4 Şubat 1980

MEVLÂNA’yım Ben!

1 Üç yüz elli birden beri açılmayan, güçlüğe katılmayan, güzelden geçilmeyen düzen, günde de geçmez, düzeni YAZAN, çirkini güzeli birbirinden süzmez. Aynayı verdiğimiz odur. Yirmi yıl önce baktığında o yüz ile görürsün, yirmi yıl sonra bakarsan, yine o halin ile görürsün. Demek ki, günü güne göre yaşamak gerek. Dostluğunu dilediğin senden ayrı değil. Gözden değil, gönülden hoşnut ettiğin her olayda önce kendin hoşnut olmalısın. Korkuyu silesin. Yoğurt yiyen yerini bilse, sürüyü takip etmek gerekir. Sorumsuzluk düzene saygısızlıktır. Dostluk denilir her fırsatta söylenilir. 

2 (YUVA’daki celseler sırasında daha kapalı konuşuyorsunuz neden?) ‘Yoğun çalışma gereklidir!’ dedik, daha önce verdik. Düzeni YAZAN hepinize kapıları açacak, dilenen günü gösterecek. Destek dilediğin, dost diye her gün aradığın bilinir. Ne var ki sohbet sofrasında akkuş karakuş diye yön alan, yön sayan canların oluştuğu bilinir. Öyle oldukta, sohbetini dilediğimiz konu sohbet gecesinde yadırganır. Gönülden aldığın, gönülden dağıttığın yalnız benden değil YEMEN’den de söylenilir. Senden gelen olsun, vazife diyen gönülden katılanlara iletilsin, her satırda nokta diye durulsun. Alacağın görevde adın söylensin. Söylenen düzenden ayrı değilsin. Sakınan her kul olumsuz bakınır. Destek olma değil, oluşturulan düzene doğrudan katıl. ‘Çokluğa vereyim, sert gelene sıvayım.’ dersin. Konuda destek olma eylemindesin. ‘Doğrudan katıl’ dedim. (Yani arada sırada değil, devamlı mı onlarla olmam şart?) Sardığın her yara, elbet alacak seni kara. ‘Ne demek?’ dendi. Kar, hem aklanmayı hem rahmetin sembolüdür. Önce örter, sonra toprağı rahmet olur dürter. Günün olayı kışın fırtınasına benzer. Bahar gelecek güneş cümleye gülecek. Fırtınadan kurtarmayı dilediğin yapılar, açarsa kapılar elbet dilediğin olur. ALLAH’ım kulunun dilediğini geç de olsa verir. Aslında vergisi günündedir. Kulun zaman ölçüsü yerine gelmeyen gibi görülür. Açılan değil örtülendir sorduğun. Demden açılan, dağılmadan toplanır. An.

3 MERYEM der ki: “Komşu komşuya sorsa, sevgide kendini görse yolunu dostlar açar, gönlünden güller seçer. Geçici gelen kaynağını bulamaz. Kaynaktan aldı ise yazısını silemez. Gönlün DOST ile dolu. Sevgini kimse bölemez. Demden değişeni ararsın. Değil. (Kanser nedir?) Asi hücre! Değişen düzene ayak uydurmama. Yediğinden içtiğinden aldığın besin, kanındaki gelişmeyi pompalayamazsa düzen bozulur. Hayvani gıdadan nebati gıdaya dönüşürse, bünyede düzen bozulur. Her hücre yapısını aldığı besine göre düzenler. (Demek ki kanserli bedende, beslenme hatası da var öyle mi?) EYVALLAH! Yetenekten veya seçenekten ayrı değil. Koruktan üzüme oluş gereklidir. Her yaşayana ölüş gereklidir. EYVALLAH. Geçici denilen değil elbet. Ne var ki, kaygunun yeri görülmez. Eğmeye değil saymaya yönelince, hatalı yazı görülür. Hayır. Kervandan her alan merkebe yön vermez. Çünkü merkepsiz kervan olmaz. Olumsuz gelen yok. Destek olur, gücünün kesilmesini önler. Süt, verilenden yeterlidir. Sütü bol alsın. Ayağını yerde devamlı tutmasın. Gücünden aldığı için geçenden değil. ALLAH’ıma emanet olasın. Verdiğimiz demden andığımız odur. Aslına dönüşmeyen her parça kendini yeniler. Öyle olunca kayguya yer yok. Yenileme gücüne sahiptir. Senin. Asla, sadece birikim. Yağ birikimi. Elbet olur. Kendini yeniler dedik ya. ‘Eskiyi yenileyen nedir?’ Taze kan. (Yani doğa gibi, bizler de yenilenmekteyiz mi, demek istiyorsunuz?) EYVALLAH! Değişen havadan gerginliği bırak, kayguyu sil. ‘Çok iyiyim!’ de kendini öyle bil. ‘ALLAH’ım dilenen günü tez göstersin.” dedi, MERYEM yürüdü.

4 Yastık senden yorgan senden, gönül elbet ALLAH’ımdan. Yaprak oldu dökülmez, kökü asla sökülmez, dalı delice budanmaz. (Daha ne kadar beklenilecek? Artık gücüm kalmadı) Söyledik. ALLAH’ım dilenen günü tez göstersin.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH