|
11 Mayıs 1976 MEVLÂNA’yım ben! 1
Ye yudum yudum, sözüme uydum, diledim geldim, günün
yorumuna yol verdim. 2
Sorun, senden yeniyi sormaz; olumsuz denilen yerde, kumun yolu görülmez; açılan
kapıya perde gerilmez. Saydığın her kulda, uyduğun her yolda; O'nu
bilesin, O'nu göresin. 3
Sebep sormazsın, 'Neden?..' demezsin. Ne geçenden, ne kaçandan sorumlu
değilsin. 'YAZI'ya uydum, öyle bildim.'
dediğin an, olanı güzel görürsün. Açılan kapıyı sorarsın. Daha önce dedim;
'Perde gerilmez.' Kaygıyı, O'nu bilmeyende ara! Dara, mana girmez; kul yazılanı
bilse, olana kaygu etmez; nasibinde somun olan, sepet
satmaz. 4
'Gerçeği bilsem yeter!..' diyenin bilmediği, gününün kayguya girdiğidir. Unutulmasın, kayguyu
da kul yaratır. 5 Göğün ölçüsü, gözünün gerçeğidir. Doğuşa uydun,
oluşa yol aradın, duruşta niye kayguya
düştün? 'Aymayı bilsem!..' deme. Kendine malettiğin
her olay, aslında yazındandır. Öyle oldukta, 'Aymayı
bilsem!..' demek yersiz. 6 Elinde üç taş kaldı, 'Hangisi koz olsun?..' dersin. Koz; elinde
olandır, dilinde olan değil, yolunda olan hiç değil. 'Zor!..'
dediğin, gelende güç değil. 'Göç var mı?' dersin, yok! Yazıya
bakılır. VEREN'in İZNİ ile söylenir.
'Göçten kasıt nedir?' dendi. Söyledim, koz elinde olandır. Günün yorumuna
verilecek, oya misali işlenecek. 7 SOMUNCU der ki: "Yemeyi bilelim, yarına gülelim. Aydan göz alamayan,
güneşe nasıl bakar? Deryadan kürek çeker. 'Gemiyi kaçırdım!?..' deme,
vardığın anda gemidesin." 8 'Aynayı eime verdin, gönlümü yoluna koydun;
elimi aldın, sonra da bırakıverdin.' dersin. Elini alan, bırakmaz! Yamayı
gerekli yere diker, gönlüne meyden döker. 'Mahzun oldum, ayrı kaldım.'
dediğinde; dilediğinin yanında olduğunu bilesin, aradığını
bulasın, kucağındaki taşı dökesin. 'Yumuşak yol alamam, duman
görsem bölemem.' dersin. Her olayın HAK'tan
olduğunu söylemez misin, uymayı denemez misin? Öyle oldukta
olaylara taş mı diyelim? Elinde olan, geçici değil kayıtlıdır.
Olumsuz dersin. 'Oya misali işlenir.' dedim. 'Geçici olan her gölgeyi,
yeniyi mi gördüm?' deme. 9
Geyik dilden değil, gönülden verendir. 'Gezici olan, o mudur?' dersin.
Değil! Görgü; ya yerinde, ya derindedir. 'O mudur?' dersen, değil! 10 'Aydın olan günüm, nasibime bağlandığım gündür.' dersin.
Nasibin çözülmedi ki. Yanımızda olana, asmadan sorana. Sert zeminden kaçma, Ne
olacak deyip gocunma. Varlık yokluğa eşittir, günler çeşit
çeşittir. Dün bugüne uymaz, bugün yarını bilmez, kul kayguyu
silmez. 'Güneş'e denk vakitteyiz.' de, yeniyi öyle ara. 'Bohça aldım
düzeyim, olacağı göreyim, alacağa vereyim, sonsuza gönül koyayım.'
dersin. Sahibsiz kul var mıdır? Müsterih olasın,
'SAHİBİM YÜCE'dir!' diyesin. 11
Suyun özelliğini, yolun güzelliğini verdik bilirsin. 'Dört duvar yol
vermez!' deme. ALLAH'ım, dört duvarın içinde de kulu
iledir. Soğuk denen günde sıcağı özlersin, sıcak gelen günde buza el
atarsın. 12 Senin benim olandır, benim
sana gelendir, gece gündüz verendir, cümle ile dürendir, sofrasını serendir,
yediğini aldığını cümle ile paylaşandır, elbet sahibi değil
SAHİBİ'ne hizmette olandır. Unutulmasın,
her yaratılan hizmettedir. Yumuşak yolun, yeniye bağlantısı. Olumunda
özellik, özellikte güzellik görülür, adı öyle verilir. 13 Yazdık verdik, sahifeleri doldurduk; silip attın mı, dönüp yattın mı?
Vergimiz daimdir dünya gününüzde. 'Aşmadık!..' dediğin köprüyü,
yersiz mi buldun? 14 Yorgan örtmeye, odun yakmaya gereklidir. Gerekli olan her yol, kuluna
açıktır. Olumsuzluk, bizden gelmez; 'Olmuyor ' denilen yazıldı ise, kapalı
kalmaz. ALLAH’a ısmarladık
|