6 Aralık 1974 

MEVLÂNA’yım ben!

1 YUNUS’um ile geldik, geldik cümleye güldük. Gülün renginde, bülbülün denginde bulduk. Selam olsun sizlere.

2 Söz aldık dile verdik, vergide YUNUS’u gördük. ‘Nasıl?’ derseniz, “ Söz benden, ÖZ senden, YAZI O’ndan.” dedi YUNUS’um sözü aldı:

3 “Yapı kapıya, kapı ışığa açılır. ‘Her gelene mi?’ derseniz, uyana. Olasılık denildi, olamayan kimden soruldu? Gideni ararsan, gönlünden sor. Unutma ki; giden yok, bulan var, bulduğunu bildiren var.” “Buldum vardığım an, gördüm seyrine daldığım an.” dedi, selamını bildirdi. (Selamını bildireni kim olduğu hususunda) Alan bilir. (‘Seyrine daldığım’ denen nedir?) Seyir; dönüştür, olana uyuştur. Sevincine katıl. “Bulduğum, gayeleri olsun.” dedi. Genç oluşu, varışını asla ertelemez. YM denildi, alan ile akıma yer verildi. ‘Nasıl?’ derseniz, gelen akım ile yüklü geldi, bağını kurdu. Ayıran, YUNUS’uma söz verdi: “Olumuna göz atasın, yolun en güzelini tutasın, elini elimde bilesin. Yüklü gelene dedim. (Kim acaba sesleri..) Alan bilir. Söz karındaşından geldi. Sepet ile gezersen, sohbet ile sezersen; alacağın, sepette dünya malı, sohbette gönül halidir. Giydiğin senin olsa, aldığım bende kalsa; faydası kime? Güzel, olandır sevindirmese bile; yerini bulandır, sohbete girmese bile. Dönenden söz edilse, gönül alemi yansa; gören sen misin, ben mi? Oluyor her dilenen, gününe uymasa da; alıyor her dileyen, yerini bilmese de. Andığını bilirler, andığın an gelirler, niyaz ile bulurlar, huzura huzur ile katılırlar. Çeşmeyi açandan ol, her dileyen kuluna; yerini seçenden ol, YUNUS’um misali.

4 Dargınlık denir, sözün akışında aranır, olaylar taranır. Taranan her olayda, elbet dökülen olur. Sorunun cevabı odur.

5 Kaderden soruldu, kainat niye kuruldu? GÜCÜ’nün ölçüsünü arayan, geceyi gündüzden öyle ayırdı. Suyun akanında, gölge arkada kalır; duranında, her üzerinde olanın gölgesi suda kalır. Açıklık odur ki, YAZAN ne bugün, ne dün yazmadı. Kainatın kuruluşunda, her olay yazıldı. Her yaratılanın rolü verildi. Senin gelişinin değeri, verişindendir. ‘Ne veririm?’ dersen, ne alırsan. EYVALLAH.” dedi YUNUS’um, cümleyi selamladı.

6 Ayranı yoğurt ile bir tutarsak, suyunu inkar etmiş oluruz. Yoğurdu süt ile bir tutarsak, mayasını inkar etmiş oluruz. Yaratılanı asla inkar etmeyiz. Ne var ki, mekruh deneni de hünkar etmeyiz. Saraya girdikte; kapıkuluna hünkar diye selam verenden misin, hünkara kapıkulu diye sırtını dönenden misin? Ne var ki, gördükleri vazife asla inkar edilemez. Kapıkulu olmasa, hünkara iltifat olmaz. Söz söze bağlanır, kul söz ile eğlenir, eğlence eyleme döndürülür. Eylemde yolsuzluk varsa, inkara düşülür. Çünkü cemiyetler, asla yolsuz eyleme izin vermezler. ‘Olanlar nedir?’ denirse, olumlu ile olumsuzun çelişmesi. Olumsuz, hiçbir cemiyette barınak bulamamıştır. Çünkü olumsuzlukta, dilenen yere hala varılamamıştır. Müsterih olunuz, dökülen saçtan yakınmayınız. Dökülen dökülmeyenin kurtarıcısıdır.

7 Asmaya göz attı isen, güzeli orda gördü isen; sevmeyi öğrendin derim. ‘Neye?’ dendi. Asma, sevginin sembolüdür. Yanılma yok! Asma yapraktan alır, meyhaneye kadar götürür, meyhaneden sonsuz sevgiye kapı açılır, her güzel orada buluşur. ‘Nasıl?’ dersen, gönül güzel görmeye alışır. Meyhane, oluşun sembolüdür. Cenk nerde başlar, nerde biter? Olumun; söz aldıkta başlar, sözü silişte biter. ‘Sözü siliş nedir?’ dendi. Sözü siliş, biliştedir; biliş, uyuştadır. Uyanın söze ihtiyacı kalır mı?

8 EYVALLAH dedik, gelenleri selamladık. (Bu hitap toplantıya katılan üç genç için) Alandan olasınız, deryada bulasınız, dünyayı hoş bilesiniz. Ne var ki, alasıya değil; güzeli göresiye, çirkin denileni silesiye. 

9 Günün yorumuna ayna tuttuk. ALLAH’ım cümleden RAZI olsun. ‘Dilediği var mı?’ diye sorulanı ilettik. “ALLAH’ım RAZI olsun, verdikleri kadar alsınlar.” dedi. ALLAH’ıma emanet olunuz, O’nunla O’nu biliniz, O’nun diye cümleyi seviniz, O’ndan diye her yaratılanda güzellik görünüz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH