|
2 Eylül 1977 MEVLÂNA’yım ben! 1 'Genişliğe
açılacak, her gönülden geçilecek.' dedik, daha önce verdik. Cümlenize selam
olsun, alandan, gelenden, götürenden ALLAH'ım RAZI olsun. 2 "Sayfalar
dönüşür, dostluklar oluşur, cümle ile buluşur." dedi,
YUNUS'um söz diledi: 3 "Giden ile
gelenden, sohbete naz ile gülenden yerimiz sorduk, serimiz sohbette verdik,
verenin yolunda eğildik. Gömlek giyenin, yemeni yürüyenindir, dost
sevenindir. Dostlukta vefa, derdest olanda sefa görülür. CAN ile CANAN gönülden
halleşir, sevenler yolunu belleşir. Giden gelen olaydım, her sorana
duraydım; yolum uzar giderdi, çoban davar güderdi. Çobana dur diyemem. Dost
olduk, dost geldik, 'Selam cümleye.' dedik. Alanın sözünde, YUVA'nın özünde
genişliğe yol vardır. 'Dört yaprak.' dedik, daha önce verdik.
Yaprağımız oluşur, cümle dostlar buluşur. El ele verilsin,
sohbetimiz derilsin. Doğuşun oluşu, kulun kendi bünyesindeki
kıyameti ile açılır. Halde görülen, kâl ile verilen odur. 'HAY.' denildikte,
selama verelim. SIFATI'nda olumu kulunda görelim. Doğuşu verdim,
oluşa doğuşu. 4 "Kervan beni alır
mı, YAR YOLU'na varır mı, DOST ile postta durur mu?" dedi GEYLANİ
söze geldi: 5 "Kervan
sizin, aldığınız yol sizin. Gidene el verecek, yolunda gönlünü açacak.
'Bizden gelsin.' denilir. Olmayanda ev bulmaz, yolun kapalısı ALLAH'ımın
İZNİ'nden gelmez. Aynayı eline verelim, cümle ile BİR
olalım." dedi selamladı. 6 Kör kuyuya
ip atma, korkuya gönül katma, doğruyu bilenden eğriyi asla bekleme.
Demet misali gelir, elde güzeli verir. Bağımız var vermeye, koruk döndü
ermeye. Erdin, üzüm oldun mu? Dost halini gördün mü? Gördüğümüz dostumuz,
yorduğumuz doğuşa uysa, yolunu verse, gidenin yerini verir mi?
EYVALLAH. 7 Konuk gelenin, gelişte bilenin suyundan aldık,
dileyene sunduk. Denk gelse, ahengi görse; sevgide oluşur, YAR diye
buluşurdu. Demirde bükülen, bükülende dökülen vardır. Bilmeyi dileyenin
bilmediği kârdır. Zayıf gelene yediğini sorarsın, yediğinden
zayıflığa yorarsın. Aslında ne yenilen, ne sevilen zayıflatır. Manadan
verdik elbet. Mordan rengi alanın sudan geçtiği, sayıdan açtığı
sorulur. Mor, olumun doruğunu verir. Sohbetimize gelen, dost ile postu
bilene, dilden dile çevirene dedik. (j mi?) EYVALLAH. ALLAH'ım RAZI olsun, sevgide bulduğunu
AŞKI ile oluştursun. 'CAN.' dedi CANAN'ı buldu. Ne AŞK'ı esir
aldı, ne AŞK'a esir oldu. Olduğu gibi, bildiği kadar olumuna
yetti. 8 MEVLÂNA'yım söz ile, MEVLÂNA'yım ÖZ ile.
Geçit vermeyen dağda eğilene bakalım, dost elimiz uzatalım.
Bellediğin desteyi, derlediğin besteyi; duyanına veresin, eşin
misali düresin dedi, güzeli güzele verdi. Kor olayım yanacak, düz bulayım
konacak. EYVALLAH. Sayı sende olmasın, yeni eskide kalmasın. Sevgi
bağımsız olsun, dağıldığı kadar yayılsın. El ele verdik, derdest
olanı gördük. 'Soluk alsam, sayfayı çevirsem, okuduğum yazıda huzura
ersem.' dersin. Aldığın nefesi huzur bilesin. Dilden dile verene dedik.
EYVALLAH. Duyanın yanındayım, yazanın yönünde. El ile yazdın, soyundan ÖZ'üne
döndün, soylu ile bir oldun, halini dilinden verdin. Sahifeler sayılır, dozunu
alanın yozanı sildiği görülür. Dilden dile dönüşte, gönülden gönüle
kanışta; verişimiz olgunluğa götürür. 'EYVALLAH.' diyelim,
güzelin yazısına suyumuzdan katalım. 9 'Yanlış var mı?' denilir. Katılan
suyumuz ağırlığını giderir. Sev sevdiğince, gör övdüğünce.
Sözümüz ile açasın. Sevenler, seveni arar, sevmeyende nedeni sorar. Nedeni
bilinmeyen olayda yorum geçerli değildir. Hakim, delil olmayan davanın
kararını ehline havale eder. Ehlinde yetki yok ise, sükut eder. Olayda delil
vardır, yazımız her kula kârdır. Alacağımız, vereceğimiz sadece
sevgimizdir. Ne var ki, ödemeli değil. Sendeki benim için sende, bendeki
senin için bende. Öyle oldukta, sendeki bendeki kainata doldukta; seyrinde
düzen kurulur, yolda kurulan yuvada adımız gönülce anılır. 'Selam.' diyelim
selamlıyalım. 'Dört yaprak.'
diyelim analım. Şahit olmadan, kayıt bulmadan uyanlara, dost elimiz
verelim. 10 'Kuyuya inelim mi, kovayı alalım mı?' diyene
sözüm. Kuyudan geç, akan suyu seç. Geçitten aşanları, düz yolu geçenleri
ormana ilet. Rahmeti bol getirir, kurur dalı götürür, yaprağı toprağı
yıkanır. 11 Sorulanın sözünü verdik, 'Dilden dile döndür.' dedik. Ne
var ki, suyumuzdan katılsın, bal misali yumuşasın. Doktorun suyuna,
katıksız huyuna, limandaki koyuna gelecek gemi misali. Rengini dengine
uyduracak, satıhta olan tayfaya, derine inen kaptana verecek. Unutulmasın,
geminin görevlisi olan herkes alacak, yolcu geçitte kalacak. 'Nasıl?' dendi.
Alan alır, almayan kalır. Gelici geçici. Gerekli olan, geminin mürettebatının
alabilmesi. Geçenin aldığı götürebildiği kadardır. ALLAH'ım RAZI
olsun, payında sevgin ile oluşsun. 12 Kemikte olanın ilikten beklenmeyeceği
bilinir. İliğin gönül ile eklenmeyeceği bilinir. Ne var ki,
hepsi ayrı-ayrı bir bütün olur. Yıldızın yıldıza baktığı görülmez. Ne var
ki, gökte birbirinden ayrı kalamaz. 13 ALLAH'ıma emanet olunuz, sohbette
aldığınızı ömrünüzde bulunuz. ALLAH'a ısmarladık.
|