10 Ekim 1979 

MEVLÂNA’yım ben!

1 Kuşak belde, güzel halde, gelen yolda bilinir; YEMEN'den sorulan, hakikatte duyulan, 'Yavuz' denilir uyulur. Demde sorulan, kuşaktan dilenilen. Kuşak; hazır olanın bele oturması, topyekûn düzene uyması. 'Yazılı olan, dilden düzeni bulan.' dersem, hayırdır.

2 Genişliği veririm, dörtte/dördü görürüm. Dört denilen, günde anılan, bohça misalidir. Kainatın dermanı dörtte, fermanı dörtte, DOST hali dörtte bilinir, kulun dört hale uymasında, kulluğun gereklerini bulması söylenir. Uyum, doyum, bilim, görüm; sevgiyi getirir. Sözümüz cümleyi açar, kuralı bilen geçer. Gördüğünü bilirsin, bildiğine uyarsın, uyduğunu doyarsın, doyduğundan sevgiye dönüşürsün. Sevginin sınırı olmaz. Kuşak dört halin birleştiği yerde anılır. Çevre dersin, dört köşesini görürsün. Kulluk bağımlılıktır, sevgiye dönüşünceye kadar.

3 Derman dileyen, dörtte aradığını bilsin, kemikten duman almasın. Değişen düzeni buldu. Demde gelişenden, beklenen oluşur. Ona de ki; 'Beklediğin gelir, destan dilde söylenir, adı e verilir. Ceviz yesin durmasın, yerde sözü almasın, 'Bildim.' diye kimseye sunmasın.' Eşine derim, oğula, gelecek olana. Düzenini bulur, gerçeği görür, söz sadece buradadır.

4 DOST'tan selam getirdim. MERYEM. "Candan aldım, candan verdim, cümlede sevgiyi gördüm, bilinen duvarı ördüm, niyazınıza niyazım ile katıldım. Yaprak diye baktığın, bendim. Güzeli severim, güzel hali överim, her dileyenle niyaza gelirim.

5 Yaprak dalda düz gelir, kulu sever söz gelir; yolu HAK'tan olanın, her haline yaz gelir. Geminin direğine bayrak bağladım, güzel huyda olana huzur diledim, gelip giden kuluna sahip çıktım, kemerimi bağladım. Evet. DOST diyesin, HAK'tan gelen her kulunu DOST bilesin." dedi, MERYEM yürüdü.

6 "Atı aldım yöresinden, kulu sevdim töresinden, destan verdim orasından-burasından." dedi, YUNUS'um sözü aldı:

7 "Bahçemde açan güller, cümlede buluşan gönüller; BİR'liği buldurur, kullarını oldurur. Selam olsun sizlere, açılan cümle gönüllere. Yeşille açılır, GARİB'e açık yol geçilir; oyma misali örülür, en güzeli görülür. Düzenin yanıtı, yorumda kanıtı. Karışandan, yarışandan değil, çalışandan alınsın, düzene öyle bakılsın, yeniden gözden geçsin, yeşil renge değer verilsin. Değil. Renk olarak verildi. EYVALLAH. ALLAH'ıma emanet olunuz." dedi, YUNUS'um yürüdü.

8 "Dağdan akan sularda, gelen bütün yollarda, PİR SULTAN sözü alır, oğula düzen verir."

9 "Geldim, gittim, okudum, tezgahta kilim dokudum. Ne sordum, ne serdim, sadece sevgimi sardım." dedi, RABİA sözünü bağladı.

10 Ekli olan çözülmez, sağlam gelen bükülmez, ağaç sağlıklı, yaprağı dökülmez. Kayguya yer yok. Çukur varsa örtülür, taşı varsa dürtülür, ağır gelen tartılır. 'ALLAH'ım.' desinler, O'na havale etsinler.

11 Olumlu geleni verdik. Yorumu sen dilediğin gibi yaptın, dediğim gibi değil. Bir daha okursan, günde verdiğimizi bulursun. ALLAH'ıma emanet olunuz. Dedik, ona da verdik. Doktora. Miyadı verilen, HACI BAYRAM denilen odur. Yönümüz bellidir, kulumuz hallidir. Gelen-gelmeyen denmez, her varolan gelmez. Her varolanın görevi vardır, sadece selamını iletirler.

ALLAH'ıma emanet olunuz.

ALLAH'a ısmarladık. 

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

12 MERYEM sözü bağladı: "Döndü denileni, su ile içileni ayırmasın." Demde dilediğin, yerinde sorduğun, 'Gelen kim?' dediğin. Açılan kapı görülür, seçilen yol sevilir. Her rüyada yorum, sahibine aittir. Gitmekten değil tutmaktan söz edersin, taze alıp bayat satarsın. Olanı olduğu gibi alasın, dilediğin yerde dilediğini bulasın.

13 Gemide bayrak, direk içindir. Her kulu düzenin değişenini ister, ne var ki olana uyar. Her olaya gönül koyma. Yumağın hatası değil. Çiyden aldığını pişmişte bulamazsın, DOST diye güldüğünü, geçmişten soramazsın. Olduğun halde, bulduğun günde seni güldürecek, orman misali RAHMET'i gür getirecek. 'Yumuşak gelmen, yapıdan.' dersek, yumuşak hali kapıdan bulursak; HAK ADI'na uymuş, VEREN'in SESİ'ni duymuş oluruz.

14 'Uymaz.' diye söyleşir, gönlü yaprak misali ballaşır. Güzel günü oluştursun, iki elden bölüştürsün. Kalan yeterlidir, dilenen seçerlidir.

15 Yumuşak hal ile gelen, kayguyu gönlünden silen. Oğula derim. 'Kumaş aldım kadife, gönül verdim sedefe.' diyene de ki: 'Yumuşak yolun yumuşak kulunda düzene uyum görülür, her kaygusu silinir, gözde NUR oluştuğu bilinir, yeminden uzak kaldığı günden yerini bulur.'

16 Yediğinden oluştu. EYVALLAH. Bol yoğurt yesin, gözünü dinlendirsin, aydınlıktan uzak kalsın. Kum yerini bildirir, gözde NUR'unu oldurur, her kuluna buldurur. Genden değil, gündendir. Yeşil örtü ile örtsün, üç gün dinlensin. Hem midesini, hem gözünü dinlendirsin.

ALLAH'ıma emanet olunuz.

ALLAH'a ısmarladık.

17 "Destan yazdım, fistan giydim, aydın günde adımı verdim." dedi, RABİA SULTAN selamını iletti.

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH