26 Kasım 1976

(Van yöresindeki depremden sonra alınan sohbet)

MEVLÂNA’yım ben!

1 Yumuşak yol dileyen her kul, olandan olduranı bilsin, öyle yürüsün. ‘Göçün yeri güç mü?’ diyene sözüm. Yer yerinden oynadıysa, güçlükten değil, geçit öyle yol verdiğindendir, kul kadere söz ettiğindendir. Cümlenize selam olsun, olana gönüller HAK’tan diye uysun. ‘HAK verdi, HAK sildi, olandan olanı böldü.’ diyelim, sabır selamet dileyelim.

2 Gayretin sohbette sözü edildi, ‘Olana gayret boştur.’ denildi. ‘Yoğun çalışanın yorumda payı olmaz mı?’ derseniz; her kul olduğu yerde, olacağı kadar payını alır. Sorguyu yazıdan değil görüşten bilelim, konuyu öyle sofraya getirelim. Her çeşit aş sofraya konur, ne var ki her kul sevdiği aşa el uzatır. Onun için yorum, zevk ölçüsü diye alınır. Neticede her kul midesini doldurur.

3 ‘Somut örnek?’ denildi, örneği arandı. Mideye gidene güzel dersen, sevdiğini yedin derim; sadece doyumluk aldı isen, mideni doldurmuş olursun. Netice bünyede elbet değişmez, sadece zevkte değişir. ‘Sözün gelişi nereden?’ denildi. OSMAN der ki: “Dinden verdik, dilden sorduk. Alan, ELHAMDÜRİLLAH dedi; ezberleyen, ‘Yağını aldım, posası kalsın.’ dedi. Alımın ne ezberi, ne posası, ne yağı olur; alanın gönlünde perçinlenir. ‘Ne demek?’ dendi, niyaz konuşuldu. Aldığını halinden ver, dilinden değil. Gerçeği olandan gör, olduranı yerinde bil. ‘Yedik ELHAMDÜRİLLAH, gelecek öğüne hazırım.’ dersen; gününü saate bölmüş olursun, ömrünü pulla kayda koymuş olursun. ‘Ne yapalım öyleyse?’ denir. Yediğini yemeyen ile paylaş.

4 ‘Dönük yerini nasıl bulur?’ denildi, elbette göçten soruldu. Aynayı çevirip bulur, çevirdiği yerde kendini görür. ‘O da elli ikide yerini alır mı?’ denildi. Elbet alır. Kendini bulduğu yerde, kendine ölçü verdiği yerde. ’Bedenin yükü neden RUH’a yüklenir?’ denildi. Gelişin nedeni, RUH sürer bedeni. Akan suya kapılırsa, ‘Nasıl, Neden?’ aranırsa; her an kulun geriye attığı adımdır. ALLAH’ım “HER ADIM İLERİYE.” der kuluna. Şahit istemez, yemin gerekmez. Olan olduğu yerde, niyeti böldüğü yerde görür, yerini orada noktalar. Sevgi ‘Neden?..’leri siler, noktaları böler. Demlenen her olay, kulun yerine yönüne nasip kapısıdır, işlenmiş yapısıdır. 

5 “Yol aldım yozmadım, neden deyip  bozmadım, YUNUS oldum sezmedim, el kuyusu kazmadım. Buz dedim üşüyene kucak açtım, tuz dedim aşına ocak açtım. Taşlı yolu güzel diye geçtim. Güzel çirkin, tatlı acı diyene şaştım. ‘Nedir dileğin, kimdir belleğin? Danışılan yolluğun, uyuşulan halliğin.’ dediler, benden  sordular. Sakiye uydum elinden aldım, şakiyi duydum halimi buldum. Yerimi göçümde gördüm, ‘YAR’ diye secdeye vardım. Kor olup dünyada yanan, kar misali döne döne bulan, gayrısını gönülle paylaşan; göçte andan ana yerini bulur, halini görür. Nasibimiz olsun dersiniz. Elbet olur. Kul sorgusuz kaldıkta , sorgusuz bulur. Günün yorumunu dileyene sözüm. (Deprem olayı mı?) EYVALLAH. ‘Günahlarından mı?’ denilir, yorum dilendiğince yapılır. Ne günahı ne sevabı. Sadece yazılan. Günün sevabına eklenen nedir? Acının paylaşıldığı.

6 Deryanın yerini gönüller alır mı, kulunun sevabı kula kalır mı? Ben benden, sen senden sorumlusun. Ne var ki, ben senin sevabın için görevliyim. Güçlük yok. Sadece duyabilmektir, ağacı oyabilmektir. Senden sehpa istersem, yaptığın banadır, işlediğin sana. ‘Nasıl?..’ denildi. Tahtanın altına dört ayak koyarsan sehpadır, oyar da koyarsan yine sehpadır. Benim için aynı, senin için özelliktir. Özellik, güzelliktir. Sohbetimizi sehpa misali özellikle geliştirirsek güzelliktir. ‘Güzellikten uzak mı?’ denildi. Unutulmasın, her sohbetimiz işlenildi, işlenildi.

7 ‘El ele, el güle, gül gönüle, hal ehile.’ denmesin. Versin delile. Yerini alan bilir, yerini soran değil. AŞK’a düşen bilir. Yaprağı yapraktan ayırma, ‘sararan yaprak dökülür’ deme. Geyik misali, ormanın yöresine uy, töresine uydum de, bil. ‘Sevdim sevildim, yerimi öyle buldum.’ dersen artanı görmezsin.

8 ‘Vazifemiz var mı?’ denildi, olaydan soru arandı. ‘Yok.’ denilirse duymaktan uzak mı kalınır? Meyvayı olduran, tadını verdiren; elbet ALLAH’ımdır. Ne var ki toplayan kulu. Öyle ise, her olay, kulun vazifesindendir. ‘Yetişmeyi bilemezsem..’ demeyin. İşte o zaman, ALLAH’ıma niyaz edin. ‘ALLAH’ım, hizmetinden bana da nasip kıl.’ Olumsuz yol olmaz, niyaza kapı kapanmaz, gümüş toprağa karışmaz, altın asla çamura bulaşmaz. Aynayı hep bir ele aldık, cümlemiz bir olduk, sizlere parlak yüzünü gösterdik. (Ayna neyi temsil ediyor?) Olanı olduğu gibi, yaratılanı gördüğü gibi, cümleyi sevdiği gibi gösteren nedir? Ayna. ‘Canımız dilediği için mi?’ denildi. CANAN CAN’ın niyazına gönderdi. CAN’lar BİR olsun, güzeli beraber görsün. Niyazları olumludur, gönülleri dolumludur, halleri bulmasa da bulmaya yolumludur.”

MEVLÂNA’yım!

9 Her uyan ile, her duyan ile, her seven ile beraberim. Denizden yol soran, karayı arayandır. Sahile yol bulan, gemiye talip olandır. Her talip olana, elimiz gönlümüz açıktır. AŞK noktamızdır. Söz onda başlar, onun ile son bulur. Kul, AŞK ile yön bulur. AŞK’ımız noktamız olsun, sorgumuz noktada kaybolsun. Her kul, cümle ile kalbolsun, kini nefreti silsin, ‘Ölüm, RUH’tan başka istemez.’ desin. Ölüm, göç değil midir? Ne var ki, bu göçte bavulunda götürdüğün, işlediğin hayır ve şerdir. Nasıl ki seyahatinde bavulunu kendin açar, temizi kirliyi kendin ayırırsın; göçte de öyledir. EYVALLAH.

ALLAH’ıma emanet olunuz. Bavulu temiz çamaşır ile getiriniz. Amin.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH