, yüzeyin dengidir. Kulun kainata
isyanı, nefsi ile cengidir. Cenge katılan, elbet silahı ile gider. Çoban ise,
sürüyü kavalı ile güder. Yormadığın ayak, gözünü örter. Neden dersen, ayağını
yorarsan çok yol alırsın. Aldığın yolda, çok şey görürsün. ‘Almayan
ben olmayım’ dedin, sürünün çobanına el ettin. Sana dedim. Kime diyene. Yolunu
aldı isen, sürüyü buldu isen; sayısını sorma, sen de katıl yürü, deme kaldım
geri. Gidene uyan, olanı duyandır. Olduğu gibi, bildiği yönde, duyduğu
sende, gördüğü onda. Varsın dönsün. YUNUS’um der ki: “Gül dalda, bülbül
dilde, amel sende, emel gönlünde oldukça; gayretin yeri, hayrete döner.” 6 Saçından
dağılan, elinden dökülen; yerini alır, toprak ile hemhal olur, gün gelir
seni bulur. Karındaşına dedim. Açılan kapı, derdine yol verir. Yol, kulunu
huzura götürür; her kul, kaderin yazısına katılır. Ne var ki, ‘Önleyim, durayım,
kaderime düzen vereyim’ diyen, yanılır. EYVALLAH diyelim, huzuru ‘ALLAH’ımın
YAZISI’na 7 ‘Yerden almadığımı, HAK’tan dileyim mi?’
dersen, yerden aldığını kimden almış olursun? Karşımızda olana
dedim. Yamaya yer veren, 8 Yeşil, oluşu; mavi, görüşü;
sarı, buluşu; kırmızı, kalışı; turuncu, barışı; mor, varışı
gösterir. Pembe, uyuşta güzeldir; huzur, bilişte. Yerden bulamazsın
dedim. Huzur, ne alınır ne satılır. Alamadım dersen, yanılmış olursun. ‘Gönlüme
koyamadım’ de ki, aradığını bulasın, kendine dönesin. Yoluna-yol diledim,
dersin. Her gidenin yolu birdir. Sadece elini veren PİR’dir. Kim verirse
tutarsın, aynı yola adım atarsın. Cümlenize EYVALAH diyelim, yolumuz HAKK’adır
yürüyelim. ALLAH’a
ısmarladık. 9 Daha önce dedik, HAZRETİ VARAKA. ‘Koyun uymuyor,
çoban bilmiyor’ denmesin. YUNUS’um yolu bilir, sürüyü gidene yürütür.
|