|
26 Mayıs 1976 MEVLÂNA’yım ben! 1 Yeniyi eskiyi ayırmayız. Yeni eski kul görgüsü, kaderini bilesin HAK örüşü. Ayrıntıya girmeyiz, kulu yönde bölmeyiz. Cümlenize selam olsun. Gelen gönlünde olandan ferah bulsun, ‘Savaş yetti.’ desin, kendini ÖZ’den saysın. ‘Geldim bulmaya, vazifemi almaya’ diye duacı olsun, suyun aktığı yerden alsın, dilediğine selam götürsün, üç ekmeği üç fakire dağıtsın, ‘SOMUNCU’nun soluğu bana gelsin!’ desin, kayguyu silsin, niyazı AYETEL KÜRSİ olsun, dilinden KELİME-i TEVHİD’i düşürmesin, ‘Suda çamur görürüm, çamura nasıl gönül veririm?’ demesin! 2 Su çamuru eğitmezse,
değirmen buğdayı öğütmezse; un alamazsın, hamur
yoğuramazsın. Her varolan, meyline göre şekil alır. Toprak çamur
olur, un hamur olur suyu aldıkta. ‘Çamur muyum, hamur muyum?’ dendi. Ne çamura
yerin, ne hamura öğün! Çamur da yerinde, hamur da. Çamur olmasa hamur
olmaz. 3 SOMUNCU der ki: “Gitsin arasın, aradığını elinde bilsin, elinde bulsun.” 4 YUNUS’um der ki: “Umulmadık
yörenin, unutulmadık töresi olur; serte sert denildikte, öğütülen
yumuşak beklenir. ‘Duygunun öğütülmesi gerekli midir?’ dersiniz.
Duygu, varolanın sevgi ölçüsüdür. Seven yermez, seven döğmez; sevgi ile
eğitir, sevgi ile öğütür. Aldığımız, bildiğimiz,
olduğumuz; bu yöndedir.” 5 SAHİB DUĞAN der ki: “İç içten ayrılırsa, iç dıştan sıyrılırsa; ÖZ VARLIĞI’nı duyar.
Donuk suyun, sevilmediği olur mu? Yeniye dedik, eskiye kattık; dünyada,
dıştan içi açmayı öğrendik. ‘Dıştan içi nasıl ayrılır,
ayrıldıkta nasıl açılır?’ denir. (Zahirden batını bulmak mı?) EYVALLAH. Olmayana yanmazsan,
duymayana kanmazsan; dıştan içe açılırsın, içten dışa yerini
bulursun. Meyhane sarhoşun, nayhane berduşun köşkü müdür,
arayanın meşki midir? Saraylar bizlerin değil sizlerindir. KÂBELER
cümle ile bizlerindir. 6 Uygun olmıyan, sana uymayandır. Görgünü açasın, az pişmişe, çok kaynamışa söz etmeyesin! Olanın yeri, yumuşak yoldan söz bilir; ‘Dönük...’ deme, gün gelir yolunu bulur. 7 Çizmeyi giyer misin, danışılanı dünyaya serer misin; yazıyı diledin, elinde buldukta her verilene uyar mısın? 8 Yokluk çokluğun yargısıdır, çokluk ‘Yandım.’ diyenin kaygusudur. El ele verelim, cümle kayguları silelim. 9 ‘YARDIMCI’m kim?’ der. Yazdığım sözden yerimi gönülden alsa da, ‘Çerağım orda kaldı.’ dese de, elini bırakmadım. Yeniyi dedim. Yeniyi ‘Olumsuz!..’ demeyin! Dönüşe yol açan, yerini cümle ile paylaşandır. SAHİB DUĞAN.” ALLAH’ıma emanet olunuz. ALLAH’a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH (Resim
verildi: SAHİB DUĞAN) 10 SAHİB DUĞAN dediler, Şam’da gönül yuğdular, eli ele verdiler.
|