23 Nisan 1976

MEVLÂNA’yım ben!

1 'Olumsuzluk güzel değil.' diyene de ki: Olumlu olan, olumsuz gelen; nerden, kimden? Dumansız gönülde dumanlı sorun olmaz, gölgede kalan güneşten şikayet etmez. Geldiniz vereceğiz, sordunuz açacağız, dolanık geleni çözeceğiz.

2 'Neden?..' denilen her olay, kuluna göre değer ölçüsü alır. Asıl olan olaya vurulan ölçü değildir. 'Nasıl?..' denilir. Olaylar kuluna göre değişir. Kimi, 'Ekinim var.' der yağmur bekler; kimi 'Sergim var.' der, güneşe bakar. Olay yerine göre terstir. Düşünülen de öyle; yazılandan değil. 

3 OMAR der ki: "Ters geleni, karşındakine göre ölçersen, düz görürsün." 

4 Kainat ne senin, ne benim için değil, cümle içindir. Geleceğini elbet biliriz. Çünkü yönünü görürüz. 'Aldığım nerden?' dersen; geleni sana değil, kendini yönüne çevir. Aradığın güzellik oradadır. Gölün ötesi elbet topraktır. Geçit bulan gider, geçit olmayanda, gölün etrafında döner.

5 Danışılan, ölçünün ötesinde. Genişlik yer alacak. Doğuştan aldın. Desti nedir? Kaderin kastı. 'Döner dururum, doğuşa yanarım.' diyen olanın kaderini değiştireceğini zanneden. Danışıldığı gibi bildi, adını yeni verdi. ABDULLAH denilir, öyle anılır. Derdini söylerse, derman bulunur sanır. Derdin verildiği, dermanın görüldüğü, her olanın YÜCE'den yazıldığı bilinsin. Sözümüz böylece sohbete bağlansın.

6 Gecenin karanlığı, sabahın aydınlığını hatırlatır. Öyle oldukta, gönüller dumansız kalır. Çevreyi bağladık mı? Gönlünü dağladık mı, dönüşe ağladık mı? 'Yoğun olayda karışıklık vardır.' diyene de ki: Olayı veren karışıklığı çözer, kulun kaderini çizer. Ocak yanmadan nasıl tüter? Denilmesin, gün günden beter.

7 Sayanın saygısı sevene eşittir. Sevgi TEKLİK’e karşıttır. Çokluk ayrılığı değil, beraberliği gösterir. Çiçeğin tanesi mi güzeldir, demeti mi? Tanede şekil, demette birleşim güzeldir. Hele bahçeye girdi isen. Yaratılış orda, güzelden güzeldir. 'Ne bahçeye girebildim, ne çiçeği derebildim, ne güzellik görebildim.' dersen; ayrılıktan uzak kal derim. 'Ayrılık nedir?' dendi. Bilmeyen, görmeyen, yaradılışa uymayan; ayrılıktadır derim.

8 Gözden nazar alınır, dilden sohbet edilir. Duyana doğuştan verilir. Ayrılıkta olanın bulacağı odur. Gönülden katılırım.

9 (Resim verilir) YM. diyelim, danışılanı verelim. Yeterince dolmadan, 'HAK.' diyenden almadan; yolun gidişi olmaz, dumansız kalmadan vermez. ABDULLAH denilir, gelene verilir. 'Nerden, kim?' denildi. Şam'dan bilinir, orda anılır. Doğuşu dört yüz yıl erken. Günden evvel gerçeği bilmek, katkıyı dilemek yersiz değil elbet. Ne var ki, her gelen verene uyar.

10 "Ekin tarlası geçtim, tarlada çiçek seçtim. Açılan güllerini gördükte, her olayda kendime uyanı sevdim." dedi, YUNUS'um söze girdi:

11 "Çiçeğin seçildiği, gönülde açıldığı, bilenin özüne göre değil, gözüne göredir. Attan beklediğini kuzudan alır mısın? Atın hizmeti var diye, kuzuyu hor görür müsün? Doğuşa göz atalım, olmuşa elimizi uzatalım, geldik gideceğiz diye kendimizi eğitelim. Eğilmeyi bilelim. HAK YOLU'nda, hak olana gönlümüzü açalım. 'AŞK olanda, dilesen dilemesen açılır.' denildi. Elbet açılır. Ne var ki her olaya EYVALLAH denildikte. Geceyi karanlık demeyelim. 'Aydınlığa uyduk, karanlıktan çok sevdik.' dersen; bedenin zahmetini dinlendiren gece değil mi? 'Görüntü oyalar mı?' denir. Güğümden söz etmeyiz. 'Göreyim.' diyene söyleriz. Görgü, eğitildik te verilir, kulunun yolu öyle sarılır. 'Selam.' diyene, selamını aldığımız bildirilir. Cümleden aldık, ilettik. Günün özelliğine diyeceğini soranın selamı iletildi. Dayanılır, dolanılır, her olayda görüldüğü gibi durulur." dedi, günün değerine göz attı. 

12 "Döğüşten, savaştan, YAZAN'ın yazdığı gibi çıktık, her güne daha güzel diye baktık." dedi, selamladı yürüdü. (ATATÜRK mü?) YM. (Yol münasip)

13 'Sakinliği neden?' dendi. Saki oldu sundu, yeniyi gördü döndü, ALLAH'ıma emanet etti.

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH