|
4 Haziran 1976 MEVLÂNA’yım ben! 1 ‘Yumuşak yolun yolcusu güzelliği nerde arar?’ dersen; gördüğünde, duyduğunda, aldığında, verdiğinde. Cümleye selam olsun. Nasıl olsun nasıl bulsun? Yerden aranmaz, yoldan taranmaz. Gerçek; olduğu yerde, olduğu gibi. ‘Oynamayan taş başa gelmez.’ diyene de ki: Ya baş taşa gelirse? Olumsuzluk başa vuranda değil, ‘Vurmam.’ diyendedir. Uğraş nerde gerçekleşir? Düzene koyanda. ‘Düzen nasıl konur?’ dendi. Ağacın meyvasını beğenmezsin, aşıya verirsin. Düzenin, odur. Açmayan çiçeğe tomurcuk denir, öyle de sevilir. Ne var ki açılması beklenir. Sözlerimizin yorumu da öyledir. Açamadığını didikleme. Bekle. Nasıl olsa açılır. 2 Akmayan dereye kuraklık gelmiş denir. Şelalenin durduğu görülmez. Vardığı sardığı yerlerin yönü de güzeldir. Seymen, yerini bilir, yolunu yoldaşından alır. Seymen dedik adı ile verdik. Ne dağın ötesine bakar, ne yorumdan çıkıp kulun gönlünü kırar. EYVALLAH diyelim, adını elden, dilden, gönülden sahip çıkan YESEVİ’den verelim: 3 “Dal dalı kırmaz, yol kulu komaz. Aldım verdim, ‘SAHİP’ dedim, O’na emanet ettim. YESEVİ adım. ALLAH dedim, cümleyi andım. Her ağaca kuş misali kondum. MEVLÂM, dünya SENİN, kul SENİN, kainat SENİN. SEN, adımızı verensin, ÖZ’ümüzü görensin, göreni bilensin, görmeyeni örensin, örülenin yerine öreni gönderensin. ‘Ören SEN’sin.’ dedik. ‘Öreni gönderdiği kim?’ derseniz; ÖZ’ünü bulan, adını silen. El ele dedik cümleyi ele aldık. Selam dedik, dört ocaktan gönül dolusu sevgi selam getirdik.” 4 Ocak, bucak, kucak açanındır. Ocak açılır, bucak açılır, kucak açılır; sevgi öyle saçılır. Darlık, kendini bulmayandadır. Olmuş meyva olalım, dileyenin eline gelelim. Açmadığımız ocak tütmez, açmadığımız bucak yetmez, açmadığımız kucak gölgeyi itmez. 5 YM. diyelim, sözü YUNUS’uma
verelim: “At ile ot ile gönül yaktık od ile. Gelelim, gelmeyelim demedik.
Anıldık verdik, sarıldık sevdik. ‘Dört oldum aldığımı düremedim, ipi
gerdim seremedim.’ diyene. Dürersin, serersin; gönülde şüpheyi silersen.” 6 Dört dedik yol verdik. ‘YOLU’nda yürü.’ dedik. Yürüyüş hedefe olsun. ‘Sağ mı sol mu?..’ denmesin. Verilen çizilendir, çizilen çözülendir. Yerimiz yönümüz verildi. Aldığına uysun, asmayı bağında görsün. ‘Dönüşe uydum.’ diyen gönlünü aydın bilsin. 7 Yoğun çaba yorgun
düşürür, sanmayın çömleği pişirir. Güneşin olduğu
yerde duman kalmaz. Neden?.. Ateşe gerek görülmez. Yeni’yi aldık. ‘Yeni
gene açıldı.’ diyene sözüm: Yenileme kainatın sırlarındandır. Sorguya
verildikte, her açılan sır kapısı arkasında yeni bir kapı görülür. Her açılan
yenidir, geçilen eski. ‘Dur...’ diyen var mı? Durmasını düşünen var mı?
Elmas değerini yerden çıktıktan sonra alır. Yerde iken sadece taştan
sayılır. ‘Nimet midir?’ derseniz, kıymettir derim. Oymayı aldıkta, ele geldikte yerini süsler. ‘Eledik
atalım mı, eleği asalım mı?’ derseniz, EYVALLAH derim. 8 c’den selam aldık, selam götürdük. Sözümüz dürülsün, c’ye iletilsin. ‘Dört’üm.’ diyene: Ocak yanacak, ilettik, odun ile; suyumuz sunulacak yudum ile. Dağınık düzene girmesin. Ne var ki, asla gönül kırmasın. Olgun meyva misali, gönülden alsın, gönüle aksın. ALLAH’ıma emanet olunuz. ALLAH’a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH (Resim verilir: YESEVİ HAZRETLERİ) 9 “Yerim yönüm dört bucağı açandan, aşık deyip kendini bilene yönünü gösterenden, ‘Dağılın, dağıtın.’ diye gönüllere destek olandan, ‘Kucağım dört yöne açık.’ diyenden. YESEVİ, yeniyi bula-bula, gönlünü verdi kula. Selam.” dedi yürüdü.
|