21 Ocak 1979

MEVLÂNA’yım ben!

1 'Yol.' dedik geldik, bileni gördük, seveni bulduk, 'Selam.' dedik. Vereceğimiz her gönüle, sereceğimiz, her dileyene sunacağımız bilgiler getirdik.

2 "Yol bizimdir sizin ile, söz cümlenindir gönlün ile. Yaprak olduk dökülmeyen, ağaç olduk sökülmeyen, sohbet kurduk dağılmayan." dedi, YUNUS'um sözü aldı:

3 "Çimen de, çiçek de ağaç da O'ndandır. Gemiye yol veren kaptan, sadece gemisine hükmeder, deryaya asla." Yerimiz nerededir? YUNUS'un gönlünde. "Taze çiçeği derdim, güzel halini gördüm, çiçeği sergiye koydum, gelen alsın, seven görsün diye." dedi, YUNUS'um yürüdü.

4 Şuur bilineni eritir, bilinmeyeni değil. Yuyan olduk, sahile geldik, deryaya bakanı gördük. 'Elimiz elinde, gönlümüz sende.' dedik. Bildiğin, gördüğündür. Sevabın ortağı çoktur, günahın üstlenen yoktur. Sahip olduğun varlık, darlığına göz yummaz, kul kanar, yol ehli kanmaz.

5 Dört ile dördü aldığın, dörtte biri bulduğun, gerçektir. 'Ne demek?' dendi: Dört yolda, dört hali denedin, hak olanı buldun. Salat-ı selam olsun, RESULÜ'nden aldığın Selam'a, cümleyi nasip kılsın. Dayandığın buldurur, gönlünü AŞK ile doldurur, iki alemde güldürür. Nefes, suyun akışı gibidir; geçit arayanı yerinde bildirir. 'DOST' dediğin her kulu, sana yolunu verir. 'Nasıl verir?' dersen, yerini bildiğin kadar, yolunu da bilirsin. Göründüğün yerde bulunduğun, sevildiğin yerde, halin ile kaldığın gerçektir. Derdest olduk, selamı gönülden aldık. Nefeste söz alanı, 'Nefiste öldü.' dedik. Dağda bülbül arayan, bağda avını sorana; her var olan güler. Dağda bülbül barınmaz, bağda avını soran aranmaz. Yerli yerinde olsun. 

6 'HOCA.' denildi, niyaz edildi. (HOCA NASREDDİN) Gülen ile ağlayanı birbirine bağladı. Her kulunu, sözü ile eğledi. "Selam gelene, selam bilene, selam her olayı hoş görene. Hurma yerde olmasın, soran gönülde kalmasın, dört duvara gülmesin, diktiği gül solmasın." dedi, Hoca sert geldi, yumuşak yürüdü. " 'Desti elde dolmadı, 'Nasip.' dedi almadı, 'Verdik.' diyeni bilmedi.' diyene de ki: Nasibimi, ne gölden ne dereden aradım. Deryaya gözümü açtım, deryada kendimden geçtim, her sözü meyve misali açtım. Meyveyi açarsan, çekirdeğini görürsün. Oluşun meyvesini, kainatta öylece bulursun. Daima kökten çekirdeği aradım. Toprağı bilgim ile taradım. Can bedende oldukça, kafes bende kaldıkça; sesim her dileyene ulaşır. kafesim elden ele dolaşır. Selam olsun, seven sevende kalbolsun. 'HOCA' dediler, hoş söze güldüler. Karaya 'Ak.' dermişim ne bilsinler, ben karayı da ak görmüşüm. Gördüğümü söylersem, DOST'a doğru eğlersem, gülen ile ağlayanı birbirine bağlarsam, destim mi kırılır, ağacım mı eğrilir? Doğru diyene, kainat eğilir. Selam olsun, 'Dost.' diyen, dostluğunu cümleye yaysın. Eğilen dalı kırma. Destek koy düzelsin. Dostsuz sofra kurma, zengin fakir doysun. Yumuşak yoldan kalma, halini gören alsın. Sende görsün, kendi olsun."

7 Söz dileyen. Demde yaprak oluşur, gelen giden alışır. 'Verdim bilmedi, aldım yetmedi.' dersen, her bildiğin karışır. Senin alacağın düzendendir, senin bulacağın YAZAN'dandır. 'Yumuşak olayım, öylece güzeli göreyim.' diyesin, güzel hale uyasın, ses vereni duyasın. Gölge yerde ise, güneş yüksektedir. Konuyu kendin ele. Yol bilene, yol tarif gerekmez. Eylem, düzeni değiştirmez. YAZAN'ı hiç şaşırtmaz.

8 Selam ile geldik, gönüllerde BİR olduk. Selam ile yürüyelim, AŞK haline bürünelim, AŞKI ile görünelim. Geldik, gidenden selamlıyalım. 'Elini ver.' diyeni, 'Yolumuz birdir.' diye ağırlayalım, ağırlayalım.

ALLAH'ıma emanet olunuz.

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH