9 Mart 1979

MEVLÂNA’yım ben!

1 YUVA'mız yolumuz olur, yerimiz gönüllerde kalır. Gelenden, bilenden ALLAH'ım RAZI olsun. Selamımız cümlenize gelsin.

2 Örümcek ağını örse, güzel çiçeği bilen görse, dileyen dilediğini alsa denilir, yerimiz öylece bilinir. 'EYVALLAH!' diyelim, sözümüzü YUNUS'uma verelim:

3 "Kaşık elde, alan bilir, ağacın gövdesini yaslanan görür. Sanılmasın ağaç kurur. Dost dedik, DOST ADI'na verdik. İki ağaç bir dikilir. Yaprağı güzde dökülür. Beklenen gün yakın gelir.

4 Kuşak verdik beline, sözü verdik diline. Yumuşak olsun, dilediği yerde kalsın. Şahit yerini bilmez. Çünkü söz kendinde kalmaz. Dağınık gelse de, kendini bulacak.

5 Ayağını yorduğun, derdini sorduğun; doğuştan gelen değil, duyuştan silendir. (Bir kimseye mi hitap ediyorsun DEDE’ciğim?) Kayın ağacı yaprağını verse, merhem diye derde sürse, geçici olanı görür."

6 "Koruk meyve olacak, demde hali görecek." dedi, HACI BEKTAŞ sözü aldı:

7 "Kuyu yerini örter, kulu örteyim diye dürter. Elbet örtülecek. Dileyen akan suya katılacak. Öğüt versen yoluma, sordum diye halime; yolunu dünden verdik, haline kilim serdik. 'DOST!' dedik, DOST ile hemhal olduk.

8 'Çağırdım gelmedin, verdiğimi almadın.' dersin. Kayıtta verileni, yine de sorarsın. YÜCE DAĞI gördün mü, ince teli ördün mü, 'Yerim nedir?' dedin mi? Verdim alasın, sevdim bilesin. Sözümü bağladım." dedi, HACI BEKTAŞ yürüdü.

9 "Dediğim destan değil, giydiğim fistan değil. 'Derdimi bilmeyene, derman diyemem.' dersin, her hale yön sorarsın. Demde oluşan, günde gelişen, her halde çalışan, güzele alışansın." dedi, YUNUS'um yürüdü.

10 Doyumsuzluk, uyumsuzluktan dedik. Geyikten söz edeni, kayıkta gördük. Deryaya tek başına açılmaya çalışan, sadece yalnızlığa alışandır. Gaye, çoklukta tek olmaktır, öylece birliği bulmaktır. Kayık, benliğe düşenin halidir.

11 Denizden gelen, suya yön verdim diyendir. Aslında su ona yön verir. Otağda yerini bilen, tutağa gönül vermez. (Tutağdan murat nedir?) Esirci. e kendini bilse, kendinde yolu bulsa; dileyene verirdi, etrafını görürdü. 'Gözleri açılsa.' dersin. DOST elini tutarsa, DOSTLUĞU'na katarsa; düğümler çözülecek, gönülden açılacak.

12 Eskiyi bağlayalım, genelde ayrıya düşmeyelim, olaya şaşmayalım. 'EYVALLAH!' dedik, niyaza katıldık. Şarkı verdik diyene, sevdim diye yayana. Ekşi tatlı demiyelim, ham meyveyi yemeyelim. Yerimizi sorana 'Nasıl geleceksin?' demiyelim. ALLAH'ıma emanet olunuz. Dost diye gelene, dost elinizi veriniz.

13 ALLAH'a ısmarladık. (DEDE’ciğim, o kayın ağacı yaprağı, kulak için mi?) EYVALLAH dedik, daha önce verdik.

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH