7 Mayıs 1976

(YUNUS EMRE'nin ölüm yıldönümü sebebiyle yapılan anma sohbetinden sonra)

MEVLÂNA’yım ben!

1 Hoş gördük diyelim, selamları paylaşalım. Ne giden, ne dönen var. 'Geldik.' dedikte, buluştuğumuz anı söyleriz, gölgede güneşi veririz. Selam dedik selamı sizlerle paylaştık.

2 "Dağ dağı aşamaz, AŞK olmasa aşıklar buluşamaz." dedi, YUNUS'um söze girdi:

3 "AŞK'ı aşıktan sor, bilmez dedi ise de; aşı kaşıktan ye, yenmez dedi ise de. Daldan aldım ayvayı, kuldan sordum davayı." dedi. " Oldu olacak, toprak taşla dolacak. Günü geçti, danıştım. Toprağa taş gelmedi, temel olup dolmadı. Bilmedim geleceği, görmedim olacağı." dedi.

4 Soranın hatasıdır, kula gelecek günden; yoranın atâsıdır, elbet verecek yönden. Güneşi örtemezsin, gecesi olmadıkça; geceyi itemezsin, saati dolmadıkça. Duman seni aratır, yardımcıya kollatır. Güle sorsan derdin var mı? Doyumsuzluk der. Ya dikenin nedir dersen, uyumsuzluk der. 'Uyumsuzluk VEREN'den mi?' dersen, 'Asla! Yerenden.' der.

5 Sarıyı yoruma versen, yumuşaklıkta kalır. 'Gör, kör değilsen; duy, sağır değilsen.' diyene de ki: Ne kör görmekten kalır, ne sağır duymaktan; gönlünü verdiyse, seveni sardıysa. Seven kim? Sevilen kim? SEVEN YARATIR, sevilene aratır.

6 Dile geldim, dilden verdim. Göze girdim, oradan gördüm. Eli aldım, elden yazdım. Gönülleri petek misali gezdim. 'Arı mısın gezersin, doğan güne açarsın?' diyene dedim ki: 'Veresiye sözüm yok. Arıya veren de, gönle giren de O'dur. ÖZ'den aldıysan, sözde bulursun.' Döne döne yönüm aradım, sararan yaprakta gönül taradım. 'Can...' diyen her kulda CANAN'ı buldum. Onlarda gördüm, gördüm de oldum. 'Olanın değeri nedir?' dersen; bulduğudur. Cebin delik olmasın, delik cebe dolmasın. Duyan, seni kendi olduğundan ayrı görmesin. 'YAR! YAR!' diye koşanın, 'Ver, ver.' diye bulduğu, doğuşa döndüğüdür.

7 'Doğuşa dönüş nedir?' dendi. Doğuş bilişe beşiktir, doğuş buluşa eşiktir. 'Dolaşan bulur mu?' dersen; dolaşan da, dalaşan da bulur. 'Dalaşan nedir?' diyene de ki: Dalaşmak, döğüşmek değildir, söyleşmektir. Dal dilinde, hal dilinde, göl yolunda, gök ilminde dalaşmaktan murad; halleşmektir. 'Kainat güzel, söyleşen güzel; çirkin nereden gelir?' diyene de ki: Genişliği olmayandan. Genişliği olmayan sorulur. Dar çerçeveden baktıkta, sadece baktığın yeri görürsün, oradan ölçü verirsin. Özelliğinden bilmedikçe, güzelliği göremezsin. Her yaratılanın özü ve şekli vardır. Kapı şekil, öz ağaçtır. Seçmediğin ağaçtan yaptığın kapıya çirkin dersin. Dar görüş odur. 'Her asıl olanın şekli var mıdır?' dersen; asalet şekilden isim alır. Ne var ki, ne isim alırsa alsın, her hali ile asılda kalır.

8 Duyan gelsin, soran bilsin, yuyan kimdir görsün. Aydın gece aydan bilinir. Gönül yandıkta, candan görülür. Serap çölde bilinir, çölde gönül eğilir. Güğüm dolu olaydı, kulu öyle bulaydı, hayret deyip kalaydı; ne yol, ne yolcu, ne han, ne de hancı gerekirdi. 'Derde deva soralım, nerden arayıp bulalım?' diyene de ki: Derdi verenden ara, soran yardan yol ara. 'Aradım bulamadım.' derse, dert odur işte. YAR sende, sen nerde? 'Ver!' diye düştük derde. Verir, her dileyene. Ne var ki, verdiğine dert demeyene. Dert, derdin aynasıdır, şifa derdin oynaşıdır.

9 "YUNUS'um veririm, dert diyeni görürüm, her diyen ile eririm. 'Kar mısın ya YUNUS'um?' dediler, beni lafa aldılar. Alsalar dert mi? Yoksa yönümüz dört ? Adayalım dedik; dediler 'Horozun kart ?' Her halimi kınadılar. Unutulmasın, açık deliği yamadılar. Yama hatamı örttü, cümlesine sevgim arttı. 'Geçen günün dert idi.' diyene, 'Her dert benim hatamı örttü, öyle oldukta dert mi diyelim, her dert günü ağlayalım?' Bilmezsek ağlarız, bilende eğleniriz, sevgimizi cümle ile bağlarız." dedi, YUNUS'um. " Ananlardan ALLAH'ım RAZI olsun, anılanlardan kalsınlar." dedi, cümlenize nasib diledi.

10 Unutulmasın, nasib her dileyenedir, elbet mana nasibi. Kasvet sizi bulmasın, hasret sizde kalmasın. El eli buldukta, göz göze geldikte, 'Selam YAR'dan...' dendikte; elde olmayana da niyaza varın, el vermeyeni de beraberliğe çağırın. Dost eli yakmaz, dost dili yıkmaz. Dost eli ile dikilen ağacı sökmez; ne fırtına, ne sel. Güzel O'dur. Güzel O'nu bilen, güzel O'ndan geleni seven, güzel sevmeyi bilmeyene öğreten. Öğreti dil ile olmaz, hal iledir. Aşılması güç değil. Aşacağın yol seni asla yanlız bırakmaz.

11 Gel, gör, yeşil çimene kilimi ser. Ne taş, ne diken bulunur söken; asıldır kulda köken. 'Esrar perdesi örüldü, araya ip gerildi.' diyene de ki: Ne perde bizde, ne görgü sizde. Yanılmayın, hata denmedi, asla açılmayacak perdeden verilmedi. Ne var ki, her olay gün gün açılır; öylece günden güne geçilir. Gelecek, meraka yol açar. Umulan nedir, neredendir? Bilsen de çözemezsin yaşamadığın günü; görsen de geçemezsin, söylenilen yönü. Ancak, günü gelecek, günde yön sizin olacak. Yazılan sizindir, çizilmez. Ne var ki, günü gelmeden çözülmez. Günümüzü bilelim, her hale şükredelim.

12 (Resim verilir) "Yemeniye bez oldum, yemenide düz oldum. Yol aradım, toz oldum." dedi YUNUS'um yemenide kendini verdi.

ALLAH’a ısmarladık

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH