23 Mayıs 1975
MEVLÂNA’yım ben!
1 Yenmedik aştan,
dönmedik baştan söz edilmez. Sahrada gölgeden şikayetçi olunmaz.
‘Görmedik.’ denende, görgünün sözüne uyulmaz.
2 Ağaç olduk
meyva verdik, meyvayı kulunda gördük. Ağaç elbet meyvayı kendine ayırmaz,
özel kuluna kayırmaz. Alana, toplayana, dağıtana açıktır. Güneş,
yerini değil yönünü gösterir. ‘Yerini göreyim.’ dese, kulu orada erir.
3 Şerrinden
korktuğun her olayda sığındığın ALLAH’ımdır. Demek ki, şer
bildiğin senindir. Uğurun sayıldığı her olayda, selamet görülür.
Neden? Gönlüne öyle koyduğundan. Gerçek, her gördüğündür.
4
EBUBEKİR der ki: “Aç olanın midesini, tok olana sorma. Tokun yanında
helva karma. Aç huzuru toklukta bilir, tok huzuru çoklukta arar. Kör
sağıra acır, sağır topala. Güzelin görüntüsü oradadır. Çünkü her
bilinen YAR’dadır. Çiçek çiçekten almaz. Çünkü el ele vermez. Emaneti arıya
verir, arıyı aracı görür. Gerçek, olayın oluşudur, gemiyi kaptanın bilişidir.
Gördüm bilmeden, bildim uymadan, dedim ‘Olmaz duymadan.’ Duyayım,
bildiğime uyayım. Selamın aldık, gönülden bir olduk.” dedi, EBUBEKİR
sözü bağladı.
5 Ölçü unda, ölçü kumda,
asla aranmasın kulda. Çünkü her bilinen
O’nda. Olumsuz değiliz. Olduk, günümüzü bulduk. ‘Erelim.’ derseniz,
hani ya? Güneşe döndük, gece oldu söndük.
(Resim verilir: RABİA HATUN)
6 Geminin direğinde, kulunun yüreğinde, gönlünün
verdiğinde ne buldun? Yürüdün, nerde oldun? ‘Çevreyi sarandan mı?’ dendi.
Güzelin verdiğinde, RABİA’nın gördüğü, gördüğünce
uyduğu bilinir. Kucak dolusu selam ile gelir. “ Alalım birlikte, olalım
dirlikte, silelim yoklukta, bulalım çoklukta. Değişen,
değişenden değil, oluşandan bilelim.” der yürür.
YM. ‘Alayım mı?’ diyenin, sohbete uyanındır. Karşınızda olanın.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH