|
2 Ekim 1978 (Türkiye’de petrol, Arnas Dağı'nın mı
yoksa Kavuş şahap Dağı'nın mı eteğinde? Petrol kaç metre
derinlikte? GARİB’e gösterilen 'Yeşil birikinti', su mu yoksa petrol
mu? Petrol kuyusu, dağın hemen eteğinde mi açılsın? Bize daha açık
bilgiler lütfeder misiniz?) MEVLÂNA’yım ben! 1 YEMEN'den öteye gitmez,
verdiğine su katmaz. Görülen, gösterilen; 'Karasuyun akıntısı, Yanık
Dağı'n yıkıntısıdır. Eteğinde bulunur. Yerden yüksekliği iki bin
metre olanın. Çevrede, Yanık Dağ diye anılanın. Dumanı geçmiş, demini
açmış; 'Karasuyun kapısı olmuş. (Volkanik mi?) EYVALLAH. Eteğinde, dört bin
metrede. Dayanmaya değil, donanmaya yararlıdır. Donanmadan maksat, temiz.
Derya suyu değil amma, arınmış. 2 Oku attık, yayı tuttuk.
Değişen yöne değil, oluşan yöne 'Hayır.' dedik, hayır
yolda olana sunduk. Aynaya, 'Benden değil, O'ndan.' diye bakana; sözümüzü
her an elden gönülden alana. Elden alanın kimliği açık. Olmuşu veren
kim? 'Aktaran.' demedik. GARİB’in aldığı bilinir. Aktaran, a.
olur. 'Dost.' dedik, dost ile verdik. 3 'Merdiven yok.'
demesinler, yeşil renkten beklesinler. Kabile yerini bilse, dermekten umut
olsa; YEMEN'den söz etmez, gayrıya göz etmez. Kement atıldığı yerde, sepet
satıldığı yerde. Dörde dört arasınlar, çevreyi devamlı tarasınlar. 'Ne
demek?' dendi: Açılacak yer çoktur. Ne var ki, verilenden büyüğü yoktur.
Biz vermedik mi? Dağın eteğini, daha önce de verdik. Hep güneye (Öyleyse Kavuş şahap
dağı oluyor..) EYVALLAH. Gemiye almasak da, limanda görev veriniz. (Kimlere?) Gecikenlere. ALLAH'ıma emanet olunuz. ALLAH'a ısmarladık.
|