21 Ağustos 1974 

MEVLÂNA’yım ben!

1 ‘Neymiş?’ diyenin, olayda sorgu arayanın; dumanına göz attık, ‘Olan-olmayan?..’ deyişine söz ettik. Olanı-olmayanı, yolunu bilmeyeni; eğiten kimdir, öğüten nedir? 

2 Desteyi sayarsın, öteye koyarsın, ‘Düzenleyim.’ dedikte, eli-elde bulursun. ‘Bırak kalsın, yenisi gelsin.’ dersen, eskisinden de olursun. Dağıtandan değil, toplayandan olunuz. Toplu oluşta, selameti bulunuz. ‘Dünyanın düzeni bozuk.’ dedikte, bozan kimdir? Dağılanı toplamayan elbet. Andığın yeniyi almazsa, eskiye dönmez misin? Dönebileceğin olayda, neden yeniyi ararsın? Her ağaç, bünyesinin meyvesini verir. Olumsuzluk, yazılmayandandır. Olumsuza niyet kurdu isen, neden olmayana hata ararsın? Yapıya harç koydukta, taşını eksik bırakır mısın? Kapıyı örter geçer misin? Oyundan geçene de ki; ‘Kumun dönüşü, kulun kalışıdır; güzel görene, gönül sarışıdır.’ Konuk oluşta, sebep arama; dönüşe kulluk edişidir. OMAR der ki: “Çizilenin görüldüğü, kaderin örüldüğü, adım gidildiği, nasıl inkar edilmezse; olayların kadere yazıldığı da, asla inkar edilemez. Madem yazılmış, niye her olana isyan edilmiş? Daha güzel yazan mı var? Yazılanı bozan mı var? Olanı olduğu yerde alalım, HAK en güzel yazar bilelim. Niyet kurmayalım, olsun ayalım. Aymayı çok evvel verdim, tane-tane gösterdim. Vereceğini gösterir, gitmesen de ayağına getirir. Bulayım diye aramaya hacet yok. Bulacağını, ALLAH’ım karşına çıkarır. Bulmayacağını; kainata çember çeksen, gözünden kaçar. Kulu şifa bulacak ise, ALLAH’ım verdiğine uydurur, geçeceği duyurur. Dumanlar dağılsın, niyazlar edilsin, söz bohçaya konulsun kaldırılsın. Söze-söz katmak, geçmişi gelecek ile karıştırır, kulun dumanını artırır.”

ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH