15 Nisan 1977 

MEVLÂNA’yım ben!

1 Huzurdan nasip aldık, cümleye verdik. Selam olsun cümleye. Aldığımız gibi verdik, gördüğümüz gibi serdik, dünya gününü sardık, gelenlerle bir olduk. Küçük büyük bir olur, bilen bilmeyenle bulur, sayan saymayanda kalır, sayılar öyle bilinir. 

2 Ay diye geldi, yay diye gerdi, YUNUS'um söze girdi: "Her arayan sordu, bilmeyen bilenden aldı. Öyle oldukta, bilen bilmeyenle buldu. Sözde hata yok. 'Gelsem mi?' diyene de ki: İZİN YÜCE'de, sorulmaz gecede, her olan gönülde. 'Yandım yanasıya, sevdim ölesiye.' diyene de ki: Yanandan aldın mı, seveni bildin mi, bildiğini gördün mü, gördüğüne uydun mu? Yeniye yol aldık, yolda yolcular gördük, cümlesine el verdik. 'EYVALLAH.' diyelim, her geleni bilelim."

3 'Bende olan sana gelmez.' deme. Sende olanla bana gelen birdir, her VERDİĞİ gürdür. Sanılan gibi olan, sevilen gibi gelir. Ne var ki, ne sanılan gibi ne bilinen gibi kalır. Her kul olduğu gibi sevilir. 'Sevginin ölçüsü nedir?' diyene de ki: 'CAN'ındır.' 'CANAN'dan aldığım.' dediğin gün, CAN'ın cümlenindir. Ölçü budur. Elbet dünya ölçüsü. Korda gördüğün yakmazsa, aleve uzanırsın. Ne var ki, alevden olanı korda bulursun. Giden elbet varacak, bildiği yerde duracak, 'Yolum budur.' diyecek. Gönülden andığı gibi.

4 Söz verdim dile girdim, dilden gönüle vardım, her arayana sordum. Neredesin? Kimde buldun? Kimliği aldığını, dağınık gördüğünü hangi ölçüye vurdun? Dünya salıncak olsa, her gelen kolan vursa, ne oturan yeter der, ne sallayan şükreder. Bulan bulmayana gıpta eder. Neden? Bulduğunu bilmediğinden. Güzel güzeli arar, güzel güzele sorar. Yeniyi bilen, her olayı hayra yorar. Elbet değişen yok. Olanı olduğu gibi alalım, her kulu bildiği yerde bulalım. Bileni bilmeyeni yargılamayalım. 'Suç bilmeyende.' demeyelim.

5 "Dayansam dalın gücüne, uyansam günün geçine. Görsem bilsem, bilene uysam diyenle beraberim." dedi, YUNUS'um söze girdi:

6 "Görgüye düşen, yolunu gönlü ile aşandır. Vergiyi bilelim, cümle ile paylaşalım. 'Vazifem nedir?' diyenin sorusu, dünyaya gelir dünyaya verir denilendedir. 'Dünyadan maksat nedir?' diyene de ki: Dünya handır, VEREN hancı, soran yolcu. Ne var ki, 'Varan kimdir?' dersen, yolunu bulan yolcu. 'Bulmayan olur mu?' dendi. Elbet olmaz. Ne var ki, yolun kısası uzunu vardır. Bilenin bilmeyene verdiği yolundaki kârdır. 'Sahip olduğum benden mi?' diyene de ki: Sahip olduğun sadece gönlündür. Gür akan çeşmede su çabuk dolar, yuyan yuğduğuna öylece bakar. Görür ki, aldığı gibi vermiş, aldığını anında iletmiş. Sözümüz öyledir, vazifeyi alan böyledir. Selam olsun dedik, selamımız vazifelilere ilettik. Sorana sormayana, adımız anmayana dahi sevgimizden sunduk."

7 YUNUS'um söz diler, söz ile ÖZ'e girer: "Yerim bilseler, beni görseler, sözümden aşarlar mı, yolumdan koşarlar mı?" der. Geç günün gecesini, bil sözün yücesini. Alacak verecek, ham kulu pişirecek. Pişenin vereceği, sofraya koyacağıdır. Az olsun, çok olsun, yeter ki HAK SÖZÜ versin dedikte, yoğun çalışma gereklidir, yazımız süreklidir, göç ile biter. Göçe kadar ocağımız tüter. Ne var ki, sanılmasın sözümüz biter.

8 Günün yorumu niyetten yer alır, yorumda söze gelir. Yemin değil. Öğütenin aldığıdır, eğitenin verdiğidir. Asmayı aldık, bağ diye bildik, üzümü serdik, şarabı sevdik. Olmaz denilen olur, koruk dediğin kendini balda bulur. Dalda olduğu gibi, bağda bulduğu gibi, mahzene girdiği gibi, sırrına erdiği gibi kalmaz. Kalsa cümleye vermez. Elbet, sır olan sırrını ele verir, elden ele dolanır. O zaman sır olan sırdan çıkar, çıktığı yeri yakar. Yakmak, bildiğin gibi değil. Bilmek, olduğun gibi değil. 'Nasıl?' denir. Güne kadar bildiğin, yenide sıyrıldığındır. Yenide sıyrıldığın, bu güne uyduğundur. Tuz aşa katıldıkta tadını verir, doğrudan ağıza alırsan ağızda yandığı görülür. Demek ki her olay piştik te tadını bulur, kucak açan sevgide bulur, gönül açan cümle ile kalb olur. 'Koşayım, varayım, adını sorayım.' dersen; su başına gel derim. Suda aradığını bulursun, aradığın ile bir olursun. Elbet 'Güzel.' dersen, güzel olursun.

9 'Dönük olanın yeri nedir?' diye sorulur. Dönük olana, sönük derim. Ne demek dendi. Kömür nasıl olur? Oduna nasıl ateş verilir? Dönük kul kömür misalidir. Kıvılcım alıncaya kadar kömür kalır. Kıvılcım aldıkta yanar, kor olur. Alandan olur, niyaza gelir. Soyun değil, suyun yeri vardır, her kul suda birdir. Kar olsa, buz olsa, akanda dursa yine sudur, yol budur.

10 Gördüğün sende, bulduğun bendedir. Her olayı olduğu gibi alalım. 'Yolumuz değil.' demeyelim, kula ölçü vurmayalım. Geleceği sorana sözüm: Git dediğine uydu, gerçeği öyle duydu, şahitten sordu, koğuşa girdi. Elbet gelecek, sorulana uyacak.

11 Gemiye gelenlerle, sözümüz bilenlerle, ÖZ'ümüz alanlarla; hep biriz. 'Yedek var mı?' diyene de ki: Yedek, gedikte aranmaz, gedik aşıldıkta sorulmaz, bal kum ile karılmaz. Selam olsun, cümle bulsun. 

12 ALLAH'ıma emanet olunuz, sevgi ile oluşunuz, SEVGİLİ ile buluşunuz

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

(Resim verilir)

13 "Yoğun çalıştık, bilenden geliştik, cümle ile gülüştük. Sahip olduk, oluştuk." dedi, EYYÜB SULTAN yazıya geldi, resmini verdi.