8 Aralık 1978

MEVLÂNA’yım ben!

1 Selam dedik cümlenize, selam ile geldik. “ÖZ’den sözden alanlar, yolu BİZ’den bulanlar, demde hemhal olanlar.” dedi, YUNUS’um söze geldi:

2 “Sepette salkım olsa, yolunu YUNUS verse: ‘Kendini sildin mi?’ derim. YUNUS yolu vermez, sadece yolda olana el verir. ‘Yolda olmayana vermez mi?’ dendi: Daha önce verdik, her olayda niyet gereklidir dedik. Kul niyet etsin ki, himmet görsün. Dünyayı zimmet bilen, zahmetine katlansın. Derman gelse YÜCE’dendir, yol dilense YÜCE’dendir. Gözden alanın, söz ile verenin, ÖZ’üne bakarsın, halinden ÖZ’ünü ararsın.” dedi, YUNUS’um sözü YAHYA’ya verdi:

3 “Bal yedim, arıya sordum, ses duydum, bülbülü gördüm, olayları birbiri ile ördüm. Ayağı götürene, DOST OLAN’ı buldurana selam dedim, size geldim.

4 Gülmedi, yoğun sonucu verdi. HAK için diz çökülür, kul ile elele verilir.” dedi, ilk öğüdünü verdi: “Dizimiz HAKK’a bükülür, başımız HAKK’a eğilir, O’ndan gelene ‘EYVALLAH!’ denilir. Demde dedik, sohbete katıldık.” dedi, YAHYA selamladı.

5 Almayı sevdiğin kadar vermeye uyarsan, her günü güzel sayarsın. Her verdiğimiz olumludur. Ne var ki akım kesilmesin, gam denilen gönüllere mal edilmesin.

6 ‘Dağılan MÜHÜR toplanacak’ dendiği, ‘Günümüze geldiği’ söylenir. Selam diyelim, DOST ADI’na selamlayalım.

7 (Gönüle gam düştükte, akım kesiliyor mu?) Hayır! Akım, beynin çalışma düzeni ile kesilir. Yani alkol ve kendini kaybedecek kadar gülme.

8 ‘Yağmur rahmettir, çamur zahmet’ dersiniz, demek ki, fazla olanı olumsuz bulursunuz. Hem gazeli sevelim, toprağı besler diyelim, hem çiçeği sevelim, dünyayı süsler diyelim.

9 “Dolaştım durdum, her handa sofrayı kurdum, gelene gidene selam verdim.” dedi, DEĞİRMENCİ HALİL sözü aldı:

10 “ ‘Nerde?’ denilir, anda soru açılır. Oyun oynadığı yavrusu ile suya kapılıp giden yeri belirsiz olan. Fırat nehri götürdü, yol üstünde aşırdı, ağaç bile şaşırdı destek olamadım diye. Sanki destek olaydı, ömür uzar mıydı?

11 Gördüğüm, son anında yorduğum oldu. Köprü adımı vermez, adımsız kul yürümez, öyle olduğu zaman kul ölümden korkmaz.

12 Denizde buluştuk, DOST diye halleştik, düzeni söyleştik. ‘Dünya sizin’ dense de, ayrı olan yok. TEKLİK’e geldik te buldum, dolana alana selam getirdim.” dedi, HALİL yürüdü. Sözümüz günün konusu değil, yüzaltı yıl öncenin konusu.

13 “Dağdan gelene sorarsan, anlatacağı çoktur. Yıldızdan diyene her yıldızda ömür bulana, gerçeği arayalım.” dedi, MERKEZ’im sözü aldı:

14 “Gördüğüm aydan küçük ise süstür, büyük ise sestir. (Güneş mi?) Hayır. Somut örnek istendi. Her kulun merhalesi olduğu, dünyadaki hali ile bulduğu bilinir. HAK ADI’na verilen, sözümüze bağlanan, sorulanın yani aşılması gereken merhalelerin üzerindedir. Her halelere yıldız adları verilir. Verişimiz bunların dışındadır. Denilen her söz, sadece YÜCE’nin EMRİ’ndendir.

15 Daha önce dedik, uyulduğu zaman açık alınır, açık görülür. Almaktan görmekten maksat, ne simadır, ne mesaj. Sadece kendi görüşündeki, kendi kaderindeki pasaj. Cümlenize selam olsun.” dedi, MERKEZ’im yürüdü.

16 Göz ile görürüz, ayak ile yürürüz. Sevgimizi ne ile alır ne ile veririz? Karşılığı olmayan, asla madde ile alınmayan tek vergi sevgidir. Sevgi ile yaşayınız, sevginizi yaşatınız, sevginiz ile cümleyi kuşatınız.

ALLAH’ıma emanet olunuz.

(Resim çizdirildi: DEĞİRMENCİ HALİL)

17 Dost diye geldi, HALİL resmini verdi. Alsınlar bilsinler, hal ehli desinler. (Bilinmediklerinden) EYVALLAH.

18 (MÜHÜR’den maksat nedir?) Yol açılır, her parça birbirini bulur dedik. MÜHÜR, TEKLİK’in bilinişi, bilinişe uyuluşu, elbet önce uyanların birbirini buluşudur. Ayağın getirişi değil, gönülden gönüle erişidir.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH