19 Aralık 1975
MEVLÂNA’yım ben!
1 MEYDAN
yollara açıktır. Her dileyen, yola çıkan oraya varır. EYVALLAH dedik, cümleyi
MEYDAN’da bulduk.
2 Duyanın aldığı, duymayandan çok mudur? ‘Duyan
kim, duymayan kim?’ denir. Duyan sesi alan diye bilinir. Sesten değil,
olaydan alabilen duyandır. Ana konu nedir? Seven duyar, sevmeyen duyana uyarsa,
sevmeyi öğrenir.
3 YAHYA EFENDİ der ki: “Keçeyi kuma seren,
rahat oturandır. Taşa serersen, kucağında taşıdığına
özenendir.”
4 Yanılma yok. Taşa niye oturursun? Yerde
kalmıyayım, kumun verdiğinden gözü yormayayım diye. Yeri gelende açılır,
zemin verende çözülür. Sözümüz baştan alındıkta, çözümü sonunda bulunur.
Yorumu maddeyedir, manaya değil. Dağda kalan oyuk arar, canın korumak
için; darda kalan yorum arar, dumanın dağıtmak için. Dağda kalana
dayan deyemezsin, darda kalana dolan deyemezsin. Diyeceğin; el-ele
verelim, beraber arayalım. Dünya; kulu kula destek bildirir, bağını öyle
düğümletir. Aslında vereceği sadece elidir. Destek HAKK’ın YOLU’dur.
‘Yetmezse aldığım, ne derim vardığım gün?’ denir. Yolunun
gidişini bilen, yerini aramaz. “ Yerim nerede olsa, HAKK’adır gönlüm.”
dedi YUNUS’um söze nokta koydu.
5 ‘Yaprağın çoğaldığı nedir?’ denir.
Yaprak, nereden gelir, nereye gider? ‘NUR’dan geldik.’ diyene de ki; NUR niyet
değildir, yorumu yapılamaz. NUR’un olduğu yerde, bir damla katılamaz.
Zerre oluşta, O’ndan gelişte; yeniyi bulduk mu? ‘OL.’ denende, O’na
uyduk mu? Öyle oldukta yorum, günü bilinenedir. Bilinmeyenin yorumu elbet
olamaz. ‘Yorumda hataya düşülmez.’ dedik, daha önce verdik. Merdiven
denildikte düşündüğün, adım-adım çıktığındır.
6 Sohbetimizde
söylenen merdiven, NURU’nu bildiğin kadardır. Onun için, her yolcunun
alacağı göreceği, kendi ölçüsü kadardır. ‘Nereden başlasam?’
diyenin, ‘Olduğu yerden, yerini gördüğü yerden.’ derim. Gelişin
gidişe kattığı; HAKK’ın haktan verdiği, onda karar kıldığı,
KENDİNDE OLAN’ı kulunda böldüğü, bilinenden midir? Bende olan sende
kalmaz, sende olan öbüründe ermez. Her bölünen, bölendendir, bölündüğü
yerde birbirine katandandır. Yani çarpandan, hepsini toplayandan.
7 Tuğman nedir? Denenen, toplayan,
topladığından eşit olmayanı ayıran. Genişlik odur ki, ayıran
dedikte, mecnun bilinmesin. Erkân; danışılanı gören, düzene koyandır.
‘Mevzu karışık.’ denir, sohbetin yorumu toplanmadan aranır. Söz ile
vereyim.
8 Yuvanda düzeni nasıl kurarsın? Bütçeni
nereden ararsın? Önce dağıtır, sonra toplamaz mısın? Nereden aldığını
bilsen, düzene uysan; dağılana tasa etmez, toplanana gülmezsin. ‘Gönülde
billur kase yerinde olsa, şarap ile dolsa, seni sarhoş etse; dolanın
nerden geldiğini bilirdin.’ diyene de ki: Bilmediğini bilenden misin?
9 ALLAH’ım gönül kapılarını kendine,
pencereleri kulların birbirine açmış. Penceren açıksa, gönlün elbet
aydınlıktır. ALLAH’ım görendendir, açık olanı bilendendir. Kulun kendi
yapacağı; kapısını, penceresini açacağıdır. Kapayan kendine, açan
yine kendine hizmettedir. Aman diyene el vermek, açık pencereden görmektir.
Aman diyeni duymak için, onun da penceresinin açık olması gerekir. ALLAH’ım, penceresini
açmak için de aman dedirtir. Öyle olanda, aman diyene ses verende, sevgi
çokluğu görülür.
10 ALLAH’ıma emanet olunuz. Sevgiyi cümlede
bulunuz ki, ömrünüz sevgi ile örülür.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH