|
31 Ekim 1975 MEVLÂNA’yım ben! 1 ‘Huyun en güzeli, her
olaya uyandır.’ dedik, daha önce verdik. ‘Uymayanın yeri?’ denir, sohbette
sorguya verilir. Uymayan güne bakar, gönülde çerağ yakar. Cümlenize selam
olsun. Gelen soran, ‘Yolumuz O’nadır.’ diyen, güzellikte kendini bilenlere, YUNUS
misali olaylara gülenlere, ‘Yol münasip.’ diyelim. 2 Dal ince,
bükülür; ok olsa, yay ile atılır. Yerini dikildikte gösterir. Görenin görmeyene
sözü nedir? Dalın yerinde, yaprağın serinde olsun. 3 İnce suyun
akışı, ağır denir çekişi. Attığı yerde, tuttuğu nerde?
Bilmece demem elbet. Bilene, kapalı söylemem görene. Suyun akışına uyan,
kendini deryaya koyandır. 4 Nesilden
sorulur, anılan sarılır, güneşin girişinde aranır. Gönül kapını aç
ki, güneşi alabilesin, verdiğini sarabilesin. 5 YUNUS’um der ki: “Yeniyi
yerden, eskiyi serden sakınma. Genişlik sende olsun, kainat cümleyi
sarsın. ‘Yerimi...’ diyenin çizdiği, dileğince olsun.” 6 YM diyelim. ‘Yediğim kadar aldım, sözümde kaldım.’ diyen,
‘Yardımıma gelenin adını bileyim.’ diye sorana vereyim. Yerden almadı, sual
sormadı. Geldi buldu, gördü oldu. Verdi veresiye, sevdi ölesiye. MANSUR. (HALLAC-ı MANSUR mu?) EYVALLAH. Gönüller oldu mu? Şaraplar doldu mu? Adını bildin,
selamını aldın. ‘Kime?’ dendi. Alan bildi. Soruldu geçende, anıldı göçende.
Yerini sorma. Adını anasın, ‘Çok bekledim, aldım, şükür ALLAH’ım.’
diyesin. EYVALLAH. (Resim
verilir: MEVLÂNA ve GARİP) 7 YM diyelim, adını adımızda bilelim. MEVLÂNA’yım!
Resmimizi verdik, yazımızı veren ile anıldık. YM. Çevreyi ayırmadık. Bir olanı
verelim, cümlede anılalım. 8 Akanın duranı olmaz. Kayguya yer yok. Verilen, alınana
kapıdır dedik. YM. Dar durakta bekleme, bunalırsın; sorguda yer arama,
sınanırsın. Sevdiğin kadar sevilirsin. Sevgi, çekicidir, seveni bulur.
‘Sedasız arayan sahipsiz kalır.’ denmesin. Sahipsiz kalan görülmez. Sahipsiz
olsa, kainat örülmez. ‘Ver alayım, dileyene sunayım.’ diyen; yerini bilmeli,
çevresini kendinden çok sevmeli. YM. 9 YUNUS’um söz alır, gönlü sizlerde kalır. “Yumuşak
yoldan geldim, gelende hayreti gördüm. ‘Sen nerde, ben kimde?’ diyene, ‘Anda,
O’nda.’ dedim.” 10 Kalem yazıya, toprak kazıya hazırdır. Yedeğin yeri
yok. ‘Suyun aktığı yerde yorulandan değil misin?’ denir. Yorulan,
dünyanın sözüdür; gerilen, yazılan yazıdır. Her tutan, çeker. Gönlüne
yattığınca, özüne baktığınca. Söz, gerilir-gerilir. Bıraktıkta aynı
yere varılır. 11 Cümlenize ‘EYVALLAH.’ diyelim, ALLAH’ıma emanet edelim. ALLAH’a ısmarladık LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH
|