|
20 Mayıs 1977 MEVLÂNA’yım ben! 1 Güzelde güzeli ararsan,
gazelde rengi görürsün, her olayda denge uyarsın. Cümlenize selam olsun. Gelen
bilen, SAHİBİ'ne uyandan ALLAH'ım RAZI olsun. 'Denge nedir?' dersen
uyumdur, renge doyumdur. Bilenin bilmeyenin uyduğu, VEREN'in YAZDIĞI'dır.
Kalede aradığını denizde görmezsin. Denizde gördüğünü bağda
bulmazsın. Olanı olduğu yerde, göreni bulduğu yerde bilirsin. 'Sevdim
güzeli, duydum dediğini.' dersen, uyduğuna derim. 2 "Dal üstüne sel
durmaz, dağa taşa yel vermez, alan kul halden kalmaz." dedi,
YUNUS'um söze geldi: 3 "Yağmur sana
bana, kar döne-döne oluşur, öylece kul ile rahmet buluşur, bilenle
bilmeyen yarışır, olaya bilinen karışır. 'Yağmura el tutayım mı,
çamura sel katayım mı?' dersem; almayı bilenden miyim, duyana verenden miyim?
Yeşil renge uyayım, gönül ile duyayım, sarıda kalayım, mavide bulayım, her
birine doyayım, kırmızı ile bulayım." dedi, YUNUS'um yürüdü. 4 Kuyuya baktın mı, sesini
attın mı, rengini birbirine kattın mı? Soyunduğun gün; doyasıya
aldığını göreceksin, arındığını bileceksin, bildiğine uyacaksın.
Uyum renk ile başlar, renk ile oluşur, renk ile doluşur, cümle
O'nda buluşur. Dayandığın, yumak misali gününe bağlar,
düğümünde eyler. O an, duyduğun andır. Danışılan gibi. 5 'Gerçek
aranır.' diyene de ki: Kul gerçekte arınır, kul gerçekte barınır, kul gerçekte
sarınır. Alandan danışan, danıştığı yerde bilişir. 'Geldik,
gördük, döndük.' diyen; 'Uyduk.' dediği yerde yeşil ile oluşur,
'Bulduk.' dediği yerde kırmızı ile kaynaşır. 'Nasıl?' dendi. Bulanın
rengi, kanıdır dengi. Kor olan yanandır, yandıkça yakandır, kül olup dökendir.
Maviyi gören, danıştığı yönde buluşandır. 'Buluştuğu
nerde? Niye?' denir. Dönüş kapısı, dünya yapısı. Dumana yer veren, bacaya
örtü koyandır. Doğuş bilişin başıdır, sevgi kulunun
aşıdır, AŞK kainatta yoldaşı. Kucağını açanın, açtığı
yerde doğana yol verdiği görülür, 'ALLAH'ım RAZI olsun.' denilir. 6 "CAN'dan geldik, CANAN'dan bildik, dayandığımız anda YÜCE'ye yol aldık.
Gönül, dilediği yerde değil, her anıldığı yönde olsun. Orada
anıldığını bilsin." dedi NUMAN sözü aldı: (HACI BAYRAM mı?) EYVALLAH. 7 "Geldim gittim, aradım sordum denmesin.
Anılsın. Yerde değil, gönülde bilinsin. Denizde havada, taşta
toprakta aradığın, şekilde sorduğundur. Şekilde dünya
vardır. Var olana dünya dardır. Küçük büyük olasıya, desti kova dolasıya
bilinir. Danışılan, her hal ile bulunur. Görmeyi dilersen dilediğine
değil, bellediğine gönül koy. Açılan geçitten danışılan yol
verilir, köprü öyle kurulur. 'Dağları aşamadık, köprüleri geçemedik.'
diyenin ayağı zahmet, bileğe zulmet desteği almadığı
görülür. Zulmet denildi hata yok. Ayak sadece zahmete katlanır. El, her hali
ile damla-damla alır, aldığının ötesinde verir, verenden ise zulmeti
eritir. Eriyende doyasıya rahmet vardır. 8 Görgüyü bilendeniz, kaygıyı silendeniz,
dağınık denileni dürendeniz. Selamla geldik, dost eli ile dostu bulduk. El
ele verenlere, zahmeti silenlere, 'RAHMETİ bol olsun.' dedik, selam
getirdik. Darda olana kainatı göster. Yerini bulsun, olduğu yere noktayı
koysun. Dönsün, koyduğu noktada kendini bulsun. O zaman kayguyu silecek,
benlikten uzak kalacak. 'Bağda üzüm, dağda gözüm.' diyecek, derya ile
hemhal olacak. Olaylar geçicidir. Her görgü aynı yerde olmaz, her gören aynı
noktayı bulmaz. Göreni olduğu yerde, olanı bulduğu yerde bilelim.
Aynayı yüzüne verelim. Gördüğüne güzel derse, bulduğuna sevinelim. 9 ALLAH'ıma emanet olunuz. Selameti oluşta
biliniz.” ALLAH'a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH (Resim
verilir: HAZRETİ HAMZA)
|