|
22 Aralık 1978 MEVLANA’yım ben! 1 Güzel olan her hale uyalım, verilen budur bilelim. Cümlenize selam olsun, kumdan beklenen deryada aransın. 2 ‘Cenk.’ denilir, ‘Yolsuz olay.’ diye söz edilir.
Dağ
aşılıp geçen, dağın ötesine götüren
yol unutulur. ‘Dert.’
diyenindir.
VAROLAN yazısını yazar,
düzeni kurar.
Sanılmasın
yazılan düzende
niyeti kırar. 3 “Kaçtığım her yolda
tuttuğum eli andım,
öylece
derdime yandım.”
dedi, YUNUS’um
sözü aldı: 4 “Öncü olsam bayrak alsam, sevgiyi bulur muydum, bulmaktan yılar mıydım? Ayağım aldığı kadar, yola verdiği kadar yürüdüm, sohbeti dileyen ile kurdum. Cümlenize selam olsun.” dedi YUNUS’um yürüdü. 5 ‘Doğudan batıya gezeriz, yanılan her kulu sezeriz.’ diyene de ki; ‘Ne yazılanı ne yenilen i sen bilemezsin, duymayı denemedikçe almaktan nasip bulamazsın.’ ‘Duymak nedir?’ dendi. Alışın. Ne var ki, kendinden değil, gönül halin ile bilişin. 6 OSMAN der ki: “Demir bükülür, ağaç sökülür, ama kulun sevgisi ne bükülür ne sökülür.” Yerden göğe bilinen, sadece verilendir. DOST YOLU’nu DOST halini belledik, ‘Toprak bizim.’ diye elledik, bedeni toprak ile halledik. Seni aldı sana verdi. ‘Senden ne aldı?’ dersen; her verdiğinin ayrısını düşün. Evet. ‘Suyu verdim.’ dersen, senin değil; ‘Ağacı diktim.’ dersen, o da senin değil. Seni-beni aldı, doğuştan ölüşe. Elbet oluşum bende kaldı. Olacağı değil, bulacağı verir. Seni sadece görür. Sen senin ile olabilirsin, sen O'nun ile ölebilirsin. O'na verdiğin sadece bedenindir. O'nun da verdiği bedeninedir. Dönüşün tarifinde, gezinen oluşur. RUH ile beden ayrılır, buluşur. Yarım kalan olmaz, ömür asla bölmez. Kuyu açılırsa dilediğin kadar su alırsın. Dilersen sadece orda kalırsın. Kuyu sadece derini verir, ölçüsü kadar yere su iletir. Akarsu, yolunu gösterir, vardığı yere kadar suyunu götürür. 7 YUNUS’um der ki: “Toprağı ben almadım, ben vermedim. Toprakta her dilediğimi buldum. Ağacın dikildiği, yaprağın döküldüğü yerde, toprak verimini arttırır. Öyle oldukta, ağacı bol dikmeyelim. Aldığı yerde verir, almazsa o da benim gibi kurur. 8 Yorumun özü,
bağlansın
sözü.
Yağın oluşu balı etkilemez.
Ne var ki kul
bilirse
birbirine katmaz.
Koyun sürüye vardı,
yol onu yordu.
Yapısı gerçeği açsa,
kapıya ışık tutsa;
elbet geleni
bilir,
gelende bileni bulur. ‘Koğuş bizimdir.’ diyene, ‘Verilen
izindir.’ derim.”
dedi YUNUS’um yürüdü. 9 Almaya-vermeye, elimiz
değil
gönlümüz katılsın.
Gerçek bilindiği
yerde
olumsuz atılsın. ‘Olumsuz ile gerçek nasıl bilinir?’
dendi.
Ham gelen, büyümekten uzak kalan
her olay,
olumsuzdur.
Gerçek; her bilen tarafından sevilir,
gören tarafından
övülür.
Gerçek, güzel haldir. Güzellik, ne yenide
ne eskide
değişmez.
Oymayı elden bilirsin, güzelliğini
översin.
Oyulan güzeldir,
ne var ki
oyanın halini verir,
yapısını gösterir.
10 Yazda kışı sorarsan,
kıştan
yaza dönersen; ‘Olumsuza dil döktün.’ derim.
Ağacın
dalında,
çiçeğin halinde
güzellik vardır.
Kökünü
unutmayan YAR’dır.
Dost bilirsen, ‘DOST.’ diye hizmet verirsen; aldığınca
alırsın,
verdiğince bulursun. 11 “AŞK ile geldik dile, ‘Balık.’ dedik,
daldık göle.
Gölde sala tutunduk, ‘Balık.’ dedik yakındık. Ayağı
taştan sakındık,
hür gelene bakındık.
Derdim bende kalır
mı,
kul himmeti bulur mu,
cemde sorun kalır mı?”
dedi, TABDUK
EMRE
söze katıldı: 12 “Karşı dağın sözünü,
benden
aldı özünü.
Bağırdım cevap aldım,
aldığım cevaba güldüm.
‘Neden?’ denilir.
Aldığım cevap, kendi sözümdü de
ona
güldüm.
Benim sesimi aldı,
gene bana saldı. ‘Karşıki dağ
nedir?’ dendi
sorguya verildi.
YUNUS nasıl unutuldu?”
dedi,
TABDUK yürüdü.
13 Koşuyu alan bilir,
toprağı
süren görür, ‘DOST.’ diyen, dostluğu sevgide bulur.
Cümlenize selam
olsun,
her alınan bilinene katılsın. ALLAH’a ısmarladık LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|