30 Ocak 1980 İstanbul

MEVLÂNA’yım Ben!

1 Kumda yolumu buldum, yerimi sorana verdim, her sözü HAK ADI’na dürdüm, öylece hayır olanı gördüm. Kayıt düzenden gelir, bilen HAK ADI’na verir. Cümlenize selam olsun, kement dilenen taya atılsın.

2 Kuşak dar gelmez, mendil dilediğini vermez. Yazımız yerini verir, düzende dilenen görülür. Tay, niyettir.

3 “Konuk dilensin, dilenen belensin. DOST ADI söylensin. DOST’tan gelene ‘EYVALLAH!’ densin. Ayrı gayrı değiliz.” dedi, YUNUS’um sözü aldı. Aldı derine daldı:

4 “Hal HALKEDEN’i bilende olur. HALİK kendini kulunda verir. Kul kulda hakikati bulur. Sebepler gerçeğin aynasını açacak. Her açılan kapıdan HAKK’ı bilen geçecek. Kul, dostunu bilenden seçecek. 

5 Suyun aktığı yeri aradım oyun vermedi, yatağını taradım huyun vermedi. Duran suya baktım, kendimi gördüm. Akan su kendinden başka vermedi. Sözü ‘Derya.’ diyeydik, her cümlede duraydık, üçer nokta koyaydık, seni beni denerdik, ‘ALLAH!’ diye dönerdik.

6 ‘Şaşkın kuşa yol, vermez; şaşkın kula huy, vermez.’ diyene de ki: Sen seni bil. Ben beni bilirsem, ben YÜCE’ye yönelirsem, ne şaşkın kuş, ne şaşkın kul görürdüm. Alacağını değil vereceğini düşün! Her kul mutlaka alır, çünkü YARATAN’ı bilir. Vereceğin ilmindir, elbet aldığın bilgindir.” dedi, YUNUS’um yürüdü.

7 “Yaprak da dizi-dizi, sohbetle aldım sözü. Bir elde zeytin dalı, bir elde tuttum sazı. Elbet diledim yazı. Güneş ısıtan olur, ateşini yansıtan olur.” dedi, DOST HAMZA sözü aldı:

8 “Dalgın gelen eli alsın, güzel seven GÜLÜ görsün, kainatta her zerreyi sevsin. Taş taşı eziverir, güzel söz dizi verir, HAK ELİ’ni dileyen adını yazıverir. Güzden kışa gelenler, kıştan bahara geçenler, yaz çabuk gelecektir, ‘ALLAH!’ diyen gülecektir. Genişlik dileyen elinde yün dolayan.” dedi, HAMZA DOST yürüdü.

9 Sandık doluya gider, dostlar yolcuya güler. Gemi dilenen yerde gayret kaptana düşer. Ham meyveyi vermedik, kulda hamlık görmedik. Çevre ne derse desin, kimsenin sevgisine izinsiz postu sermedik. İZİN elbet HAK’tandır! Diledi vereceğiz, ‘HAK!’ diyen her kuluna yolunu göstereceğiz. Çarşıya sepet gerek. Destek, dostun elidir, lalenin dilidir. ‘Postu sersek.’ diyenin verdiği yer gölüdür. EMİR YÜCE’nindir, deme ‘Gün, gecenindir!’ Sabah yakın gelecek, şahit ona gülecek. (Kime söylüyorsunuz?)  Eylemi dilediği yöne çevirmeye çalışan! Koşullar ne olursa olsun, gerçek açık gelecek. Dağılan her dalda DOST hasreti verecek. Altın kapıya gümüş kilit vurulacak. Konuyu yumuşak söz ile alalım. Geçmişi niyaz ile silelim. ‘Yapı benim, kapı senin.’ demiyelim. Tümünü HAKK’ın TECELLİSİ’nde bulalım. Almayı dilediğiniz, sunmayı istediğiniz olay, en mutlu alaydır.

10 Demde gölge silinir, güneş gökte bilinir, ağaç kökten sevilir. Asmayı düze diktik, sevgimizi kökte bulduk. Önce toprağı sonra yaprağı besledik. Toprağı beslemezsen yaprağı süslemezsin, ‘Ne güzelmiş.’ demezsin.

ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH