14 Aralık 1979 

(Sevgili DEDE’ciğim. Geçen sohbette, MERYEM HAZRETLERİ'nin dilinden şöyle bir cümle verildi: 'Açık gelmeyen neden? Doğuşta kendini bileydin söz açık gelirdi.' Bu cümlenin delalet ettiği manayı lütfen açıklar mısınız? (Bu soruyu 23 yaşındaki, Hıristiyan dinini yaymak üzere yola çıkmış guruplardan birinde bulunan İsviçreli u sormuştur.) HAZRETİ İSA'nın TANRI olduğu doğru mudur? HAZRETİ İSA'nın kanı bütün günahları temizleyecek mi? HAZRETİ İSA'nın yolu gerçeğin ve hayatın yolu mudur?)

MEVLÂNA’yım ben!

1 'Gelmeyi denedik, görmeyi istedik.' diyenin, her halde uyuma girenin, görmekten alacağı nedir? Selamımız cümlenize gelsin. Her alan gülsün.

2 "Kundak, yolun sözü olmaz; kuşak, kulun ÖZ'ü olmaz." dedi, YUNUS'um sözü aldı: 

3 "Gülün rengi solar mı, hata diye dalar mı? Bilendendir, görendendir, hali ile verendendir. 'Gel gönül dolusu sevgi ile. Yerini bildir bize. Gel yolunu göster bize!' diyene: Yol, HAKK'ın YOLU'dur, dileyen gelir. Yer HAKK'ın toprağıdır, dileyen bulur. Gönül kapını aç ki, dileyen alsın, seni sevginle bulsun. Somut örnek isteyen, defter kalem süsleyen; yazı sende değildir, sözü bende olamaz. Kul dilerse yürüsün, elbet yolda kalamaz. 'Geçti yağmur.' diyenin, toprağı çamur olmaz; 'Göçtü dostum.' diyenin, elini tutan olmaz. 'Ne demek?' dendi: 'Göçen gelmez.' diyene sözüm: İnkar edene gelmez! Çünkü geleni bilmez. VEREN'in YÜCELİĞİ nasıl gönlünü silmez?.." dedi, YUNUS'um yürüdü.

4 (DEDE’ciğim, kundaktan murat nedir söyler misin lütfen?) Yolun gidişi açıktır. Konu gerçektir. İnkar kundaktır. Bebek kundağı değil. Oymayı dileyen, elde olanı süsleyendir. Güzeli gören, gönlünü besleyendir. Güneşin olduğunu bilen, yıldızları ayı nasıl inkar eder? 'Yıldız olmaz!' nasıl der? Diyen, yolu kundaklayandır! (DEDE’ciğim, yazdıklarınız umumi mi yoksa birine hitap mı var?) Alan bilir.

5 "Dumanı sildik, gerçeği gördük, elbet duvarı ördük." dedi, MERYEM sözü aldı:

6 "Şartı gördüm, yerimi aldım. 'Güzellik, şartsız olmadadır.' dedim. 'Derman, ALLAH'ımı bilmededir.' diye her gördüğüme söyledim. Doğuşu bilen, vergiye uyandır. Vergiye uymayan elbet görmeyendir. Sözümüz açık! Var olan bilinir. Var olanı gönlünüzde bulmak önemlidir. (Dualarıma yardımcı olsunlar.) 'Demde oluşan, niyazlarda buluşan.' dedik, daha önce verdik. Almak değil, uymak önemlidir. Destan yazsan, her sorana okusan, satırları beller, nerde ne oldu dilenen haller? 

7 Görgü güzellik verir. Elbet doğuşa uydu isen. Doğuşa uymak layık olmaktır. Sardın mı her yarayı, sildin mi her karayı, böldün mü aldığın parayı, arkanda toz bırakmadan, elinin kirini kimseye sürmeden? 'Destan nedir?' denilir. Her kulun kaderi yazılıdır. Beklersen görürsün. Değişen olmaz, güzellik bozulmaz. (DEDE’ciğim, herkesin dini de kaderinde mi yazılı?) Doğuş maden ALLAH'ımın EMRİ'ndedir. 'EY NAS...' diye söylenen, bilginize eklenen sözü unutmayın. Kumun vergisi dahi sizedir. Yazılı olduğu gibi. 

8 Kanda gizlenen bedenin yapısıdır. Gönül kanla yıkanmaz! AŞK ile paklanır! Kul 'HAK!' derse, HAK'lanır. HAKK'ı bilen, 'HAK'tan!' diyen, bedenin yapısından geçendir. HAKK'a kavuşan, HAKK'ın izni ile göçendir. Yanılma olmasın, 'İSA nerde?' denilmesin. Dünyada gönüllerde, sanılmasın bedenlerde. Doğduğu günü, verdiği yönü bilendeniz, bildirendeniz. Desen 'senin yanın da mı?' Evet!.." dedi, MERYEM yürüdü. 

9 (DEDE’ciğim, HAZRETİ MERYEM, geçen tebliğdeki 'Doğuş'u mu verdi acaba?) Evet! Gül bahçesine girdim, bülbülü orda gördüm. 'Ağlayan değil, güzele aşık olan.' dedim, sevgiye örnek verdim. Sinek, dalda olamaz; baldan ayrı kalamaz. Pervane ışık arar, aç gelen kaşık sorar, her güzel birbirini sarar. Güzellik ordadır; mertlik haldedir. Arı dahi kendini bulur. Elinle dürtmezsen sakin kalır. Dürtersen elbet kendini korur. Sen onu korunacak hale getirme ki, balını alasın, seve-seve yiyesin.

10 "Tayda elim duracak, ata yüküm verecek, emeğini görecek. Öylece yemeğini vereceksem, alışveriş oluşur." dedi, YUNUS'um yeniden söze girdi:

11 "Atım gücü yeterli ise, elbet yüküm tutacaktır, bana hizmet edecektir. Görevim, onu gözetmektir. Yedirmek beklemektir. Benim verdiğim bana hizmettedir. (Attan murat nedir DEDE’ciğim?) Yoğun çalışan, her yerde verilene alışan!

12 Doğduğu günü bilmiyen, göçtüğü günü güzelliğe doymayan, gelen her kuluna gönlünce veren, kabınca doyuran MEVLANA; aldığını dünya gününde doyasıya verdi. Elbet AŞK deryasında erdi. Diktiği AŞK ağacının meyvesini güne kadar yedi, yedirdi. 'Dost, dost!' dedi, çağırdı. Sese kulak verenler, onu gönüllerinde görenler, çağrısına uydu. Doğdu gördü, aradı buldu. Doğdu yeniden, sohbetlerinizde beraber oldu. HALK EDEN YÜCE TANRI'm, nasibinizi gür verdi. Dost olanı elbet bildi. Dost gelene sonsuz himmet gösterdi. Görgünüz açık olsun. ALLAH'ım cümlenize göstersin. Hürmet sevende olur. Seven kendini bulur." dedi, YUNUS'um cümlenizi selamladı.

13 Aşık çeşmesi akar, her içeni yakar. Yanan deryaya bakar. Cümleniz olsun, deryada bulsun. KADİR olan ALLAH'ım, niyazınızı duysun. ALLAH'ıma emanet olunuz. Selamını gönderenlerin selamını aldık. 'ALLAH'ım RAZI olsun.' dedik. 

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH