16 Ağustos 1974

(f’nin sorusu: Miraç olayının İslamlık açısından kutsiyetinin daha açık, anlamlı, biraz daha geniş şekilde ifadesinin istirhamı.)

MEVLÂNA’yım ben!

1 ‘YA ALLAH!’ dedik, yükümüzü dünyada koyduk, gönülden sevgi ile dolduk. Doldukça genişledik, genişledikçe yükseldik.

2 Sahrada arayan neyi bulur? Hudutta neyi görür? Kimi bulur? Kimden alır? Aldığını nerede verir? Orada erir, orada varır. Varış, buluş değil midir? Eğilenden olunmasın, yükü ile dolunmasın, yerden alınmasın. Alacağın-vereceğin, O’ndandır, O’nadır.

3 ‘Nerden geldim, nereye gideceğim?’ dersen, kendine mesnet bulmuş olursun. Bedeni dünyaya bağlarsın, RUH’unu bedende görürsün. ‘Gelişe uydum, gidişe aydım.’ dersen, gönlünü kainata açarsın. ‘Sözün özü bu mudur?’ dersen, söz yetmez, ÖZ bitmez. Olmak, olmamanın özüdür. Olmamak, dünyanın sözüdür. Sözü sildin mi, ÖZ’ü bulursun. Sözün bittiği yerde, ÖZ başlar. MİRAC’ın odur.

4 ‘MİRAÇ nedir?’ diyene de ki; ‘Sözü sil, ÖZ’ü bul!’ ‘Dünya gereksiz.’ diyene de ki; ‘ALLAH’ım, gereksiz olanı yaratmaz. Gerekmese, kulunu dünyada yaşatmaz.’

5 Dünya güzeldir, yaşayana. ‘Nasıl?..’ derseniz; yaşamak, güzel ile hemhal olmaktır. Taş ile kireç ile oynamak değil. Taşı güzel görmek, yerinde; suyu güzel bulmak, derinde; havayı sevmek, serinde. 

6 Gönüller hep bir olsun, gününüz kutlu gelsin, sevinciniz paylaşılsın.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH