11 Ağustos 1976 Berat Kandili –
Edirne
(Hora
adlı geminin Ege Denizi’ndeki araştırmaları ile ilgili.)
MEVLÂNA’yım ben!
1 Niyaza geldim, niyazda buldum,
niyazda gördüm. Yeni’ye yol alanı, eskiden gün soranı selamladım. ALLAH’ım
cümleden RAZI olsun, yorumdan söze doğru varılsın.
2 Almadığın olmaz verilenden,
kumunun elendiğinden. Günün gölgesi olmaz, elini açtıkta ‘ALLAH’ım.’
dedikte.
3 YUNUS’um der ki: “Yeğdir
olmasa da gölgede seyran, öyle de böyle de olacak devran.”
4 Günün özü kulun sözüne uysun, her
kulu O’nu ÖZ’ünde duysun. Duysun bilsin ki, O sende, O bende; duysun görsün ki,
O, O’nu her bilende. Bilende de, bölende de, gölgeye sığınıp uyuyanda da.
5 ‘HAY.’ dedik uyuyanın haline
yandık. ‘Gün günü uykuda geçirir mi?’ dedik. Çiçek açtığı gibi, meyva
erdiği gibi. ‘Ne demek?’ denir. Çiçek gururu, meyve edebi özüne maleder.
Her çiçek göğe doğru açar, meyva oldukta yere eğilir. Çiçek gibi
açalım, meyva gibi tevazua geçelim. Açılacak gönüldür. Görünüyor.
6 Gemiyi almak, yerini bilmek,
yolunu kesmek dileyen. Dileyenle değiliz. Almayı dilmek almak
değildir. Gemiyi miğfere aldık, kalkan misali çevreyi sardık. MEYDAN,
dileyenin. HAY ADI’na, yudum-yudum sunduk.
7 Yeşil rengin yayıldığı
bilinsin. Kainat, aydın olanların, tanınsın. Aydın olmak kalem ile defter ile
değil; dost bilmek, dost saymak, dost sevmek iledir. Elbet dost olmazsan
sevemezsin, sevmezsen sayamazsın. Din devran değildir, soydan gelmez,
GÜL’den gelir. Bilene huydan gelir, sevene halden gelir.
8 Doymazsan, ‘Gençlik yolum.’ der
misin, yorumda ayrıya uyar mısın? Günün getirdiği değil, dünün
getirdiğidir.
9 ‘Gemiye yol var mı?’ dersiniz.
Gemi yolda, dönüş halde, güç kolda, göç batıda. Ne kaçan tutulur, ne batan
kurtulur. Meraka yer yok.
10 YUNUS’um der ki: “Kul kula
dövüşte. HAK çatana değil, çatılana YARDIMCI’dır.”
11 Günümüz hayıra kapı açar.
Gönüller ferah olsun. Dileyen sözüme ‘Söz’ desin. Gücünün üstüne gücü kimden
alır? Sözü, dediği yerde kalır.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH