|
7 Mayıs 1976 1
Hoş gördük diyelim, selamları paylaşalım. Ne giden, ne dönen var.
'Geldik.' dedikte, buluştuğumuz anı söyleriz, gölgede güneşi
veririz. Selam dedik selamı sizlerle paylaştık. 2 "Dağ dağı aşamaz, AŞK olmasa aşıklar buluşamaz."
dedi, YUNUS'um söze girdi: 3 "AŞK'ı aşıktan sor, bilmez dedi
ise de; aşı kaşıktan ye, yenmez dedi ise de. Daldan aldım ayvayı, kuldan sordum davayı."
dedi. " Oldu olacak, toprak taşla dolacak. Günü geçti, danıştım. Toprağa taş gelmedi, temel olup dolmadı.
Bilmedim geleceği, görmedim olacağı." dedi. 4
Soranın hatasıdır, kula gelecek günden; yoranın atâsıdır, elbet verecek yönden.
Güneşi örtemezsin, gecesi olmadıkça; geceyi itemezsin, saati dolmadıkça.
Duman seni aratır, yardımcıya kollatır. Güle sorsan
derdin var mı? Doyumsuzluk der. Ya dikenin nedir dersen, uyumsuzluk der.
'Uyumsuzluk VEREN'den mi?' dersen, 'Asla! Yerenden.'
der. 5 Sarıyı yoruma versen, yumuşaklıkta kalır. 'Gör, kör değilsen;
duy, sağır değilsen.' diyene de ki: Ne kör görmekten kalır, ne
sağır duymaktan; gönlünü verdiyse, seveni sardıysa. Seven kim? Sevilen
kim? SEVEN YARATIR, sevilene aratır. 6 Dile geldim, dilden verdim. Göze girdim, oradan gördüm. Eli aldım,
elden yazdım. Gönülleri petek misali gezdim. 'Arı mısın gezersin, doğan
güne açarsın?' diyene dedim ki: 'Veresiye sözüm yok. Arıya veren de, gönle
giren de O'dur. ÖZ'den aldıysan, sözde bulursun.'
Döne döne yönüm aradım, sararan yaprakta gönül
taradım. 'Can...' diyen her kulda CANAN'ı buldum.
Onlarda gördüm, gördüm de oldum. 'Olanın değeri nedir?' dersen;
bulduğudur. Cebin delik olmasın, delik cebe dolmasın. Duyan, seni kendi
olduğundan ayrı görmesin. 'YAR! YAR!' diye koşanın, 'Ver, ver.' diye
bulduğu, doğuşa döndüğüdür. 7 'Doğuşa dönüş nedir?' dendi. Doğuş bilişe
beşiktir, doğuş buluşa eşiktir. 'Dolaşan bulur
mu?' dersen; dolaşan da, dalaşan da bulur. 'Dalaşan nedir?'
diyene de ki: Dalaşmak, döğüşmek
değildir, söyleşmektir. Dal dilinde, hal dilinde, göl yolunda, gök
ilminde dalaşmaktan murad; halleşmektir.
'Kainat güzel, söyleşen güzel; çirkin nereden gelir?' diyene de ki:
Genişliği olmayandan. Genişliği olmayan sorulur. Dar
çerçeveden baktıkta, sadece baktığın yeri
görürsün, oradan ölçü verirsin. Özelliğinden bilmedikçe, güzelliği
göremezsin. Her yaratılanın özü ve şekli vardır. Kapı şekil, öz
ağaçtır. Seçmediğin ağaçtan yaptığın kapıya çirkin dersin.
Dar görüş odur. 'Her asıl olanın şekli var mıdır?' dersen; asalet
şekilden isim alır. Ne var ki, ne isim alırsa alsın, her hali ile asılda
kalır. 8 Duyan gelsin, soran bilsin, yuyan kimdir
görsün. Aydın gece aydan bilinir. Gönül yandıkta, candan görülür. Serap çölde
bilinir, çölde gönül eğilir. Güğüm dolu olaydı, kulu öyle bulaydı,
hayret deyip kalaydı; ne yol, ne yolcu, ne han, ne de hancı gerekirdi. 'Derde
deva soralım, nerden arayıp bulalım?' diyene de ki: Derdi verenden ara, soran
yardan yol ara. 'Aradım bulamadım.' derse, dert odur işte. YAR sende, sen
nerde? 'Ver!' diye düştük derde. Verir, her dileyene. Ne var ki,
verdiğine dert demeyene. Dert, derdin aynasıdır, şifa derdin
oynaşıdır. 9 "YUNUS'um veririm, dert diyeni görürüm,
her diyen ile eririm. 'Kar mısın ya
YUNUS'um?' dediler, beni lafa
aldılar. Alsalar dert mi? Yoksa yönümüz
dört mü? Adayalım dedik; dediler 'Horozun kart mı?' Her halimi
kınadılar. Unutulmasın, açık
deliği yamadılar.
Yama hatamı örttü,
cümlesine sevgim arttı. 'Geçen günün dert idi.'
diyene, 'Her dert benim hatamı örttü,
öyle oldukta dert mi diyelim, her dert günü ağlayalım?'
Bilmezsek ağlarız, bilende eğleniriz, sevgimizi cümle ile bağlarız."
dedi, YUNUS'um. " Ananlardan ALLAH'ım
RAZI olsun, anılanlardan kalsınlar." dedi, cümlenize nasib diledi. 10 Unutulmasın, nasib her dileyenedir, elbet
mana nasibi. Kasvet sizi bulmasın, hasret sizde kalmasın. El eli buldukta, göz göze geldikte,
'Selam YAR'dan...' dendikte;
elde olmayana da niyaza varın, el vermeyeni de beraberliğe çağırın.
Dost eli yakmaz, dost dili yıkmaz. Dost eli ile dikilen ağacı sökmez; ne
fırtına, ne sel. Güzel O'dur. Güzel O'nu bilen, güzel O'ndan geleni seven,
güzel sevmeyi bilmeyene öğreten. Öğreti dil ile olmaz, hal iledir.
Aşılması güç değil. Aşacağın yol seni asla yanlız bırakmaz. 11
Gel, gör, yeşil çimene kilimi ser. Ne taş, ne diken bulunur söken;
asıldır kulda köken. 'Esrar perdesi örüldü, araya ip gerildi.' diyene de ki: Ne
perde bizde, ne görgü sizde. Yanılmayın, hata denmedi, asla açılmayacak
perdeden verilmedi. Ne var ki, her olay gün gün
açılır; öylece günden güne geçilir. Gelecek, meraka yol açar. Umulan nedir,
neredendir? Bilsen de çözemezsin yaşamadığın günü; görsen de
geçemezsin, söylenilen yönü. Ancak, günü gelecek, günde yön sizin olacak.
Yazılan sizindir, çizilmez. Ne var ki, günü gelmeden çözülmez. Günümüzü
bilelim, her hale şükredelim. 12 (Resim verilir) "Yemeniye bez oldum,
yemenide düz oldum. Yol aradım,
toz oldum." dedi YUNUS'um yemenide
kendini verdi. ALLAH’a ısmarladık
|