|
7 Aralık 1979 MEVLÂNA’yım ben! 1 Gelmiş geçmiş
cümlemiz, sözü bilen, ÖZ'ü gören cümlenize selam ile geldik. Görgüde, sergide
yerinde olanı, 'Umulandan.' dedik. 2 Gayrette sen varsan,
hürmette ayrı olma, seyrine uzak kalma. Dönmek, yerini bilmek değil,
ÖZ'üne gelmektir. 'Olumunu bilene söz gelmez.' diyen, söz edenden olmasın.
Doğuşta hata olmaz. Kendini
bilen, asla söz etmez. Değirmen döne-döne oluşturur, denizde
suyu buluşturur. Her güzel, birbirine yakıştırır. 'Duyan gelsin.'
diyene de ki: Uyan gelsin, gönlünü soyan gelsin, seyrini semaya uyduran gelsin. 3 Dost yerini bilendir,
dost kulunu sevendir, dost ayıbını örtendir, dost eksiğini tamamlayandır.
'Benden değil ki.' deme. Sen, sende olanın, 'Senin mülkündür.' diyebilir
misin? Doyan bilir aşın tadını, doğan bilir güneşin
yakışını, seven bilir YARATAN'ın yakınlığını. 'Güzel, güzel amma
bende değil.' dersen, inkarcı olursun, tozlu yolda gide gide bulursun. 4 "Yaprağın
dizisine, ağacın kozasına el attım, gönlümün şarkısına söz
attım." dedi, YUNUS'um söze girdi: 5 "Düz yolda gönül
verdim, düz dalda ömür gördüm, sevenden sözü aldım, konuya öyle daldım. 'Kader
öyledir.' dedim, ölesiye ördüm, yerde sergiyi buldum. 6 Ay
güneşle batar mı, birbirini tutar mı? Gönül, dostu satar mı? Gel, Gül'e
gidelim, gel seveni sevmeyeni güdelim. 'Doydum, yeter.' diyeni ömür boyu saralım.
Diyelim 'Doyum olmaz, gün-gün aldığın yarına kalmaz.' Sevenin gönlünde
gülleri, asla solmaz. Her sahifeyi açtıkta, her güzeli seçtik te,
'BİRSİN ALLAH.' diyelim, BİRLİĞİ'ne yanalım.
'Sende- bende.' demeden, duyalım doyalım, her gün yeni baştan
alalım." dedi, YUNUS'um yürüdü. 7 Kahreden demde söz gelişir, duman
oluşur. Diyelim ki: 'Gölgede kalamayız, yorumda bulamayız.' Kahır gölge
vermesin, geçici olur bilinsin. Dağda odun sayarsan, sesi alır uyarsan,
unutma kendinde bulduğundur. Açık yolda alanın, açık sözü verenin, her
sayfaya nokta koyduğu görülür. 8 "Destede elim vardır, güftede dilim
vardır, görmeğe gözüm vardır." dedi, KAYGUSUZ sözü aldı: 9 "Yapıya 'Gireyim.' de, kapıyı 'Öreyim.'
de, cümleyi 'Göreyim.' de. Dilersem alırım, dilersem kalırım. Demedim 'Dünya
vermez.', demedim 'Bilen örmez.'. VEREN GÖREN'dir, VEREN SEVEN'dir, elbet
kaderine gülendir, kahrını bilendir, 'Gül.' diye kaygunu silendir. Gel elini
tutalım, güzel güne bakalım." dedi, KAYGUSUZ yürüdü. 10 'Aşamam.' dediği gün, ABDAL'a
güldüler. Gördüler ki, bilenler ölmeden öldüler. Bağış senden olaydı,
ABDAL yolda kalaydı, kim bilir, kim görürdü, yoluna kim yürürdü? Yaydan çıkan
ok misali, vardığını kim görürdü? 11 "ABDAL adım anılır, 'Yuyan.' diye söylenir, el ele
ile bağlanır, gönül AŞK'la dağlanır. Kör kuyu veresiye, sesini
alasıya, 'Yuğdum geldim.' diyenin, sözünü kırasıya. Gel gelincik
tarlasına, gör örümcek ağını, sev üzümün bağını, sev gözümün
dağını. 'Alsam.' dedim sözünü, 'Destan.' desem özünü, kim anar kim
yanardı, kim görmeden kanardı? Gördüm, bildim, geldim, döndüm." dedi,
ABDAL yürüdü. 12 Dayanmak senden olsun, demde yollar
buluşsun. 'Yorgun geldim.' diyenin, HAK'tan şifası olsun.
Andığımız YÜCE'dir, gönüller dolusu. ALLAH'ıma emanet olunuz. Selamın
verildiği yerde, HAK ADI'nı anınız. (Gelincik
tarlasından murat nedir?) Yumuşak halde, niyazlı yolda, gönülden anılan,
BİR'liğe inanılan, anacağı günde yandığı bilinen topluluk. (Bu topluluk, gelmişte mi, hal de mi, gelecekte
mi?) Gelincik her mevsim değil, baharın oluştuğu her
bahar geliştiği bilinen birliktir. Her bahar yeniden gelişir. (Bahardan murat nedir?) Daha büyük
tarlalarda oluşur, tarlaları birbirine bağlaştırır. Çiçek için
sınıf yoktur. Elden gelmezse, el toprağı ellemezse, büyür-büyür. ALLAH'ıma emanet olunuz. ALLAH'a ısmarladık.
|