|
17 Ekim 1975 MEVLÂNA’yım ben! 1 Mümin olanlarla, yolu
bulanlarla, cümleyi bilenlerleyiz.
Yolumuz yazılandır, sözümüz verilen. 2 Daha önce
verdik, geyik dedik, yolunu söyledik. HACI BAYRAM’dan gelen, selamını ileten,
yolun dördüncüsüdür dedik. HAMZA DOST’un yardımında gelişini verdik.
Sıyırsın-sıyrılsın, geldiğini bilsin, aldığına uysun, yolumuzun
dördüncüsü olduğunu bilsin. ‘Yolum ne yönde?’ denirse, yorumda değil
yerinde dile alsın-dile versin, sayıda kalmasın. Denildiği gibi, geyik
misali. 3 Dağıttığı,
eğittiği sevgi olsun. Çevreyi açacak, geyik misali, yuvada seçecek.
Gayreti, aldığı yolda verecek. 4 Daha önce
soruldu, ‘Niyet iki alemde geçer mi?’ dendi. Niyet, dünya halidir, kulun
beynidir. Beyin yere gittikte, toprak onu örttükte; niyet toprağın altında
neye yarar? 5 ‘Kulun toprakta
kaldığı, RUH’un yolunu aradığı doğru mudur?’ denir. RUH bedenden
ayrıldıkta, hakikati idrak eder. ‘Beyin olmayanda idrak var mı?’ denildi.
İdrak, beyinde değil RUH’tadır. Beynin idraki, RUH’un
verdiğidir. 6 ‘Beşinci ne zaman gelir?’ dendi. Sabra nerde yer verildi? Yeniyi
aldık mı? EYVALLAH diyelim, cümleyi selamlıyalım. 7 “Alemin aleme verdiği, bir söze bağlanır. Bir
sözü alamazsan, YAR diye ağlanır.” dedi YUNUS’um. 8 ‘Sohbetimizden alamayana yazık mı olur?’ dendi, dumanın
verdiği orada görüldü. Gününün vergisine uymayan, aydın günü bilmeyendir.
Elbet karanlıkta kalan, aydınlığı arayandır. 9 Yeni’ye geldik, güne sahife açtık. Verdik-gördük, selam
ile döndük. ALLAH’ıma emanet olunuz. ALLAH’a ısmarladık.
|