29 Eylül 1977

MEVLÂNA’yım ben!

1 Niyazın olduğu, düzeni bulduğu yerde, kul huzura girer. Kuşakta düğüm olursa, belde düzen görülür.

2 'Yerde yaprak, kaderde toprak.' denilmesin, koşuya giden atın adımı sayılmasın! 'Komşuda olan, eşikte beliren?' dersen, mesafe koymuş olursun. Komşu ile aranda, ne eşik olsun, ne söz geçsin, havası tatlı essin! 'Yeniye yol aldık, eskiyi halde gördük, güzeli sevgi ile derdik.' diyelim, olaya 'Geçici.' diye kayıt koyalım! Satıhta olan; silahla değil, ferahla geçer.

3 Alacağın akımda, bileceğin dökümde; 'Vazifem!' diyesin, aldığın talib olduğun vazifeyi sergiye koyasın! Yaprak yaprağa bakar, kulu güle su döker. Her gelene sorarsa; yorucu değil görücü olur, görgü ile gününü doldurur.

4 Keyfinde yer bulan, yolunu handa bitirendir. Ne var ki, yolumuz handa bitenden değil. Han geçenedir. 'Doyum gerekli.' dersen. 'Uyum gereklidir!' derim. Kuğu misali gelen, yerini süsleyendir; yerini süsleyen, gününü besleyendir. Gayemiz; gönülden dolmak, halde olmaktır. 'Yedekte bulayım, sedefte alayım.' dersin; ne yedeğe gerek var, ne sedefte hedef.

5 Kuştan yol sorsan, 'Uçana.' der. Tavşana yol sorsan, 'Kaçana.' der. Balıktan yol sorsan, 'Dalana.' der. Her sorulan varlık, kendi yolunu söyler.

6 'Ezilenden oldum, yumağımı yedek sardım.' denilmesin! Yumağın yedeği olmaz, ölüm anıldığı gün gelmez, doğum sayılan gün gelişmez! Her olay yazıldığı gibi gelir, kulu 'Dert!' diye-diye kendini dertli görür.

7 "Sergiye varalım, desteği kuralım." dedi, YUNUS'um söze geldi:

8 "Yapıtta yerçekimi sayılır, ölçüde o devreye uyulur. Eğer düzen görülmezse, kaide gerçeğe döndürülür. 'Yapıtta yerçekimi nedir?' denildi: Yemeyen, yediğini bilmiyendir; öyle oldukta düzen bozulur. Yapıttan maksat, kulun bedenidir; yerçekimi, yaşantı düzensizliği. Kuzuya et verirsen yemez, çünkü yapıtına uymaz. Yediğini var sayarsak, yerçekimine aykırıdır. Kulun yapıtı da, düzene uyar. 'Düşümde gördüğüm?' dersen, gününü karaya bağlarsan; yerçekimine aykırı gelir. Daha önce verdik; 'Genişlik, kulun yolu olsun!' dedik. Ne korku, ne yargı; kulunun ömrünü uzatmaz da, kısaltmaz da.

9 Mendil alsam elime, yolda baksam yönüme, sorar mıyım kuluna; 'Yolumda mıyım?' Konuda, ağaç misali yorum vardır. Fidan diktim suyunu verdim; ağacım tutar mı, yaprağı artar mı, meyveyi tatar mı? Sen fidanını dikti isen, tutar. ALLAH'ına havale et, 'Tutmadı?' dersen başka fidan ek. O da yetmezse, bir daha dik! Hepsi tutarsa daha güzeldir.

10 ALLAH'ıma emanet olunuz. Duyanı uyanı, birbirinden ayırmayınız; seveni sevemeyeni, gönülden dahi yargılamayınız! Yargı, YARATAN'ındır! Dersin seyri, düzendendir; hurma ağacı gezendendir, yaprağının düzeni çözendedir. 'Nasıl?' denildi: Bilinir, hurmanın dalı yoktur; bedeni yaprağı güçlendirir; gövde ve yaprak ayrı değildir; dalı aradan çıkarmıştır. İşte, çözüm ordadır. Kayıt, YUVA'mızda verilir; her sohbet düzene uyularak açılır; her sayfada ayrı değil, bütün düzen verilir. Hurma misali, her dal gövdeyi besler de, yeri ayrı mütalaa edilemez!

11 ALLAH'a ısmarladık. ÇAKIR'ın sorusunun cevabıdır. Hurma ağacını verdik, ÇAKIR'a söyledik, YUVA'da verileni dedik, düzenden vazifeli saydık. Yoğun çalışma düzenine girsin. 'Yetmez mi?' denilir: Dağ dağa yol verse, vadide su görülür; kaynaktan açılan, nehirde düğümlenir."

12 MEVLÂNA'yım dedim, söz ile verdim. Yumuşak düzende, uyandan olasın! YUYAN'ı değerde bilesin, seferde değil! Değer, ÖZ'dedir sözde değil, sefer yoldadır gözde değil! 'Yeniye uyacağım, kayguyu sileceğim!' diyesin, sorguya nokta koyasın! Ne düğümdür, ne doyum, sadece uyumdur.

ALLAH'ıma emanet olasınız.

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH