11 Mayıs 1979 

MEVLÂNA’yım ben!

1 Yerden aldığımız, cümleye sunduğumuz, elbet gönüllere hitaptır, çünkü kainat kitaptır. Cümlenize selam olsun, her kayıt alan, dönüşe uysun. 

2 "Gemiye gelen bilir, tayfayı düzenli bulur, yolunu arayan bilenle yürür. Bülbül ağlamaz, gül eylemez, her gönül ayrıda kalmaz." dedi, YUNUS'um sözü aldı:

3 " 'Konuyu açandan güzeli seçenden olunuz.' diyene de ki: Her konu açılır gönüllere uyarak, her güzel seçilir kainata bakarak. 'Kuş olsam dilediğim dala konsam, deryanın dibine dalsam, kuzu olsam çimenlere yayılsam.' diyenden, 'Olduğu gibi olduğu yerden görsen?' desem, ben mi hatalı olurum, her olana talip olan mı? Elbet hatalı olan yoktur. 

4 Dursam yolun üstüne, sorsam 'Yolcu kimedir?'; dursam hancı yanına, sorsam 'Yolcu nerdendir?' Cevabı bir olurdu. Dal yaprağın dökmese, ağaç kökün sökmese, bulan bilmeyene 'Zorlu.' demese; karda iz görülmezdi, söze sözü katmazdı. (Karda izden murat nedir DEDE’ciğim?) Dost elini verene, dost dilini görene, 'DOST benimle.' diyene; DOST'un selamı olur, dostluk el ele bulur.

5 Çevreyi görelim, cümleyi bilelim, verileni dürelim, kendi kendimize soralım. 'Nerden geldik, ne aldık, ne bildik?' EMİR denilir, ALLAH'ımın sözü edilir. AMİR O'dur ki, EMRİ'ni tutalım, O'nu EMRİ ile bilelim, 'OL!' dediği halde dönelim. Gelmek EMRİ'ndendir dönmek gibi, konuk misali. Yerden göğe bilgi yükü vardır. Elbet kulun gücü tüm bilgilere açık değildir. Ayna sadece seni sana gösterir. Aynada kendini gördüğün kadar bilgiye sahipsin. AŞK dolan gönlün, bilgi dolan ömrün; yapını tamamlar. Kendini kendine sor, kendini bedene sor, kendini sevene sevmeyene sor. Alacağın cevap elbet sana zor. Ne var ki, gönlüne ateş kor." dedi, YUNUS'um yürüdü.

6 Duyan doğuşu bilir, seven uyuşu bilir, gören cümleye verir. Kement atan tuttuğu atta kendine pay alır. Ne atın yargısını, ne sahibinin sorgusunu düşünmez. Koşu atı ile yük taşınmaz. 

7 "Nerden geldim, neden verdim?" dedi, YAHYA söze girdi:

8 "Nerden geldiğim bilene, nerden verdiğim uyana açıktır. Yoğun yapı görülür, her yapının duvarı örülür. Çatının örtüsü sorulur. Alacağın vereceğin, dünyanın sözüdür. " dedi, YAHYA selamını iletti.

9 Kayıt söze verilir, 'Nedir?' diye sorulur. Her gelen kayıtlıdır GÖNDEREN‘in YAZISI'nda. Her gelen, geldiği gibi dönecektir bilinir yazgısında! Aşacağı dert değil, bilmeyi denesin. Ağacın dalına yaprağı, yaprak ile çiçeği yakıştırsın. 'Bez bağlasam gider mi, yolunu bilen güder mi?' demesin. Yeniyi verdiğimiz açıktır. Konuyu yerinde gördüm, ağacı dalı ile övdüm. Her yaratılanı hali ile sevdim, suyun akanını paklayıcı bildim. Yazdığımız gibidir. Kuyunun suyu, değişime uymazsa çöplenir. Her çöp su üstünde toplanır. Sadece kullanılan kuyunun suyu her zaman paklanır. Akan su, değişmeye yer vermez. Çünkü, aynı yerde durmaz. 

10 Aynayı sorana sözüm: Görüyor ise gözüm, elbet bana diyeceği vardır. Danışılanın çerçevesi dardır. Her dört duvar, yapının düzenidir. Geçerli olan, düzenin sezenidir. Almayı bilen çözmeyi dener. Görmeyi dileyene de ki: 'Gördüğün sana değil, ruhuna hitaptır, dünya bilmeyi dilediğin kitaptır. Oku, oku, oku!' Gezdiğin yerde, gördüğün kulda, her hali güzel dersen; gönlün ile çelişkide olmadan söyle. Ayrıntı sevmeyen, ayrı vermez. Halimizi yağmur misali düzende bulalım. 'Sel nedir?' diyene: 'Toprağı yenileyen.' diyelim, sözümüzü öylece bağlayalım. Cümlenize selam olsun.

ALLAH'ıma emanet olunuz.

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH