|
16 Mart 1979 1 Huzur ile gelenlere,
yolumuz var diyenlere selam olsun. İçilen su şerbet gelsin. 2 'Oldu olmadı, gördü
gelmedi.' diyene de ki: 'Yazılan olur, görülen gelir, ALLAH'ım verir.' Her dal
ağacın görevini paylaşır. Ağaç dalsız güzel gelmez. Dal olmazsa
meyve vermez. Ağacı; dalı, yaprağı, kökü ile bilelim. 'Hepimizin görevidir.'
diyelim. 3 Görmeyi dilediğin
'Var olsa.' dediğin, elbet görülenden olur. Cümleye derim. Çünkü
düşünülen var olandır. Var olmayanı düşünmek gerçeğe aykırıdır.
Gönül vardır göremesen de, hava vardır tutamasan da. 'Kendin bildiğin
kadar, çok olsun gördüğün kadar.' diyene sözüm: Görülen açık olandır. Her
bilen bilmeyenin yardımcısı olsun. Kement attığın taydan, sevgisi
sorulsun. Sözün verildiği yerde, oyun sorulmaz. 4 "Kaşık ile
geliriz, sofrada bulduğumuzu alırız." dedi, YUNUS'um sözü yönüne
çevirdi: 5 "
'Yönler ayrı mı, sözler gayrı mı?' denilir. Güneşin verdiği, günden
güne değişir. Bir gün önce bildiğin, bir gün sonra aldığın
ile çelişir. Kul, ikisi arasında çalışır. Kulun görgüsü, o zaman
değişir. Her gün aynı olayı düşünen, sadece aynı günü
yaşayandır. Günü günden seçelim, her gün bir adım öteye geçelim. Güzel
çirkin diye tartışalım. Tartışma, doğruya götürür. Bilmeyen
bilene katılır. Güzel çirkin tartışması öylece atılır. Sevgiye adım-adım
gidilir. Sohbetten dedik, doğru olanı verdik. (Doğru olandan murat nedir DEDE’ciğim?)
Dönelim-dönelim, her verileni döne-döne tekrarlayalım. 6 Yapının
temelini çoktan aşmış olduğunuzu göreceksiniz. Duvarlarını
sevinç içinde öreceksiniz. 'Daha önce örmedik mi?' denilir: Temelde birlik,
bütünlüğü korur. Doğuştan gelişen, değerini bulur. 7 'Kaynak nerden?' diyenin ÖZ'ünde, gerçek
vardır sözünde. Kendir lapası yapılsın, kemiğe öylece sarılsın. EYVALLAH. (EYVALLAH kimin için DEDE’ciğim?) s.
için. Çorba içsem diyenin, kaşık elde gelenin yerini, gönülden gördük.
Denilmesin, 'Geldiğimiz gibi kaldık.'" dedi, YUNUS'um yürüdü. (Diğer bir hasta içinde aynı durum varmış.
İlaç ona da iyi gelir mi?) EYVALLAH. 8 Katkımız olursa, etkimiz verirse; bilen
yerini alır. Sayfayı çevirene değil, değerini bildirene söz verirsen;
kendini bulmuş olursun. Her sayfada değişene isim
yakıştırırsın, sevinçli günüm üzüntülü günüm diye. Aşağıda
olanın yukarı baktığına söz eden, yukarı çıktığında, kendine örnek
aldığı yerden döndüğünü görür. O zaman bilmeyene hak verir. Ham
meyveyi yiyemezsin, oluşmadan bilemezsin, görüşmeden sevemezsin.
ÖZ'de, sözde gerçeği çözelim. O zaman diyelim, güzeli bilgimize ekleyelim. 9 'Ayağım çamurludur, çünkü hava
yağmurludur.' diyene de ki: 'Su toprak ile karışır, öylece çamur
oluşur.' Gözde görülen çirkin ile çatışır. Asılda, verginin ta
kendisidir görene. Gamda sözün olmasın, 'Kusur budur.' denmesin. 10 Cümlenize selam olsun. Her sohbette dilenen
yere gelinsin. ALLAH'ıma emanet olunuz. ALLAH'a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|