2 Ekim 1975 (Kadir Gecesi)
MEVLÂNA’yım ben!
1 Ayyaş olsak,
‘Şarap içtik, kendimizden geçtik.’ derdik. Güzel gördük, güzel derdik,
güzel verdik. Gönülden gönüle kor olduk aktık. Selam olsun sizlere, geldik
baktık ÖZ’lere, açılacak gözlere, dökülecek sözlere.
2 GÜL’den aldık,
dilden verdik; sevenin, sevilenin selamını ilettik.
3 Acz bilenindir,
bilmeyenin değil. Bilen yanar, bilmeyen döner. Günün sohbeti cümlede,
cümle kainatta. Görüşün ötesi senden değildir. ‘Nasıl?..’ dendi.
Gördü isen VEREN’den, perdeyi aralayandandır. Kendine ölçü vurma.
4 ‘Canım.’
diyenin, cananı olalım, canda bulalım, yönünü O’na verelim. Gülden sorulur,
‘Bülbüle ses verenden misin?’ Bülbül, ‘Bilenden olun.’ der. Kelebek te arı da
bilir. Kimi süs olur, kimi balından alır, bülbül aşkını bağırır.
AŞK yanlız söyleyenin değil, dinleyenindir de, düşünenindir de.
5 Geyik geçitte durmaz,
onu seven vurmaz, kartal yoluna gelmez; gelse de sana vermez, duman yolunu
kesmez, suyunu dökmez; yerini buldu isen, yılan dahi çevirmez. Sözün özü; gönül
senin, yol senin; niyete var, yürü. Sözden öze geçildi, sohbete yol açıldı,
YUNUS yerini aldı, aldığı yerde kaldı.
6 “Ben-sen, onlara, sevene-sevmeyene; geldik vermeye, su kabını
doldurmaya. Geldik gidesiye, ömürler bitesiye. NUR’dan yolumuz, verdik elimiz.
Çatıya örtü olsak, gayrete cümle gelsek, GÜLÜ’nden Selam versek.” dedi ALİ
sözü aldı: “Gölgeye çekilmeyin, güneşten kaçınmayın. Yakmaz, gerçek dönmez.
Gidenin dönüşü asla olmaz. BİR denir BİR’de kalınır. HAK’tan
gelen, HAKK’a dönecektir, dünyaya kanacaktır. Kansa da yansa da, sonunda
uyanacaktır. Uyanış biliştir. Acıyandan olma, O’ndan gelene;
sakınandan olma, O’ndan verene. Gelen gider, kalan sana öder. Sakınma
verdiğini. Acımadan değil, paylaşmak niyetin olsun. Selam aldık,
selam verdik; getirdik götürdük. Alsınlar-yansınlar, dönüş aynen
bilsinler, karşılayan bulsunlar.” dedi.
MEVLÂNA’yım!
7 Cürmüne ortak arayan, kendini suçlayandır. Sen kime ortak
oldun ki kendine aradın? Doğuşu O’ndan bildin, ölüşü ‘O’ndan’
dedin; neden oluşta merci aradın?
8 Ağacın
gölgesi; ağaçtan mıdır, güneşten mi? Daldan mı, yapraktan mı? ‘Arama.’
denen, sebep değildir. Ara; ne var ki, ‘Neden?’ demeden, yerini bozmadan.
Olanı olduğu gibi, soranı böldüğü gibi bilesin. Niyet, ne oldurur ne
böldürür.
9 Sadaka verdiğin, senin olmayandır. ‘Verdim.’ diye
gerinme! Sadaka aldı isen senindir, ‘Neden?’ diye yerinme. Günah işledi
isen, AFFI’na sığın, başkasının sevabına sarınma. Hata işleyenin
hatasını yüzüne vurma. ‘Vuramazsam
düzeltmez.’ deme. Her kulun YARATAN’ı BİR’dir. Gören Odur, düzeltecek olan
da O.
10 Geyiğin yuvasında, yuvada yavrusunda göreceğin;
sana ömür boyu öğreneceğindir. Orada sadece sevgi vardır. Geyik,
sevenin sembolüdür, sevilenin de. EYVALLAH.
11 ‘Gecenin özüne nasıl uydu?’ denir. Gecenin özü sevgi ile
beslenir, dünya sevgi ile süslenir. Bayram, sevginin tezahürü değil midir?
Geyik senden almaz, kendinde olan iledir. ‘Neden geyik anıldı, gecede sözü
edildi?’ denir. Gerçek, günü gelende görülür.
12 Selamlar sizlerle, bizlerle hemhal oldu. Cümlenin üzerine
RAHMETİ yağdı. Kainat, her olanla anıldı.
ALLAH’ıma emanet olunuz. Selam ile daim kalınız.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH