|
13 Temmuz 1977
Miraç Kandili MEVLÂNA’yım ben! 1 Göz göze bakmaz,
birbirini görmez. Ne var ki, iki göz birbirinden ayrı görmez. ALLAH'ıma emanet
olunuz, yerde vergiye, yönde sorguya niyet kurunuz. 2 Var olan, varlığa
yerden gülendir. Yerden maksat, yerini bilene elini verendir, kumun olduğu
yerde elini eline bağlayandır. Cumayı bildik, selama geldik, 'Hayır
olsun.' dedik. Gecemiz gelişe, cümlemiz gülüşe yönelir. Her 'Alayım.'
diyen dolanır. 'Aldığım geçerli mi?' diyenden, 'Verdiğin münasiptir.'
diyelim, kaydına nokta koyalım. 3 Şarabı oldurana,
mahzeni buldurana, 'ALLAH'ım RAZI olsun.' deyiniz. Denenmiş yol,
denenmemişi silmez, duyana duymayan yön vermez. Duranın gidene
diyeceği 'Ayağı taşa vurma, ne görsen 'Olay.' diye durma.
Yücelen, yerini 'Dost' diye alandır, gönlünde cümleyi bulandır. Sözde arayan,
gözde tarayan, ne saraydan ne tahttan gönül almaz. YM. diyelim, kayguyu
silelim. 'Ayağım sıcağa gelsin, dumanı öyle silsin.' diyelim. 4 Gemiyi yönetene,
gediği yol için açana de ki: 'Donattım gönlümü, dikensiz gül aramadan;
dağıttım dumanımı, her olayı taramadan.' Öyle oldukta kaygu yersizdir.
Dereye girenin, toprağa ayağı değenin duyduğu nedir?
Denizden geldim döneceğim, AŞK ile donandım yanacağım. Yanmaktan
maksat, alevden küle döneceğim. SEYYİT YUNUS, "Dar geleni
açalım, zor bileni geçelim." dedi, durağa deste koydu. Durak; alıp
götüren, uyanı getirendir. MEVLÂNA'yım! 5 DOST ile
oluşalım, DOST ile buluşalım. Aldığımız YÜCE'den hep beraber
paylaşalım. Güzel güzeli bilir, yaprak gazeli olur, ağaç kökünde
kalır. Danıştık LOKMAN'a: "Ayağı sıcağa alsın, derdini
deryaya desin." dedi. 6 Destan
dosta, destan posta denilmez. Destan; çevreye dolaşır, çevre ile
halleşir. Duranı durmayanla katışır. Dostun eli olana, dili diye
katılalım, dumanı dağıtalım, VEREN'in verdiğine yardımcı olalım.
YUVA'mıza gelenlere deriz. 'YUVA'mız' dedik. Demir dövülür, olanda övülür,
yeniye yol alınır. 7 Dıynat; almaya meyyal demektir. Meyvayı eline aldıkta,
kökünü çöpünü attıkta, ele gelen seni sevindirendir. 'Gök ehli.' denilenin yeri
elbet kul ölçüsündedir. Göğün sınırı çizilmediği, durak olmadığı
yerde mesnet diye dayanır. Gidişe uyduk, 'Yerden yükseldi.' dedik. Yerden
yükseliş, atmosferin dışına çıkıştır. 'Yerden geldik, yere
döneceğiz.' diyene de ki: 'Niyaz oldurur, olduğumuz gibi buldurur.' 8 ALLAH'ıma emanet olunuz. Gözden
aldığınızı ÖZ'den veriniz. ALLAH'a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH (Resim
verilir: SEYYİT YUNUS) 9 Yaz dendi, yaprak silindi, soydan bilindi, YUNUS diye anıldı. YUNUS EMRE değil. Yedi yüz yılın öncesi duyan, seçenlerin gülünü, bilenlerin goncası. Yerim soruldu, Şam'da dürüldü, YEMEN'de görüldü, KÂBE'de sarıldı.
|