10 Aralık 1975

MEVLÂNA’yım ben!

1 YUNUS’um ile geldik, sohbetten hoşnut olduk. Güzellik diyenin görgüsünü, güzellikte bulduk. Selam olsun sizlere.

2 Günün gayrısı yoldur, yolun açtığı haldir. ‘Nedir?’ denilir. Dilenen HAK YOLU’dur. Onu verdik, açıldı gedik. Danışılan alınır, HAK’tan gelen bilinir. Ot kuzuya yolunur, ‘Buğday alayım.’ dersen, toprağın bellenir, taşından elenir. Bağın bahçe olur, güllenir. Gül elde, AŞK gönülde oldukta; her olay kahır ile değil, sabır ile çözülür.

3 Aynayı eline verdik, ‘Gönlün RABİA SULTAN’a uyar.’ dedik. EYVALLAH. Geçit açıldı. Yersiz değil elbet. Gerçeği nerede aradı? YUNUS misali nerede buldu? ‘Bulamam.’ deme. Kement, aranılana atılır. SARI SALTUK adına niyazın olsun, eşinin yardımında bilinsin. Saçının her telinde, yemeni izi görülür; adım-adım, HAK YOLU’na yürünür. YM.

4 Gerçekten, ne olursa olsun kaçınma. Ne derlerse desinler, gocunma. YAZAN BİLİR. EYVALLAH. Bilenin yeri, bilmeyenden sorulmaz. Şeker olmadıkça, helva karılmaz. Dört duvar örülmedikçe, çatısı kurulmaz. ‘ALLAH’ım!’ diyenin yolu taşlıkta kalmaz. Eylemde duman görürsen, niyaza dur. Gönlünce, dilin döndüğünce. Arana perde koyma, gönlüne duman vereni yayma. Suyun aktığı yerden  aldığını bilesin. Testini aldığınca doldurasın.

5 Sahipsiz değil; ne taş ne toprak, ne ağaç ne yaprak. Hele kulu. O’na O’nsuz varılmaz, O’nda O’nsuz kalınmaz. Verdiğin aldığından olsun, gönlüne gül bahçesi kurulsun. Gülün olduğu yer, her dem bahardır. Gönüller dolasıya, güzeller sevesiye bilinir. Kainatın vergisi, kulun sevgisine eşittir. Ayrıntı olmasın. Ne zengin, ne fakir yerinde kalmasın. Serçe dahi camda yerini alsın. Camda kendini görsün.

6Niyazın ölçüsü, yerine-vergisine göre midir?’ denir. Niyaz, sana huzur verdiği yere kadardır. Kaynak, dilediğin yerde değil, bulduğun yerdedir. Yokuş, çıkışa zor, inişe kolaydır. Ne var ki, çıkışın görüntüsü inişten güzeldir. ‘Dağdan alan, bağdan bulana denk midir?’ derlerse de ki: Dağdan alan yemeni eskitendir, görüp te bilendir; bağdan alan, olana uyandır, emeğini bağına verendir. YM. ‘Güzel olan hangisidir?’ dersen, bulanın ölçüsü olmaz.

7 Yeniyi aldık, elini yönüne bağladık. Döne-döne alacak, gününü sohbete bağlayacak. Eşinin yerini, aldığı yolunu, doğuştan bilsin. Sancak, elde olanın değil ‘Sancağım.’ diyenindir, gölgesine ayak bastırmayanındır. Yeninde, teninde onu bilir.

8 ‘Yönüm SANA olsun ALLAH’ım.’ dedim. Kayguya yer yok. Sunulanı yumuşak yoldan aldım. Sepete atılmayandan oldu sohbetimiz. Her kul dileğince alır. Genişlik yoldadır, hayret kulda.

9 YUNUS’um der ki: “Ayaktan başa baksan, yerden geldim sanırsın; baştan ayağa baksan, gökten indim sanırsın ya. Nerden geldim bilirsin. Ne yerden, ne gökten. Gelişim sadece HAK’tan, OL diyenden, defterimi elime verenden. Danışılan yolundadır, oğulun hali dilinde. EYVALLAH.”

10 YUNUS’um beşiğinde, dünyanın eşiğinde; dolaşacak-gezecek, bilmeden arayacak. Elbet aradığını bulacak.

11 El mi güzel, yol mu? El-ele verirsen, el de yol da güzel. Serini yerde koyma, (baş) selden kayırsın; serini dala koyma, yelden ayırsın. YM. TELLİ’den yol alır. EYVALLAH. Gönülden ansın, niyazı olsun.

12 YAHYA EFENDİ alır, ‘Yerden geçit.’ diyene, köprü misali verir. Er olsa dert yansa, yolunu gösterir. YUNUS’un verdiğinin misali. BABA denilenin. EYVALLAH. 

13 ‘Geyik’ deyip sevenin. EYVALAH. Yerini öyle bulur, sevgisi her yöne dolanır. ‘Resim olsa?’ denildi. 

(Resim verilir: GEYİKLİ BABA)

14 GEYİKLİ geldi: “Dolsun gördükçe, olsun bildikçe, sevsin-övsün, sevgiye doymasın.” dedi. “ Alana versin, dinleyene söylesin. ALLAH’ıma emanet olsun.” dedi, resmini verdi.

15 Şarkıyı dinleyene söylersin, öyküyü bilmeyene.  

ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH