8 Temmuz 1976
MEVLÂNA’yım ben!
1 Yerimiz güzel, yolumuz güzel,
sanılmasın sözümüz özel. Gönül açanla, şerden kaçanla, ‘Doğdum
bileceğim, gördüm olacağım.’ diyenlerle, el ele verenlerle, cümleden
cümleye selam verenlerle beraberiz.
2 Canlar dedik, her canda CANAN’ı
gördük. Geldik bulduk, hoşnut olduk. Yerimiz gönüllerde, niyazımız
ananlarda.
3 Gölün olduğu yerde derya
anılır, deryaya vardıkta ‘YUNUS misali, yolum aydın.’ denilir. Oyun yerine,
seyrin YUNUS’a olsun. Seyir nedir? Yol almak. Suyun aktığı yerden alanın,
söze uyduğu görülür.
4 Gerçeği olanda görün! Olan
nedir? Kulun yaşadığı, zor diye döşendiğidir. ‘ALLAH’ım
uymayı nasib kıl bana!’ deyiniz, halde olan ile halleniniz!
5 OMAR der ki: “Dumanı dağıt,
hem bedeni hem gönlünü eğit! ‘Zor!..’ dediğin gerçektir. Gerçeğe
uymazsan, yolunu alamazsın. Doğuşun günü gelişime yol açar. Çam
ağacı, ne kadar rüzgar yese yıkılmaz. Neden? Dalını eğitir de ondan.
En ufak yelde dahi dört yöne sallanır, dalını esnetir. Sorunu verdik; ‘Dumanını
dağıt, kendi gönlünü, bedenini eğit!’ dedik.”
6 YUNUS’um der ki: “Denizde gemi,
ovada damı, dağda çamı ararsan; buldukta, aradığını unutursun. Yemin,
olmayana yer verir; doğru söyleyen yeminden uzak kalır. Günün yorumunu
ararsın, gelenden sorarsın. Gelen, suyunu alır gelir sevince yol açar. Olumunu
belirten, dünyayı daha bilmiyen.
7 OMAR der ki: “Aydın günde
gelenden olur, gedik açıldıkta gelişe uyar. Güzellik; adını vermek
değil, ADI’na uymaktır! Asmayı üzüm vermezse anmazsın, ULU’yu sözün
olmazsa duymazsın. Niyaz her an olur, düşündükte; niyaz her an olur,
andıkta.”
8 YM. diyelim, ULU’sunu sorana
verelim. YAHYA EFENDİ desin, onu ansın, yardımında bilsin, gönülden
sorsun, cevabını alsın.
9 YAHYA EFENDİ der ki: “Üç
yerde, üç ER’de, üç derde deva olacak; DOST dediği, gönülden inandığı
her olayda mükafatını alacak. Şafakta alacaksın, ‘ALLAH’ım! Gönülden
uydum, YARDIMCI’mı bildim, el ele verdim, kaygularımı sildim.’ desin, gününe
ağırlık vermeyen olaydan kaygu almasın, elim elinde bilsin, ‘YA
RAHİM, YA KERİM’ niyazını dilinden düşürmesin, ALLAH’ıma emanet
olsun!”
10 NUH’un, niyazına geldiğini
bilirsin, dediğini her olayda görürsün. Suyun aktığı yerden aldın,
umduğunu bulursun. ‘Suyum yoluma, DEDE’m koluma.’ dersin. ‘YA ALLAH!’
dedikte, LOKMAN geldikte üç nida alırsın. Gönlüne kaygu koyduğun an, ‘YA
AZİZ, YA RAHMAN, YA RAHİM.’ de, dumanının dağıldığını
görürsün. ‘Üç nida nedir?’ dedin. Onu günü geldikte alacaksın.
11 Güneşin doğduğu,
gönlüne uyduğu, günün ağaç misali seni besleyeceğini düşün!
‘Geçenden mi, kalandan mı; DEDE’m açık söylesin?’ dersin. Gölgeyi sil!
ALLAH’ıma emanet olunuz.
12 Almayı vermeyi bilenin, olumunda
hata görülmez; sorumluluk, gönül yargısına düşürmez. Çünkü,
sorumluluğunu bilen, hatadan uzak kalır.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH