|
29 Ekim 1974 MEVLANA’yım ben! 1 Niyetten yol bulunmaz, çünkü her niyette alınmaz, bilinmeden bölünmez. ‘Ne yerde ne serde, olan gören sevgide olsun bilelim.’ dersen, ‘Beklemesini öğren’ derim. 2 Niyetin oluşunda keramet arama, yazılandır. Olumsuzlukta umutsuzluğa düşme, olanda hayır bil. Duyuşun ötesinde görüş vardır. Görüşe uyuş dardır. Çünkü duyuş, olanın konuşulanıdır. Görüş, kendi görgünden. 3 Nayman, niyazını nefesinde bilir, düzlüğe niyet ile gelir. Geldiğinde bulduğu nedir? ‘Aradığı’ dersen, her kulu arar. Ne var ki her olanı gönlünde yorar. Yorumsuz sorumsuz dileyin, dilendiğini arayın, aradığınız yerde bulun. 4 Derde deva sorulmaz, çünkü derde yorulmaz. Vermeyi bildi isen, aldığına şaşılmaz, VEREN’in verdiğinden kaçılmaz. 5 ‘Gideceğin yolu bilmezsen, YUNUS’a sor’ desem yersiz. De ki: ‘Kul
olur mu yolsuz?’ Dört yola geldikte, yolun başında kaldıkta, ‘Nereye
gitsem doğrudur?’ dersin. ‘EYVALLAH!’ desen, ALLAH’ıma emanet etmeş
olursun. O seni doğruya götürür. Hatalı desen bile, sonunda doğru
olanı gösterir. 6 Yerini aldığın, sözünde bulduğun, hatalı gördüğün; kendini bilecek, dönüşe EYVALLAH diyecek. 7 Asmaya budak diyenen; yazı bilmediği, üzüm yemediği, şarab içmediği görülür. ‘Kuyuya ses vermeyin’ dedim, daha önce söyledim. Demirin yerini bulması için, tava gelmesi gerekir. Niyetin değil, yorumun hiç değil. ALLAH’ım dedikte, her olayı O’na havale ettikte; her olay yerini bulur. 8 Yol denir, sevaptan söz edilir, gücü kimden dilenir? Anında olanın değil, sonunda olan sevabı yazılır. Aynayı eline her aldığında yüzünü aynı mı görürsün, her yolda aynı mı yürürsün? Olaylardan gönlünü ayni mi sorgusuz çıkarırsın? 9 Denilen ölesiyedir, buldum denilen kalasıyadır. Sorguya verilmez, sevap asla paylaşılmaz. ALLAH’ıma emanet olunuz. ALLAH’a
ısmarladık.
|