18 Ocak 1980
(Bize verilen
bilgilerdeki YEMEN hakkında yapabileceğimiz yanlış yorumlardan
kurtulmak için bu yüce makama neden YEMEN denildiğini bu YÜCE makamın
bildiğimiz dünya Yemen’i ile bir ilgisinin bulunup bulunmadığını
lütfen açıklar mısınız?)
MEVLÂNA’yım Ben!
günü gelmeyen ele ulaşmayandır
her adım sözedir her bilim gözedir ilim özedir
kulun kuldan aldığı kulun kula verdiği-yaprak üstüne, su doldur sen destine. Yola
girdim, gönül gördüm, diz çöktüm postuna. Selam versen dostuna, elden alır
GÜL’den bilirdin, sen de bulduğun yola gelirdin. Cümlenize selam olsun,
her gönülde AŞK kandili yansın bilen bilmeyene sunsun.
2 “Oynadım dalı ile, uyandım hali ile, yürüdüm yolu
ile. Senden benden gelene, HAK ADI’na gülene, selam olsun sevene. Geldim buldum
bileni, yerden umut vereni, hali sergide olanı.” dedi, YUNUS’um sözü aldı:
3 “ ‘Al ile sarıyı görsem, mavi ile moru sarsam,
yeşili yerden alsam, DOST’tan selam getirsem, yaprağı dökülmezdi,
kökü asla sökülmezdi.’ dedi, ALİ sözü DOST’tan getirdi:”
4 “Yer senin söz benim, gördüğün alem cümlenin.
YEMEN’de postu aldık, orda sohbeti kurduk. HAK’tan dilenen sorguyu verdik.
Serden değil, surdandır, toprak değil kordandır. Seveni sarar bilenle
karar, bilmeyeni yorar. Dinden almayı dilediğin nedir? Kendini bilmek,
bildiğin halde bulmak, bulduğun halde her var olanı sarmak. Sarmak
sevmenin alemidir, sevmek AŞK’ın alevidir. ‘KÂL!’ denilen EMRİ’nden
değil AŞK’ında olmaktır. AŞK amire göz kırpmaz, asla
doğrudan kaçmaz.” dedi, YEMEN’de alemin noktasını verdi. Giriş ve
bağış noktası. Duman olmıyan sahipsiz kalmayan nokta YEMEN’dir. Yanılma
olmasın, ‘Kainatta sahipsiz nokta var mıdır?’ denilmesin. Elbet yoktur!
YEMEN’de dumansız bilgi vardır. Oymayı her eline alan oyabilir mi, ehline
versen oymaya doyabilir mi? Olay budur! Dünya üzerindeki değil, kainattaki
YEMEN’dir sözü edilen, gözde bilinen…” dedi ALİ selamladı.
5 (DEDE’ciğim
Surdan murad nedir?) ‘OL!’ diyenden bilelim, YEMEN’de gelişen her
yaprağı sevelim. ‘YEMEN’de gelişen yaprak nedir?’ denildi: DOST adını
andırır, DOST kendini buldurur, DOST gönülleri doldurur. YEMEN’de her
yaratılana yardımcı dostlar vardır. Daha önce dedik. Orda gönüller kordur.
‘Bilmem, bulmam, görmem…’ diyen kördür. Uyan, YEMEN’e yaprak olur, gönlünü orda
bulur. Elbet günü geldikte…
6 Çevre beni alaydı, her el verdiğim DOST
olaydı, yaprak olup geleydi, sevgi çemberini öreydi, ‘YAHYA.’ deyip bilirdi, sözü
öyle bulurdu. ‘Yardım elden.’ diyene, yerden gökten sorana. 'Altın tasta su
arama, saçı hırçın tarama.’ derdim.” dedi, YAHYA selamladı.
7 “Yolu aştım geçitte kalana şaştım.
El verdim koştum, sevgi doldum coştum. Yaydan oku alaydım yolda geyik
bulaydım, ‘Dağınık.’ derdim kalırdım, dersten mahrum olurdum.
Umduğumuz yoldur bizim, sardığımız kuldur bizim, sorduğumuz
HAK’tır bizim. ‘Biz!’ dedik, dizi olduk, ‘Söz!’ dedik, dize geldik, ‘Selamet
size.’ dedik, her halde güzeli gördük.” dedi, HACI BEKTAŞ selamını verdi.
8
(DEDE’ciğim burada geyikten murad nedir?) DOST
ile alışırsın, yol deyip dolaşırsın, her yerde buluşursun,
bilene bilmeyene karışırsın. Geyik ele gelen, bilene dost olan, bilmeyene
post verendir. Seveni süren, sevmeyeni serendir. Yoğun çalışmada
dostluğunu gösterendir. Bilirsen onu, olursun konu, itersen onu, silersin
kanı. Geçip de gidiverse dostluğu itiverse, senden sorgusu olur.
Budadığın her dalı ‘Dikeyim…’ diyemezsin, elbet meyvesini yiyemezsin. Kimi
yeniden yeşerir, kimi ocakta aşını pişirir. ‘Yoğun
çalışma.’ dedik, cümlenizi selamladık.
9 Yoldan gelen yerden bilene denk değil elbet!
Ne var ki ‘Bilene uymayı deneseler,
‘HAK SÖZÜ’dür.’ deseler.’ dersiniz. Temelde bilirler, teferruatta cayarlar. Söz
bizimdir, saz bizde, gönül elbet gülecek yazda. (Gönlün kafesinden murad nedir, açıklar mısınız? Birkaç
tebliğ evvel vermiştiniz.) Gönül serazat olmak diler. Her güle
konar, her çiçeği birbirine sunar. ‘Güzel ne güzel.’ dersin. Ne var ki,
benlik kafesinde dilenen gün gelecek diye demlersin. ALLAH’ım RAZI olsun,
ulaşanı yerden göğe sundursun.
10 'Dağınık.’ diyene de ki: Dağılandan
değil, eğilendeniz. ALLAH’ıma şükür olsun ki, hak olanı
bilendeniz, düğüm denileni çözendeniz. Çünkü eli elde biliriz, HAK
ADI’na her olaya ‘EYVALLAH!’ deriz. (DEDE’ciğim, yazdan murad nedir?) Dost dedik, dost ellere
köprü attık. ‘Karda kışta ulaşmaz!’ diyene sözümüz. Yazda
buluşmaz mı? Kardan kıştan maksat gönüllerdeki oluştur.
Doğunun sıcağı elbet batıya akışır, sanılmasın bilinen
çatışır. Aymayı bilecekler, denileni bulacaklar, elbet olacaklar. Çünkü
HAKK’ın MURADI oluşturmaktır, ne derse desin buluşturmaktır.
ALLAH’ıma emanet olunuz.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH