5 Ekim 1979

MEVLÂNA’yım ben!

1 Yorum açık vereyim, her diyeni göreyim. Aldım elden selamı, yoldan bildim geleni, ALLAH'ım RAZI olsun, cümleniz halde kalsın.

2 “ ‘Kal!’ diyenin sözüne, 'HAYY!' diyenin ÖZ'üne, verdim güzel yüzüne." dedi, YUNUS'um sözü aldı:

3 "Geldim durdum yoluna, baktım cümle haline, yelden yoldan var bilen, aldığından hoşnut kalan kullarına el verdim, cümleyi selamladım." dedi, sözü HACI BAYRAM'a bağladı: 

4 "Gözü göze sorsan bilmez, çünkü bir göz öbürünü görmez, gözden ayrı kalanın sözü kimseyi sarmaz. Bağlı bohça açılır, telli fistan seçilir, nerden nasıl geçilir demeden, yolu verdik, her kulunu sevgi ile sardık. Ona de ki: 'Geldi gelmedi, hal hatır sormadı, bilen elini tuttu, bilmeyenden almadı.' Selamımı gönderdim, dost elinden, dost dilinden ilettim. Soranın sözündeyim, verenin hazzındayım. 'Yol geldim, hal gördüm.' diyenin yardımındayım. Dönüşü almazsa, doyuşu bulur, elbet dilenen olur." dedi, HACI BAYRAM yürüdü.

5 Kaldığımı görseler, verdiğimi bilseler dediğim gün, tarife sığmayan denildi. Arifin yerini destan diye geçildi. Destan geçeni över, arif bilmeyen için dizini döver. Gelişimiz verişimiz tarife açıktır. Daha önce verdik, kapı ardında değil, gönül işinde aransın, verdiğimiz HAK dilinden çözülsün. Aydan yıldızdan geçilsin demedik. Madem var, elbet var, elbet görülür, varlığı bilinir. Yapısına el atamazsın, kainata bir daha gelsen, ip ucunu tutamazsın. Sana verdiğini bilesin, senden beklediğini çözesin. Ne yıldız ne de ay, senin sırrını bilmez, elbet sende de bilecek güç bulmaz. Bilen gören YÜCE'dir, sırrı sadece O'ndadır. Katı verdi diyene sözüm: Asla katıyı bilmem, hiçbir olaya kötü demem. Bilen bildiğini söyler, dünya gününü eyler. Gölge ne sana ne bana, Güneşi bilmeyene, açığa çıkmayana. Doğuşun dedik, yerden göğe her yaratılanı söyledik. Tahta kalem olacak, tahta kağıt verecek, sözü bizden gelecek, kulu bunu çözecek. ÖZ'ü bir sözü ayrı değil elbet. Kalemin de kağıdın da özü birdir, sözde de bir olur. Sadece sözü yazan, neticeyi kendinde bilir. Al dediğim, gösterdiğim, gösterdiğin günden, verdiğini bulduğun dersin. Dört yönde gördüğün nedir? Bildiğin nerdedir? Açık verdik, sohbete açık girdik. Konular gelişir, bilgiler oluşursa; dün verilen bugün genişler, defterde değil, kulun bilgisinde. Dün verilen bugün aynı gelirse, yazının benzerinden değil, okuyanın dizemediğindendir, bilgisinden süzemediğindendir. Demde güzel oluşur, her gün alan gelişir, kulu sadece kendine çalışır. 'Koşuya verebilsek!' diyene sözüm: 'Dün söyledim, bugün yazdım, yarın gezeceğim, her verileni gönül yapımda süzeceğim.' diyesin. YUNUS okudu yazdı, elinde olan sazdı, gelip alanı bilse, sevgisine inansa, elbet elinde kozdu. Her rengini biliriz, ayrı-ayrı görürüz, yeşil renkte kalırız denilir, verdiği gibi sevilir. Çok söz az sözü örtmez, bilenden asla artmaz. Bilmece misali denir, diyene sözüm: Çok sözü alan, az sözde kalanın, sayfasını keser mi? Az dedi diye küser mi? Her olayın tarifi vardır. Kimi az söz ile, kimi çok söz ile anlatılır. Aydın olan değil, her kulu öylece bilir, azdan öze öyle geçilir. Arif gördüğü yerde bilir. Yerden almayı dileyen, yine de rahmetini semadan bekler. ALLAH'ıma emanet olunuz. Güç ile gelenin sevgisinde bulunuz.

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH