24 Ekim 1974

MEVLÂNA’yım ben!

1 Neyzenden neyi sorsan, ‘Kamıştan.’ der. Neyden neyzeni sorsan, ‘Olmuştan.’ der. Olanı bilenden sorsan, ‘Gelmişten.’ der. Geleni görenden sorsan, ‘Kalmıştan.’ der. Yeniyi eski ile karalım, olanı soralım. Gelen değil, gelen günden sonra olandır. Olanı görülendir.

2 Saçını örene sorsan, boyunu söyler. Sevenden sevdiğini sorarsan, halini söyler. Güzel çirkini örtmez, çirkin güzeli dürtmez, çünkü güzelin çirkinin, ölçüsü olmaz.

3 Çıkışta selamet görülür, açılacak kapılara vurulur. Niyetine yol verene, yol sorarsan; çok kapı vurursun. Kapın açıktır, sorma; her kapıya girme, bildiğinden dönme, denenden yılma. Suyunu vereni bil, yerine gelen deme. ‘Yumuşak yolun, yumuşak kuluyum.’ de.

4 Gezmediğin ipte, düz yol arama. Gerdiğini bildiğinde, ‘Acaba?’ deme. Cumayı perşembe ile bölme. Dumanın gidişine yol sorarsan, bacanı temiz tut derim. ‘Ne demek?’ dendi. Gönlüne kuruntu koyma. Gerçek, YUNUS’un dediği gibidir. Gönül sevmeye, mide yemeye, göz görmeye; doyamaz, doydum diyemez. Doydum dedinse; ne gönlün, ne miden, ne gözün O’nun ile değil. ‘ALLAH’ım!’ de, KABE’de eğil.

5 Zerrenin verdiğinde, azlık arama, vuruşta darlık görme. Neyzeni verdim, nefesten dedim. ‘Gönülden gönüle, yol vardır.’ denildikte, çözüm aranmaz. Çünkü yorumda hata olmaz. Aynayı eline aldı isen, gönlüne darlık gelmez. Çünkü elinde kalmaz.

6 Başlanan her şeye, bitenden diye gönül koyulsun. ‘Ya bitmezse!’ denmesin.

7 Cevizden aldığını, çiçekten bilir misin? Çiçeğin verdiğini, arıya sorar mısın? Arıdan aldığını, kötüye yorar mısın? Dumanını vermezsen, kainatı görmezsen; gönlünde bulamazsın. Niyazının yerini, niyazın ile doldur. Deme sakın ‘Ne haldir?’ Karşımızda olana dedim. ALLAH’ım GÖRÜCÜ’dür, her hali BİLİCİ’dir. ‘Güç el...’ denilen, güzelliğine yorulur. Huzurun olduğu yerde, niyazının dolduğu görülür. Karşımızda olana dedim.

8 ‘Miyyar nedir?’ denende, ‘Neyzenden sorulur.’ dedim. Gemiye her yolcu gelir, fırtınadan ‘ALLAH’ım.’ diyen kurtulur. ‘Ölümden mi?’ dersen, değil. Sadece selameti bulur.

9 Gümüş alandan geçtik, altın dedik, gönülden geleni seçtik. ‘Vermez.’ diyene de ki; ‘VERGİSİ’nden zerreyi kesmez.’ Karşımızda olana. ‘Niyazım dilimde değil, gönlümde.’ dersin, yolunu öyle bilirsin. Ne derlerse-desinler, kulağını hoş söze açasın. ‘Neme lazım.’ diyene de ki; ‘Nemalandım.’ Ayırmak. ‘Neyi ayırmak?’ derseniz, duman veren ile aydınlatanı. Gerçeği bilenin, dumanı dağılır. Dumanı dağılanın, gönlü açılır. Öyle oldukta, gününe aydın geçilir.

ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH