15 Aralık 1978

MEVLANA’yım ben!



1 Yerden gökten aldığımız,
 cümlenize verdiğimiz, her dilendiği anda önünüze serdiğimiz; 
düzenin gösterdiği, 
YAZAN’ın bildirdiğidir. Selam olsun, 
bilenler alanlar
 yerinde görsün.


2 (Yerinde den murat nedir DEDE’ciğim?)

 Derdest olan her olay; 
düzde aranır, 
gözde görülür, 
bilgi ile örülür. 
Öylece her kulun bünyesinde 
aldığı kadar yerini bulur. 
Yani her kul, yapısı ölçüsünde olaya yer verir. ‘Değeri kulda mıdır?’ derseniz, 
elbet değil. 
Sadece kulun ölçüsü. 
Geminin rotasını kaptan verir, 
makine işlemezse yolsuz kalır. 
Suç kaptanın mıdır, 
makinenin mi, 
makineyi bozanın mı?


3 Yapı bilenle, kapı soranla, 
yol dileyenle düzen bulur. 
Söz delide düğümlendi. 
Düzeni bozan sanılır. 
Akılda dost arayan, 
bir kalemde silinir. 
Akıl olur fikir olmazsa, 
elbet bünyede düzen bozulur. 
Delinin kainattaki yeri sorulur. 
Elbet senin aldığın yer kadar,
 delinin de yeri vardır. 
Unutulmasın, onun da YAR’i vardır. ‘Akım almazsa?’ denilir. Akıl düzensiz kaldıkça
 akımı keser. 
Deli aldığını ne ile harcar? (Akımın negatifi veya pozitifi var mıdır?) ‘Niyette bulduğunuz.’ deriz. Yapısı niyette yer almayan kul, 
ÖZ’ünden harcamayan kuldur. Sözümüz doğuştan akıl gerisi olanlar içindir. 
Geçici olanın sözü edilmez. ‘Derman dileriz, 
duacı oluruz.’ deyiniz, 
güzelliği öylece arayınız.


4 Akımın vergisi HAK’tandır, 
sorunun yeri çoktandır. 
Gelenin, niyet ile oluştuğu bilinir. 
Daha önce verdik; 
topluca edilen niyazın yeri büyüktür. 
Olumlu niyet, olumsuz niyet vardır. ‘Her niyet olumlu gelse, cümle gülse.’ diye niyaz ederiz.


5 Gelen dosdoğru, 
geçeni bilirsen, 
göçenden alabilirsin. 
Daha önce dedik; 
beddua etmeyiniz, 
çünkü akan su misali, 
CAN’dan gelen yol misali, 
yerini silersin. 
Senden çıkan söz, sana döner. 
Nasıl ki sevgi bulaşıcıdır dedik, 
nefret de öyledir. 
Seven sevdiğine kötü demez. Dedi ise önce kendini sevmez. 
Sen ben ile oluşursun, 
bende O’nun ile buluşursun. 
Beni sevmezsen, 
kim ile halleşirsin? 
Kaldığın yerden yürüsen 
yol seni bırakmaz. ‘ ‘Güğüm dolu.’ diyene, 
bal ile börek yiyene; ‘Sofrayı aç.’ diyelim, 
sohbette birliğe uyalım, 
lokmasını paylaşalım.’ 
diyene de ki; ‘Her kul nasibi olan lokmayı yer, 
sen sadece gönlünde olan AŞK’ını ser.’
 Sohbet sofrası paylaşılır, 
orada dilediğince halleşilir. 
Koyun sürüde birliği bulur, 
tek kaldığı günde derman yolda sanır.


6 Borcumuz yerdendir, 
yerini bilenden sorulur. 
Yerini bilenin, olaylara düzen verenin YÜCE olduğunu, olumunu O'nun ile bulduğunu söyleyendir. 
Dardan gelen bolda genişler, 
derman dileyen yorumda sonucu bulur.


7 Her şarkı gönülden alır, 
gönülden verir. 
Ne var ki sildiği de olur. 
Şarkının sözüne değil
 özüne inende güzellik vardır. 
Suyun akışından söz ettik, 
alanı belirttik. 
Aktığı yerden değil, 
verdiği yerden görülür, 
veriminden sevilir. 
Toprağın aldığı, yerine verdiği her an görülür. 
Derdest olalım, bedende kalanı bilelim. 
Yerden gelen nedir? 
Toprağın örttüğü nelerdir? 
Gelen günde verelim, 
günde cümlenize soralım; 
toprak ne alır, ne verir? 
Sorumuz cümleyedir. (Şimdi mi yanıtlayacağız?) 

Gelen güne getiriniz. 
EYVALLAH. 
Uzun değil kısa olsun, 
yazı ile gelsin, 
sahifeler toplansın, 
yazımızdan sonra okunsun.



8 (Akım için biraz daha açıklama yapar mısınız?) 'DOST!’ dedik, DOST dilinden verdik. 
Akım sorusunu 
ALİ’den aldık. 
Noktayı O’nda bir eden, 
O’ndan gelen AŞK’a
 kulu, "SUR!" dendiği ana kadar bağlayan. (Akım kesilince kainat yok mu oluyor?) Yorumun alındığı, sözümüz ÖZ’den verildiği; akımın getirdiğidir. 
Akım sadece getirir, götürmez. 
Çünkü gerçek BİR’dir. 
Her var olan, dairenin içindedir. Öyle oldukta hep gidendendir. 
Dönenden maksat, daire çeviren, 
hep gidişe uyar. (Daire tamamladık ta ne olacak?) O’nun bilincini bulmak, 
daireyi tamamlamaktır. 
Kimi küçük daire, 
kimi büyük daire çevirir. 
Genç ihtiyar ömrü O’na denilir. 
Netice aynıdır. Kul O’nundur, kul O’nadır. 
Çünkü O’ndandır. 
ALLAH’ıma emanet olunuz. Akımdan aldığınızı 
sevgi ile yayınız ki; 
sevgi bulasınız, oluşturasınız, sevgide buluşturasınız
. 

ALLAH’a ısmarladık

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH