|
5 Aralık 1975 MEVLÂNA’yım ben! 1 Yeniye-eskiye,
selam olsun cümleye. Gelişim doğuşadır, yerden göğe dek;
görüşüm varışadır, gönülden severek. CAN dedik, CANAN bulduk. CANAN
ile buluştuk, geldik katıştık, sizler-bizler birleştik. Selam
bizden, aldık sizden. Söz-ÖZ bir oldukta selamet bulunur. Buluş
değil, oluştur. 2 ‘Gedik nedir?’ dendi, geçende soruldu. Gedik; iki
alemin kapısı değil, kulun geçiş noktasıdır. Alemden aleme değil
elbet. Merhale. 3 “Alasıya,
veresiye, dünyaya geliş göresiye.” dedi, YUNUS’um geldi. “YUNUS
oluşum anılışımdan değil, açtığım-geçtiğim gedikten.
Bağda üzüm aradım, dağda gözüm taradım. Söz edeni yolunda buldum.
Elinden elimi diledim, ‘Alsan terimden, bilsen serimden.’ dedi, verdi-veresiye.
Şam’da niyet sorana, ‘Yolda alırsın.’ dedi. Yerini, gelende bulursun;
gerçeğe kendini, uydum diye görürsün.” 4 Dileyen
dilediği yönde sözü aldı, kendince tefsir etti. Daha önce verdik,
tefsirinde hata olmaz, sadece görüş ayrı yerdedir. Ağacın her yönü
bir midir? Doğudan bakan başka, batıdan bakan başka türlü
anlatır. Çünkü o yönden görür. 5 YM.
‘Hep doğuya mı gidelim, oradan mı görelim?..’ derseniz, Olduğunuz yerden bakın derim.
Etrafını dolaşır, her yönden bakarsan, ağacın tümünü anlatırsın
elbet. Neden ‘Gez-gör.’ denilir? Güzelliğin tümü bulunur da ondan. Sanat
elde yatkındır, edebiyat dilde, AŞK gönülde. ‘Her yönü göreyim, ömrü öyle
öreyim.’ dersen, yeniyi kendinde bulmuş olursun. 6 Esende ben,
gezende sen varsan; buluşma gerçekleşir. ‘Ne demek?’ dendi. Esen
nedir? Esenin görüntüsü, yaprağın oynayışındadır. Gezen nedir?
Arayan. Arayan elbet bulur, buluşma öyle gerçekleşir. 7 ‘Yamalı giyeyim, soğan-lokma yiyeyim.’ diyenin
dünyayı sildiği sanılmasın. Nasibini bilen, olanı olduğu gibi
görendir. Gönülden diliyorsan, dilediğince paylaş. Amir olan, emrine
boyun eğene, sözden acı vermez; eline verdiğinde, gözü kalmaz. Almayı
yenildi diye saymayın. Genişlik manasında, yemişlik değil. (‘Sıyırsın-sıyrılsın, sayıda
kalmasın’ ne demektir?) 8
Soruyu verelim, sıyrılsın deneni söyleyelim. Geçenden sıyrılsın,
aldığını yaysın. Sıyırsın denen, bildiğinde ÖZ’e dönsün. Delice
misali dedik, daha önce verdik. Aldığı aşı ile vergisi olacak,
geçenden sıyrılacak. Sayısı sözde kalır, gelen sayısız bulur. Sadece KUR’AN’a
uysun, her aldığını silsin. Gayretin yeri yok. Yerini veren yolunu
çizendir. YM. Gönlünü hoş tutsun, huzuru bulsun. 9 ‘Gününden versene, ömründen söylesene.’
denir. Duranın hali dönene uyar mı? Dönen, O’ndan gayrı duyar mı? Ne dünyanın
darı, ne kulunun hali uymaya yer verir. ‘Dünya dar mı?’ dendi. Kulunun halinden
öyle görüldü. Dünyayı bilirsen dardır, kendine dönersen kârdır. Elbet dünyaya
geliş kâr. Sen sen oldun, sen sende O’nu buldun, sen seni O’nda sildin,
sen beni O’nda buldun. Demek ki, bilene dünya sonsuz. (Türkiye’deki gençlik olayları ve
bunalımları ile ilgili konuşma üzerine.) 10 Konuşulanın gerçeğe
uymadığı bilinir. ‘Konuşulan nedir?’ dendi. Günün konusu, kulun
yersiz kaygusu. Olan, yazılandır. YUNUS’um der ki: “Olaylar olmasa, kul
kendini bulmazdı.” Denizin dümdüz olduğu bilindiğince öyle kaldığı
görüldü mü? Elbet dalga olacak, suyu altüst gelecek, kiri temizlenecek, kuluna
hazırlanacak. Ne mutlu kulluğunu bilene, ne mutlu ‘Şükür kuluyum.’
diyene, ne mutlu O’na kulluk edebilene. (Resim verilir: ŞEMS ve
MEVLÂNA) 11 Gelişim-verişim, ŞEMS ile
karşılaşım. ‘Sevdiğim.’ dedim, sevgiyi onda çözdüm. Her
aradığımı buldum sandığım, sevgimin AŞK’a dönüştüğünü
yine onda gördüğüm vakıadır. Oluş, gönlüme doluştur. Anılan
sadece O’dur. Sevginin kulda başladığı, AŞK’a
dönüştüğü bilinendir. Bilinmeyen, zemini ve zamanıdır.
Aşacağı yolu bilmeyen kul, sadece yoruma düşer. ‘Bilen kul var
mı?’ denir. Elbet yok. Sadece soran ile bekleyen vardır. Sorsan ne alırsın?
Sorsan da, sormasan da; sadece beklediğini, olduğu gün görürsün.
Cümlenize selam olsun. ‘Yol.’ diyene, ‘ALLAH’ım açsın.’ derim. 12 Gençlik nedir diyene de ki; gençlik çiçek,
yaşlılık meyva. Güzel olmayan hangisi? Güzeldir elbet her olan, çünkü
bilir ÇİZEN. 13 ALLAH’ıma emanet olunuz, her hali güzel
biliniz. Asla ne yaştan ne baştan yakınmayınız. Cumayı
bildiğimiz, beraber olduğumuz ne kadar gerçek ise, ‘Buluşmamız.’
dediğiniz de o kadar gerçektir. ALLAH’ıma emanet olunuz, cümleyi de O’na emanet bırakınız. ALLAH’a ısmarladık.
|