|
10 Eylül 1976 MEVLANA’yım ben! 1 Niyaz ile geldiniz, aymayı ‘Uymaktır’ dediniz, selameti öyle buldunuz. Selam olsun, cümle de uysun. Aymayı bilmeyenden sorgunuz yok. Suyun akışı, görene uyanadır. Akışın aksine gelene, söz kuldan gelmez. 2 ‘Güzellik’ denildi, uyandan söz edildi. Dilinden dininden olumuna aldığı, HAKK’ın ‘OL’ dediğidir. Daha önce verdim, zorlama olmaz dedim. Uyan gelir, niyazınca olur, ayağının götürdüğü yere gider. ‘Ayağımın götürdüğü yer neresi?’ derseniz; arayıp bulduğu, gönlünü koyduğu, elele verdiği yere götürür. Gününden aradığı, ‘Aşk var olsa, bende dolsa’ der, olanın getirdiğini bilmez. 3 Dal ile toprak, gül ile yaprak nasıl ayırı kalmazsa, gönül bağı olanlar, aynı yolda gidenler de ayrı kalmaz. 4 Sorumsuzluk, bilimsizlikten, yorumsuzluk, görümsüzlükten. Her alan bilir mi? Ağacı diken ile söken bir midir? Dumansız kalınız, yoruma yer vermeyiniz. 5 Asmayı diken, üzümünü bekler, üzümünü aldıkta, niyetine ekler. Üzümünü kimi pekmez kimi sirke yapar. Ne pekmez yapana, ne sirkeye bırakana söz yok. 6 OSMAN der ki: “Çölde savaş vuran vurana, dağda savaş kıran kırana. Onun için sevgide buluşunuz, sevgi ile oluşunuz. 7 Yeşil renkten söz edilmez! Yaprak diride, kulu geride yol alır. Yumuşak kulu, sanmayın yerde kalır. Dileğine yol alır, ‘ALLAH’ım!’ der gücünü bulur. 8 Hali inkar edene de ki: ‘Hal RESULÜ’nün yapısı, kula açık kapısı. O’nu örnek alalım, o’nun ile bulalım. Kumdan aldığını toprakta bulamazsın, aradığın yapıyı dileğince bulamazsın. 9 Ym. diyelim, yerim sorana, gönüllerde olduğumu söyleyin.” 10 Sancak açılsa, yürüyüşe yol verse, gidene EYVALLAH deriz. Yolun alanın sorgusu karanlıktan gelmez. Çoklukta yol veren, yanılmaz. Açılan kapıdan sahipsiz geçilmez. 11 Sözünü dilinden aldın, gönlüne YAHYA’yı koydun. Selam ile geldi, “Sözüm onun olsun” dedi, selamladı yürüdü. Yanımızda olanın sorusu: Yoldan yorum almaz, sargıyı kendinde bulmaz. Değişen ne olaylar, ne dolaylar, sadece gördüğün.
|