|
21 Mayıs 1976 MEVLÂNA’yım ben! 1
Güzeli gazele benzettiniz. Yorumu; gönüllere uyana değil, sürüme benzetene
verdiniz. (12 Mart 1976
tarihli sohbette geçen 'Dört' ve 'Beş' deyimleri ile ilgili canlar
tarafından yapılan sohbet üzerine) Cümlenize selam olsun. Gelen alsın,
alan sevsin, gerçeğe uyana ALLAH'ım niyet
ettirsin. 2
'Dört nedir?..' diyelim mi? Ağacı kökten alalım mı? Dördün yorumu kainatın
durumuna denktir. Bildim diyen, sevendir; gördüm diyen, uyandır; uydum diyen,
arayandır; oldum diyen, dört'ü kendinde bulandır. Dört'ü kendinde bulan, elbet beşi arayandır. Beş,
öyle oldukta, aranandır? 'Aranan nedir?..' dendi.
Aranan, kainatın dört'ü, dört'ün
oldurduğu ölümsüzlük. 3
Olumum neye eşittir? Dört'ü aşmağa, beş'e ulaşmağa. 'Beş'in
verdiği, bilmediği
nedir?' dendi. Bilmeyen, beş değil dört'tür.
Bildiğini kendinden sanır, beş'ten
aldığından habersizdir. Aymayı bildiysek, duymayı öğrendi isek
'Beş, yerimizdir.' deriz. 'Duyun, görün, uyun.' dediğim odur. Gösteren, yeni'yi
buldurur. 'Yeni de nedir?' dendi. EYVALLAH. Yeni, diktiğimiz ağaç,
olumludur. Ayyaş olanın dahi desteği olmaz mı? Başını ağaca
dayamaz mı? 'Almadığımız açılsın, açılamayandan nasıl geçilsin?' dersiniz.
El elde, gül dalda, sohbet bizde oldukta; açılmayanın
yolu olur mu? (Dört, dört
hal mi?) Olayları dahi öyle görmez misiniz? Sabah, öğle,
akşam, gece. Yaz, kış, ilkbahar, sonbahar. Kainattan örnek alınız
dedim ya. 4
Her varolanın dört hali vardır. Dört halin bittiği
yerde beş'e ulaştığı görülür. Can
CANAN öyle buluşur. GÜL'ün verdiği, dört
hali ile gösterdiği, ömürden göçe vardığı, göçten sonra dahi kainatı
sardığı bilinir. Çatı orada bulunur. 'Şefaat.' denen o'dur. 'Oruç
oldum, namaz kıldım, zekat verdim, KABE'ye yüz
sürdüm.' dediğin, dört hali ile olduğun, beş ile
tamamlandığın, senin bildiğindir. Bilmediğin hali ile hallendin
mi? Yol, her kulun niyazıdır. Ne var ki, hal önemlidir. 5 'CELAL hak mıdır?' dendi. CELAL, SIFAT değil mi? CEMAL, halde
olanın, CELAL'den geçenin sıfatıdır. Güzel ne
güzeldir, gazel olsa da; güzel ne güzeldir, yere düşse de. Düştüyse
bendendir, göçtüyse O'na. Evet. O'ndan O'na. 'O'ndan geldim, geldiğimi
bildim, O'na döneceğim.' dediğinde, dört hale uymuş, beş'e dönmüş olursun. 'Halife değil mi?'
dendi. Halife hal ile hallenmedi mi? Verdim, her yaratılanın dört hali vardır.
Ne var ki, duvarın kimi sarayı, kimi kulübeyi gösterir. Her kulun hali de
hallendiği şekildedir. Unutulmasın, hepsinin çatısı örtülür. 6 Yorum yerini buldu. Ne var ki, sahifenin ortasında yeniden durulur,
helva ile koruk karmağa çalışılır. Yedekte olan, çevreyi gönlünce
aradığını sanır. Ne var ki, asıl olanın yedeğe el verdiği
bilinir. 'Yedek nedir?' dendi. El alan, aldığını ileten. (Sabahat Abla mı?) YM. Yedek yerini elbet bilmez. Bilen var mı?
Suyun olduğu yerde uymayan görülmez. Çözemediğiniz yorumda kainattan
örnekler alınız, öylece çözüme çalışınız. 7 Cesaret nedir? Elbet korkusuzluk. Cesaretin arkasında YÜCE'ye güven vardır. ALLAH’a ısmarladık
|