30 Ocak 1976

MEVLÂNA’yım ben!

(Dünya yeni bir olay karşısında. Bugün bilim, domuzun genler sisteminde kediye ait olan genlerin de bulunduğunu ortaya koymuş bulunmaktadır. Bu buluş ve onun sonuçları hakkında, YÜCE MAKAM'dan bize bazı açıklamalar yapılabilir mi?) 

1 Aynayı dilediniz, gördünüz söylediniz, yoldan açalım diye söz aradınız. Selam ile geldik, yumuşak yoldan verdik. YM. 

2 Yerde olan gökte arar, gökte rahmet yere bakar. Seferde durulur, sanılmasın karışır. 'Genişlik.' dedik daha önce verdik. Olayın oluşu değil, olaydan çıkan neticeye rol denir. 'Netice nedir?' dendi. 'Gelişen değil, değişen nedir?' diye soruldu. Evet. Gelişen, değişene rol verir. Kundak açıldığı gün netice açık alınır. Alışan gördüğü gibi alsın, duyduğu gibi değil.

3 Ayran yerini yoğurda vermez, yoğurttan olduğu halde. Oluşan gelişenden değil, değişenden sanılır. Değişen nedir? VEREN değiştirmediyse, gören nerden yer alır? Olum, aykırı değil. Oluşum, yayılandan gelir.

4 'Yayılan nedir?' denir. Çoğalması gereken. Domuz, değişimini kediye bağlarsa, kedi haline ağlarsa, kul bilimden beklerse, bilimi ilme eklerse; 'Şahlar.' diye bağıracak, bağırdık ta duyuracak, duyurduk ta hem kendine hem duyurduklarına yerini bulduracak. 

5 Sözün bağlantısı elbet güzel. Ayıran doyuran bilir, arayana buldurur. Sohbeti hoş bulduk, 'Bilenin bilmeyene verdiği.' dedik. Yayılan geçici değil. Seçilen yerini bildirir. Elbet gelişin değerini buldurur, çiçekten çiçeğe naklini nasıl gördürür? Ayranı misal verdik. Naklini sorana de ki, böcekten alanı bilmez misin?

6 " 'Ayağın yok gelmeye, dilin yok söylemeye.' dediler, YUNUS olduğumdan şüpheye düştüler. Yazan söyler, çizen çözer diye akıl koydular."

7 Yazan bilmez, çizen çözmez. Öyle oldukta, gelenden şüpheye düşülmez. Sizlerin var olduğunuzu bildiğiniz kadar, bizler de varız, var olacağız. Birlikte bulduk, birliğe gidenle beraber olacağız. 'Çevreden mi, çehreden mi gelirsiniz?' dendi. Çevreyi dünyada bıraktık, çehreyi dileyene sattık. Aldığımız kadar veririz, yedi yönde dünyayı çeviririz.

8 Doyumsuzluk nedir? Yolunu bulma, yenini kendinden sıyırma. Danışılan dumansızlıktır. Dumansızlık, amansızlıktır. 'Amansızlık nedir?' dendi. Tevekkül olmak, O'ndan geleni bilmek. Anılanın durağı, yerini bulduğu gün gerçekleşir. 'Yamaya ne hacet, yenisini alayım.' diyene de ki: Yenisini alacaksan, eskisini yama da alamayana ver.

9 Genden açılan, yönde saçılan fikirlerdir. Elbet olumludur. Olumsuzluk YAZILAN'da yoktur. 'Netice?' dendi. Alaşımlar kaynaşma kaidesine bağlıdır. Yeşeren çiçekte katılaşan yaprak, alaşıma sırt çevirendir. Katılık dokuyu yayılmadan korur. Geçirilen günün sayılandan olduğu bilinsin. YM.

10 Ayağımız yoksa, kaynağımız var; dilimiz yoksa, elimiz var, cümle ile olan gönlümüz var. Yok olan, var olana gelir mi? Bilmediğini verir mi? Gönüller hoşnut olsun, bağlantı cümle ile kurulsun. 'Nasıl?' denilmesin.  Gerçekten dokuya geçildi; harç olan karışıldı. Ördük, öreceğiz; cümleyi aynı çatıda göreceğiz. Günümüz; yerini bilenlerin olacak. Yerini bilenler, bulana uyacak. 'Bulan kim?' dendi. 'ÇÖZ!' diye veren, elini bağlayan.

11 Güzel günde verdik, sözü beşte bulduk. Beşin üçüne sorduk: Güne kadar, aldığın ile verdiğin denk midir? 'EYVALLAH' diyelim, sözümüz ÖZ'ümüz birdir bilelim.

12 Aldık verdik, emanet tutmadık. Şükür diyelim.

13 Yolun vergisi, algısı kadardır. Açıklık; günden yarına, yarından öbür güne görülür. Mutluluk cümleniz ile olsun. Çünkü, verilen; günden güne bağlantı ile örülür. Günden sonra verilecek, gönlünüzce açılır. Sağır yerini açıklığa, kör yerini seçikliğe verir. YM. Yorulduğu gibi. Selamet 'ALLAH'ım SEN'den.' diyendedir. YM.

14 ALLAH'ıma emanet olunuz, açılan kapıda kendinizi bulunuz.

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH