20 Temmuz 1978

MEVLANA’yım ben!



1 Cemde gürlüğü, 
CAN’da cümleyi seçelim; 
her gelen ile 
bileni bizden, 
bizde olanı sizden sayalım. 
Cümlenize selam olsun. 
Günümüz sevenin yerini bildirsin, 
sevilen cümleyi andırsın.


2 ‘Yerimiz nedir?’ dense,
 yerinizin ÖZÜ’dür deriz. 
Doğduk, bilmeye. Bildik, olduk, 
cümle ile el-ele verdik. 
Gayreti ne yoldan, ne dilden aldık.
 Sadece hal ile olduk.


3 “Şebnemden gülü sorsan, 
'Halinden bildim.’ der. 
Bülbülü sorsan, ‘Dilinden duydum.’ der.” dedi, YUNUS'um söze girdi:

 

4 “Bal ile aldığın, 
güzel diye baktığın 
her olayda; 
kendi yorumunu verirsin. 
Sorumsuzluk değil, 
sorgusuzluk güzeldir. 
Kamadan, sana niyetin yer buldurur. 
Niyetin kötü ise, 
adamı elinden öldürür.
 Niyetin iyi oldukta, 
sadece meyveyi kestirir. 
Alaca değeri sepette ararsın, 
demdeki yeri kainatta bulursun.” dedi, 
YUNUS'um yürüdü.



5 ‘Demdeki yer nedir?’ denildi.
 Kulunun olumuna hizmeti olan hal.
 Yuvadaki kuşun bekleyişi olabilir, 
akan suyun birbirine ekleyişi olabilir. 
O anda kulun hali,
 demdeki yeridir.

6 “Sözü aldık, cümleye güldük.” dedi,
MERYEM selamladı. “Doğan güneşte,
 kainata bakışı gördüm. 
Kar isem eridim, 
toz isem savruldum, odun isem yandım
 kül oldum.
 Sevgime denk,
 cümlede ahenk aradım. 
Çözülen her bağı
 birbirine bağladım.
 Dört yönde, dört güzeli aradım. 
El-ele veriniz, 
cümlede sevgiyi görünüz, 
hataları örünüz, 
duvar misali örtünüz.” dedi,
 sevgide birliğe, 
cümlede dirliğe çağırdı.
” Sevgimi cömert cömert gönüller alsın, 
bilmeyene bildiğince dağıtsın.” dedi, 
sözü yerden göğe yer alan,
 yerde kendini bilen, 
dumanı olan her kuluna
 yardımını ileten HAMZA DOST'a verdi:



7 “ ‘Dost, dost.’ diyesiniz, 
dostu her kuldur bilesiniz.
 Değeri gönlündedir, ömründe değil;
 değeri serindedir, cebinde değil. ‘Olmuyor.’ denilse de, 
bilmeyen yerilse de; 
bilenin bilmeyenden farkı
 sadece aldığıdır. 
Verdiği yok ise, 
aldığı yerde kaldığıdır. 
Bilenin bildiği, 
verdiği ile ölçüdedir. 
Sevenin sevdiği;
 ölçüye girmez, doğuştan ölüşe
 ayrısı kalmaz. 
Dört yönde bilgisi olsa,
 bildiği kadar verse; 
kendinden asla eksilen olmaz.
 ALLAH'ım VEREN’dendir, cümleyi GÖREN’dendir.” dedi,
 HAMZA DOST yürüdü.



8 “Demde olduk, 
demde bulduk; 
selam ile geldik.” dedi, 
ALİ sözü aldı:

9 “Selam olsun,
 selamım alan bilsin.
 'HAY.’ diyen her dil,
 kainatta dolan, 
kendi yönünü bulan her kulunun, 
diri kaldığını görsün. 
BİR’de olduk,
 BİR’de bulduk, 
BİRLİK’i öylece kurduk. 
BİRLİK’in çatısını, 
her damın batısını; 
kainatın ekseni dedik. 
Bilene verelim, 
sohbette görelim. 
Kurulan desteğin, 
cümlede isteğin 
ne olduğu bilinir. Sanılmasın bölünür. 
Derde deva bulunur. 
Kemikte yapı, 
her kulunun desteğidir. 
Kanımız denilen,
 bedende beslenilen; 
'Derman vermez.’ denilse de, 
hasta öylece anılsa da; 
doğan yunusun etinden beslenir, 
sayısı öylece arttırılır. 
(Kan kanseri için şifa veriliyor) 'Nasıl?’ denildi,
 dost diye soruldu,
 ALİ'den öylece verildi. 
Kandaki değeri verdik, 
eksilen ölçüyü öylece söyledik. 
'Eksilen ölçü nedir?’ dendi. Denizden söz alındı.
 Niyazımız O’nadır,
 O’ndan gelene.
 Kanında akı, kırmızıdan çok olana. 
Doğan yunusun etinden versinler. 
ALLAH'ıma emanet olsunlar.” dedi, 
ALİ yürüdü.


10 Yerimiz soruldu, 
MEVLÂNA denildi; 
yolumuz soruldu, 
ALLAH'a denildi. 
Yolumuz cümle ile.
 'Dağlar aşalım,
 denizde buluşalım.’ diyene sözüm. 
Buluşma, elbet gerçektir.
 Görüldüğümüz gibi
 görmekten maksat; 
verdiğimiz özendir, 
kurduğumuz düzendir. 
Yaprak olduk dizildik, 
gün gelende çözüldük. 
Toprak üstünde dağıldık. 
Ne var ki, 
kökte tekrar bir olduk. 
Çoğun yanında az ile buluştuk
 (Kim?) Doğudan gelenin,
 çevrede örümcek misali ağını kuranın
 yardımındayız. 
Gerçeğin aynasına bakarsan, 
gerçeğin tezgahına oturursan dokursun.
 Değeri, elde değil
 gönülde bulursan; samanın suya indiğinde, 
suyun akışına gittiğini görürsün. ALLAH'ıma emanet olunuz. Selam ile gelen, 
selam ile bulan kulunun; 
gününü, gecesini kutlarım. 
Mutlu olduğumuz kadar,
 mutluluğunuzu dileriz. Verdiğim ilacın, cümle için olduğunu,
 aynı şikayet ile gelen her kuluna
 verildiği bilinsin.  

ALLAH'a ısmarladık.



LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH.


(Resim verilir: HAMZA DOST)



11 Denenmiş dediğimiz,
 gönülden verdiğimiz, 
RESULÜ’nü ilk bilen, 
HAMZA DOST,
 eşi HATICE.
 Resimlerini verdiler,
 "Selam olsun.” dediler.